Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
272
 

Hayatın Piyangosu

Hayatın Piyangosu
 

Hayat şansa bırakılamaz


Piyango da ne ola ki diye düşünmüşseniz,

Neden bilet almalıyım diye düşünmüşseniz,

Piyangonun millisi olur mu diye düşünüp, almamışsanız bilet ve sabah sıralı tam listede numaranızı aramamışsanız, belki de hayat piyangosu size vurmuştur diye düşünüp kendinizle gurur duyabilirsiniz.

Hayatı şans unsuruyla yaşamak yoksa dünyanızda ve kazanmak için tek unsurun şans olduğunu düşünmüyorsanız eğer, 2008 de sizin için yokluklarla yoğrulmuş başarılarla geçecek demektir.

Ve hiç şüphesiz; yokluklar ve yoksunluklarla övünmek de bir yaşam felsefesinin ürünüdür ancak bunu piyangodan medet umanların anlamasını beklemek saflıktır biraz.

Başarı ve kazanma kavramlarının şansla açıklanamayacak kadar teferruatlı anlamları olduğunu bilecek kadar şanslı iseniz, zaten piyangoya da ihtiyacınız yoktur.

Toplumun kazanç ve başarı olarak saydığı çoğu olayın, bireylerin farklılıklarıyla örtüşmediği ve bireysel kazanımların, çoğu zaman başarıya giden yolun anahtarı olduğunu kulağınıza küpe etmişseniz ne mutlu size.

Piyango ve loto gibi tesadüfi olaylarda gerçekten şansın rol oynadığını bilmeli ama hayatını şansa bırakmayacak kadar da şanslı olmalısınız.

Çünkü hayat bir piyango değildir.

Başarısızlık karşısında direnmek veya vazgeçmek; insanlara verdiğimiz tepkinin, onların bize verdikleri karşılığı belirlemesi gibi birbirine girift birçok faktör, benzer bir çok durumda, neden çok farklı sonuçlar elde edildiğinin en iyi açıklamasıdır.

Aslında insanın en büyük şansı kendisidir.

Ama kendinin farkında olmayan insanlar, başarı ve başarısızlıklarını şansa bağlama eğilimindedirler.

Aslına bakarsanız milli piyango bileti almak yerine bir Dostoyevski kitabı almanın çok daha anlamlı olduğunu bilmemiz gerekir.

Ve kitabı anlayıp hayatınızın ışığı yapmanın büyük ikramiye kazanmaktan çok daha büyük bir ikramiye olduğunu öğrenmek için çok sular geçmesi gerekmemeli köprünün altından.

Her an bir başka piyangoyu beklerken kaybolup giden yılların nasıl da anlamsızlaştığını öğrendiğinde insan çok da geç olabiliyor çoğu zaman.

İş, hataları yaptıktan sonra bunların deneyimlerini paylaşmak ve çok geç olduğunu görmek değil, sağduyulu öngörüler ve bilinçle hareket edip, hataların en asgariye indirilmesidir aslında.

Bu yüzden milenyumda hayatımızın merkezine yerleşmeye başlayan; hayatın tesadüflere bırakılması ve şans kavramının çoğu hayatın belirleyici unsuru haline gelmesinin de önüne geçilmeli.

İnsanlar, şans ve dış etkenlerden en az etkilenecek bir donanımla kendilerini donatmalı ve hayatın esas piyangosunun, hayatın kendisi olduğunu öğrenmeli artık.

Hep başka bir yerden piyango bekleyip, savrulan hayatların, kazanmak ile kaybetmek arasındaki farkı bile öğrenme şansı olmuyor çoğu zaman.

Ve her kazancın kayıpları da beraberinde getireceği gerçeğini.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 02.02.08
 
 

21. yüzyıl çok hızlı, yetişmek için çabalıyoruz. İletişim/iletişimsizlik araçlarına yabancıyım ve bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster