Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2948
 

Yanlış yoldasın!

Yanlış yoldasın!
 

“Dağın tepesine, aynı yöne doğru birçok yol vardır...

Dolayısıyla hangi yolu seçtiğinizin çok da önemi yoktur...

Sadece zamanını kaybeden, dağın çevresinde koşup duran ve...

Herkese gittiği yolun yanlış olduğunu anlatan kişidir...” Hindu Öğretisi

Tekâmül yolu ve yolculuk kişiye özeldir. Kişi kendini bilme, kendini olduğu gibi görme, izan terazisindeki ahengi sağlama, idrak etme, gelişme ve yaşarken değişme yolunda hangi yolu ya da yolları seçtiyse kendinden de özgünlük katarak bu yolda özgürce yürür. Amaç, kendini bilme ile gerçekleştirilen olumlu yönde değişim ve nefse hâkimiyettir. Hindu öğretisinde geçen sözdeki gibi bu yoldaki en büyük tehlikelerden biri durmadan yolcunun karşısına çıkan ve ona “Yanlış yoldasın!” diyen kendince tüm yolların erbabı densiz şahsiyetlerdir. O, “Kendini Bil!” sözünü “Ben senin için de bilirim, zahmet etme, fazla düşünme, yorma kendini”, “Sen bekle ben hemen seni de senin için bilip geliyorum...” olarak algılar. Sürekli yönlendirme, keskin ahlakçılık, genel geçer yaşam biçimi dayatması gibi her enstrümanı kullanmada ustadır. “Ben senin iyiliğini düşünüyorum...” söylemini de kullanır. Güzel ahlak ve erdem sahibi olmak insan gibi insanın yola çıkışının alt yapısını hazırlar ancak dayatmacı ve aşırı ahlakçı söylemi kullananlar için ise Nietzsche’nin şu sözü unutulmamalıdır: “Ahlak ve erdeme ilişkin her sözün ardında bir sahtekârlık ararım.”

Üstüne vazife olmayan her konunun istenmeyen rehberidir. Yolcu ona yolunda rastladığında eylemlerinden ya da söylemlerinden faydalanamaz. Neyin yanlış olduğunu dogmatik olarak dile getirirken, yerine bir öneride bulunamaz. Ya kendi seçtiği yolun ne kadar doğru ve tek olduğunu dayatmaya çalışır ya da sadece kaybolduğu yolda çözüm üretmeden fasit daireler çizerek hayırcı tavrı ile sürüklenir durur.

Söylevlerinde ağzını doldura doldura pazarladığı erdemlerin eyleme geçirme bölümünde ciddi sıkıntı çeker. Yaşamı bir güzel söz söyleme sanatı zanneder. Eylemde, niyette ve düşüncede de bu birliğin sağlanması gerekliliğini ise ıskalar. Tek dönüştüreceğinin kendisi olduğu bilinci işine gelmediğinden herkese sirayet etmeyi, karışmayı kendine hak görür.

Ölçülü ve dengeli olmadığından kendini insanlığa ışık saçan bir nur kaynağı gibi görüp herkesin yaşamına müdahaleyi bir vazife sayar. Bu acınacak şahsiyetin kararttığı hayatlar da maalesef çoktur. Kendi yolunu belirleyip bu meşakkatli yolda yürüyeceklerine kitleler, kendi nevi şahsına münhasır bu yol kesicilere biat etmektedirler. O, onlar için düşünür ve onlar için karar verir.

Tekâmül yolunda ilerleyen herkes birbirinden bilinçli ya da bilinçsizce etkilenebilir. Herkes birbirinden bir şeyler öğrenir. Yanlış olarak algılanan bir davranış da kişi için çok öğretici olabilir. Tamamlayıcılık ilkesi dışlama, reddetme, inkârcılık ya da göz ardı etme ile başarılı olamaz. Kişiye doğru gelen, aklının önderliğinde düşünerek, sezgisine danışarak, vicdanında tartarak bu yolda yürümektir.

Yol kesiciler her zaman olacaktır. O, birey ile Tanrı arasında bir yer işgal ettiğini zannettiği bir halüsinasyon görmektedir. Neyin nasıl olması gerektiğini, hangi durumda nasıl davranmak gerektiğini bizler için düşünüp, hazırlayıp hatta alt yazı olarak verip bize söyletmek isteyen, özün hürlüğünü sizi çok sevdikleri için çiğneyen yol kesiciler her daim yolunuza çıkacaktır.

Tekâmül yolunda elbette ki bir dost diğerine yardımcı olmak için içtenlikle çabalayabilir. Hatta elbirliği ile bir bayrak yarışı gibi bu yolu, güçlükleri ve engelleri atlatmak daha da güzeldir. Birlikte güçlenerek birliğe kendimizce ulaşmak, her yönümüzü tanıyıp onunla yüzleşmek, gerekirse kabul etmek, beğenmediğimiz yönlerimizi törpülemek doğaldır. Kendi kendimize açtığımız savaşta yerimiz her zaman dinamik dengedir. Objektif bakılabilirse, kendimizi bizden başka kimse daha iyi bilemez sadece bize ayna olarak, bizi yansıtarak kendimizi tanımamıza yardımcı olabilirler.

Yol kesicinin açgözlülüğü ve kibri onu farklı bir tahta oturtur. O, kendini bilme yolunu bile bir yarış haline getirebilir. Özünü bulma yolculuğu onun için bir başkası ile yarış olmuştur. Koyulduğu yolda kimsenin yürümediğini fark edince çember çizerek diğerlerinin yoluna yön çizmeye kalkar. Beklenti onu besler. Her hareketi, eylemi, düşüncesi beklenti iledir. Özden öze iletişim kuramaz. Faydacı beklenti ile sürekli ister durur. Hatta kendine isterken, diğerine de olumsuz düşünür. Bir fıkrada anlatıldığı gibi : “Cinin: “Dile benden ne dilersen ancak komşun iki katını alacak” sorusuna “O zaman bir gözümü kör et” aşağılık söyleminin temsilcisidir.

Huzur kaçırıcı, hegamonik bu şahsiyetleri kendi deli sarmallarında bırakıp kendi özgün ılımlı yollarına devam eden tekâmül yolcuları, önce farkındalık sahibi, gerçek birer birey olup sonra da toplum içerisinde kendilerine biçtikleri görev bilinci ile çalışmaya devam edeceklerdir. Yaşamın ritmine ayak uydurup, gününü değerlendirerek çaba sarf etmek önemlidir.

Karışmak, zorlamak, yönlendirmek yerini paylaşmak, konuşmak, akıl yürüterek, düşünerek birlikte doğruyu bulmaya bıraktığında kişisel gelişim ve tekâmül yolculuğu katkı verenlerin zenginleştirmesi ile daha da zevkli hale gelecektir. Hararetle söylenen: “Ben biliyorum, bunu size ispat edeceğim, sadece benim dediğim doğrudur, benim gittiğim yoldan beni izlemelisin...” ya da “Tamamen yanlışsın, ben konuşurum ancak seni dinlemem...” şeklindeki sakat kestirip atma yaklaşımları yerini “Seni aktif olarak dinliyorum, sonra fikirlerimi paylaşacağım, bu güzel etkileşim sonucu umarım daha iyi ve güzele birlikte ulaşabiliriz.” tavrına bıraktığında kendimizi geliştirmenin keyfine daha da varılabilinecektir. Bu da zaten elbirliği ile sevgi ve bilgeliğin evrensel yolunda, akıl ve basiret birlikteliğinden oluşan ferasetin ahenkli dengesinin yardımıyla yaptığımız özgür seçimlerimizle iyi, doğru ve güzele yönelik uzun soluklu bir yürüyüştür.

“Sana katılmıyorum; ama fikrini söyleyebilmen için canımı veririm.” Voltaire

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi soruya geçmeden, anlatılandan anladığım kadarıyla, yol kesici olmamak için onunda görüşlerine kendisi için doğru olduğu kabul ederek saygı duyup ortak bi karar sağlanmalıdır. Sanırım bunda hemfikiriz. Ben sevdiğim kişi/kişiler hariç kimsenin düşüncelerine karşı çıkmam, sevdikleriminde fikirlerinede saygı duyar onları dinlerim. Kendi fikrimi sunarım uygulayıp uygulamamak yine kendilerine kalmıştır. Fakat birde gerçekten çok sevdiğiniz bir insan olur ki onun en ufak bir zarar görmesine bile tahammül edemezsiniz, onu kendi kaderinede bırakamazsınız. Siz sevdiğiniz bir insanın eşinizin,sevgilinizin yada en yakın dostunuzun yanlış bir düşünce eğiliminde olduğunu farkettiğinizde tepkiniz nasıl olur ? Fikir veriyorsunuz, uygulamıyorsa ve hatta daha acı vericidir bundan zarar gördüğü halde bunun verdiği kararlardan olduğunu idrak edemeyip sizin verdiğiniz fikirleride hiç umursamayıp kendi bildiğini okuyorsa! Sizin yol kesici olmak(!)tan başka yapacağınız ne vardır, onu bırak

Serkan Özkan 
 01.07.2011 13:50
Cevap :
Elbette değer verdiğiniz insanlar için bazı tesbitler paylaşılır. Fikrinizi hatta bazen ısrarla yenileyebilirsiniz de ancak onun yerine düşünmek, onun için en iyisini bildiğini her konuda iddea etmek ayrıdır. Ben şu kitabı okudum biliyorum bu iyi, okuduğun kötüdür onu okuma tarzı yaklaşımdan bahsedilmiştir çalışmada. Oysaki iş önce kendini bilmekten geçer. "Ben seni senden daha iyi bilirci" nin saptığı sözde guruluk yolu eleştirilmektedir.  02.07.2011 13:57
 

Bu tür felsefi yazıtlara çok değer veriyorum, sormak istediğim birkaç soru olacak aklımı kurcalayan. Başta ''yol kesici'' terimine katılmak istemiyorum :) Bir insanı seviyorsanız ona ışık tutmak fikir vermek istersiniz; hatalı olduğunu, yaptığı şeylerin ona zarar verdiği halde onun fikrinden vazgeçmeyişine karşı koymak istersiniz. Her insanın kesinlikle kendi fikri yanlış dahi olsa ona göre doğrudur ki tekrar ediyordur. Sevgilinizi düşünün, ondan vazgeçemiyorsunuz, yaptığı şeylerin hatalı olduğunu görüyorsunuz, onun sizin düşüncelerinize hiç hitap etmediğinide bilmenize rağmen ondan vazgeçemiyorsunuz... (Bahse çıkacağım yol bu :) ) Ona fikir vermek ne haddime tabiiki her insanın kendine özgü doğruları vardır. Keza savunulanın savunanla düşüncelerinin çakıştığı noktada savunan bence yol kesici tanımıyla anılmamalı. Nietzsche'nin ''Ahlak ve erdeme ilişkin her sözün ardında bir sahtekarlık ararım.''sözünü bence iyiliği için söylenen sözlerin birde kötülük için olabileceği ihtima

Serkan Özkan 
 01.07.2011 13:23
 

Birkaç sene öncesine kadar herkese bol keseden akıl dağıtır, en doğrusunun ne olduğunu anlatırdım. Yine böyle bir akıl dağıtma seansından sonra, birden kendimi kötü hissettim ve düşünmeye başladım. Neden benim fikrim en doğrusu olsun? Ben hayattı diğerlerinden daha fazla mı yaşadım? Ben herşeyi, herkesden daha iyi nasıl bilebilirim? Vs vs vs... Yine akıl dağıtıyorum ama bir farkla eğer bana fikrimi sorarlarsa! Ve hep şöyle bitiriyorum: "ben olsam böyle yapardım ama tabii içinde bulunduğunuz şartları en iyi siz bilirsiniz. Ve bu şartlara göre en doğru kararı da siz verirsiniz." Aynı yöntemi kendime de uyguluyorum. Diğerlerini mutlaka dinliyorum ama son kararı kendi olanaklarım dahilinde veriyorum... Yine çok aydınlatıcı bir yazıydı. Teşekkürler. Hoşçakalın.

Feyhan 
 12.01.2009 23:55
 

:) yazınızdaki gibilerle yolum çakışmadı dersem yalan olur. bazen yanlışı bana ayna tutmak için mi bilerek yapıyorlar, bu kadar gelişmemiş olamazlar dediğim bile oldu. ama ego, farkındalık yolunda yürüyenlerin de, kendileri gelişirken de, yine de öyle kolay kolay peşi bırakmıyor. hatta daha da büyüyor. bilgiyle beraber, çok zarar verici olunabiliniyor maalesef. kendimi de ayrı tutmuyorum. hep dikkat, aman dikkat diyorum.

Arzu Pınar 
 05.01.2009 16:25
Cevap :
Kesinlikle...Güzel katkınıza teşekkür ediyorum...  05.01.2009 20:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 241
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 31656
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster