Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '15

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
40
 

Yaşar Kemal ölmez ki !!!

Bazı insanlar vardır ki hiç ölmezler. Çünkü insanların kalbinde, düşüncesinde varlıklarını sürdüren eserlerinden esinlenmeler kalmıştır. Bir Beethovenin eserleri bir çok müzük severin kulağında yaşamaktadır. İstanbulu görenlerin zihinlerinde Mimar Sinan yaşamaktadır. Nasıl ki Yunus Emrenin mısraları halkın arasında manılermiş gibi söylenir durur. İşte Yaşar Kemalde öylesine bütün dünyada İnce Mehmedi ile hafızalara yerleşmiştirki onu ölümsüzleştirende onun düşünce ve duygularının iletisini muhafaza etmeleridir.

Cenazesinin ardından uçakla Kölne dönerken 10000 metrelik bir irtiaya varınca uçak aklıma Yaşar kemalin insanlara , çiçeklere, kelebeklere bakışını hatırladım. Demekki o normal bir insan gibi insanların ruhiyetını algılamıyor, deşifre etmiyor o irtiadan algılarını bize iletmek kabiliyetine haiz di. Bir gözünü bir kaza neticesi küçükken kaybetmişti. Ona rağmen, babasını o daha 4 yaşında iken katledilirken gözlemlemişti. Daha sonra çektiği acılar, yaşamındaki güçlükler onun kafasındaki güzel düşünceleri darb edememişti. Konuşmlarında , öğütlerinde GÜZEL kelimesi baş mahlastı. Hani derlerki bir çok terörist için: Onlar cemiyetten dışlandıkları için böylesine canileşiyorlar. Son Paristeki katliamada böyle bir gerekçe gösterilmişti. Eğer dış etkenleri hep o mecraya sokuyorsa Yaşar Kemal’inde terörist olması lazım gelirdi. Aksine o çektiği yoksulluğun, acıların neticesinde HUMANİST, komunist oldmuştu. Eğer o yoksullukları çekmesydi onlara empati kurabilir mi idi. Hiç ağzından düşürmezdi fakiri, fukarayı , öksüzleri, yetimleri düşündüğünü ,Diğer taraftanda dünyada ki güzelliklerden bahsetmeyi. En mühim öneriside UMUDUNUZU kaybetmeyin derdi. O umudunu, demokrasi düşüncesini hiç unutmadı. O sözleri ve yazıları ile , öğütleri ile insanlara direnci öğretti. Onun hakkında anılarını yazanlarda hep ayni sözler var. Bir nevi yaşam eliksiri, bir umut injektörü aşılaması yapar gibi.

Londraya ilk vardığımda dostlara, akrabalara birer bayram tebriki kartı göndermiştim. Bayram sabahı heyecanla beklediğim cevabları alamyınca bayram tebrikleri yazmağa küstüm. Vaktaki bir bayram sabahı saat sekizde Yaşar abinin tebrik telefonunu alınca kendime geldim. Zaten anneminde nasihatı idi ‘’ Ne kimseye küs, nede sıkı fıkı ol.’’ İşte o gün eşim dediki’’ Senden büyük, hiçte dindar olmayan abin seni aradığona göre sende dostlarını bayramda, seyranda aramağı, tebrik etmeği ihmal etme. O davranışı benim için bir yaşam öğüdü idi.

İsviçrede bir dağ köyünde tesadüfen buluşunca ormanda yürüyüşe çıkmıştık. Eşi Ayşe abla ve benim eşimde bize refakat ediyorlardı. Çiçekler topladık. ‘’Şu kelebklere hayranım ‘’ diyince .’’Bende onlar hakkında çok yazdım’’ dedi. Geçen sene her İstanbula geldiğimde bir kaç kere buluştuk. Bir seferinde kendi eliyle hazırladığı Adana kebabını ikram etti. Bu bir zerafet örneği idi. Elli senelik evlilik gününü kutlamak için Büyük kulüpte beraberdik. Hasta olmasına rağmen eşini alıp gelmişti. Bu ne vefa örneği idi bence. Bu gibi anılarımı yazarken görüyorum ki yazarların çoğununda öylesine insani ilşkilerdeki titizliği mıh gibi çakılmış beyinlere. Bu meyanda en güzel anılarını Mehmet Altan yazmış. Nede olsa babasından tevarüs ettiği yazarlığı var.

Bir kritik yapmaktanda kendimi alamayacağım. Anti-Aging prensiplerinden biride 60 yaşını geçenlere akciğeri enfeksiyonlardan korumak için on senedebir Pnömovax aşısı yapılmasıdır. Bunu ona duyurmadığımdan dolayı kendimi suçlu arz ediyorum. Türkiyede bunu bilmeyenler affedilirde, bilipte ihmal edenlere üzülüyorum

Tekerlekli sandalye ile camiye girerken bir çok tanıdık gazeteciye ve politikacıya rastladım. Selahattin Demirteşa bir arzumu ilettim. Yaşar abinin siyasi düşüncelerini en iyi bilen eşi Ayşe Ablayı İstanbuldan birinci sıradan aday göstermesi. Kürt isyanlarını osmanlıda 1808 de başlatan Ayşe hanımın ecdadı BABAN ailesidir. Ayrıca o USA da yetişmiş bir akamedisyendir ve Bilgi universitesinde hocalık yapmaktadır. Partinize ve meclise bir kalite katma kabiliyetinde entellektüel bir kadındır. Şayet kendiside isterse. Çünkü Yaşar Kemalin fikirlerini, düşüncelerini aktarma imkanı en çok onda vardır. Bu temennimi Ayşe hanıma söylerken o sadece gülümsedi.

Alman nobelli yazar Günther Grass gibi, Fransız siyasetcisi Mitterrand gibi dünyanın dört köşeesinde en üst seviyedeki şahsiyetler onun dostluğunu aramışlardır. Aldığı ödüllerin haddi hesabı yoktur. Onun eserlerini, ödüllerini teşhir edecek bir müze açılmasınıda Ayşe hanıma teklif etmiştim. Livanelli baş dostu idi. Onunla ‘’Yaşar Kemal’i sevenler derneği kuralım teklifini yapmıştım.’’O hergün , her sabah Yaşar abiyi ararmış. Bir gün dedim ki: Ben Livanelliyi kıskanıyorum. ‘’ Ne yaparsın, onu parası çok ‘’ dedi. Orhan Pamuk hakkındaki fikrini sorduğumda ‘’ Çok çalışkan dedi’’ Fazla bir değerlendirmeden kaçındı zannediyorum. Geçen senelerde yayınladığım biyografim hakkındada ‘’ Kitabın ismini çok beğendim ‘’ dedi . Kitabımın adı ‘’ Serindi benim mavilerim.’’

Onu hakkında yazmağa başlayınca nokta koymağı insan eksiklik sanıyor. Onun gibi bir ÇINAR olmak için yazarken ne yapmalı diye naif bir sual sorduğumda ‘’Onu bende bilmiyorum’’ deyip kesipatmıştı.

Allah rahmet eylesin. O zaten ölmediki milyonların yüreğinde taht kurmuştu.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 70
Kayıt tarihi
: 31.05.13
 
 

Emekli Tıp Doktoru ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster