Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '20

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
62
 

Yazarlar Ne Anlatmaya Çalışır?

 

En sık aldığım sorulardan biridir benim de “Neden yazıyorsun?”. Bu kimi zaman “Nasıl yazıyorsun” a evrilir. Çünkü en büyük merak unsurudur insanların anlatmak isteyip de anlatamadıklarını anlatanların bu işi nasıl yaptığı. Her birimiz bir kitap sayfasında ya da satır arasında kendi kalbimizi bulduğumuzdandır bu büyü.

Benim yazarlık serüvenim çocukluğumda başladı aslında. Kendimi bildim bileli hep yazdım. Sonra bu önce eğitim sektöründe yazmaya evrildi, arkasından çocuk kitapları geldi, sonra da hayatın sihriyle ilk romanımı yazdım.

Parmak Ucunda Aşk benim ilk romanım. Ondan önce yazdığım iki çocuk kitabını saymazsak, gerçek edebiyat anlamındaki ilk deneyimimdi. Her yazar, kaleminden dünyaya akar. Ve her yazar, kalemiyle dünyada akar.

Parmak Ucunda Aşk’ta ben ne anlatmaya çalıştım? İlginç bir öyküsü var aslında A7 Kitap’la okuyucuyla buluşan ilk romanımın. 2004 yılında başlayıp 2015’te tamamlandı çünkü. Hayat yazdı aslında Parmak Ucunda Aşk’ı. Ben aracıydım. Anlatmak istediğim ilk şey de buydu zaten aslında.

İnsanın, dünyaya aracı olduğu.

Görünmeyen bir düzlemde birbirimize görünmez iplerle bağlı olduğumuzu sakladım Rose ve Emre’nin hikayesine ben. İnsanı, insanın biricikliğini, özünü, özde bir olduğumuzu, aynı acılardan, ortak sevinçlerden, paydaş korkulardan geçtiğimizi ve her birimizin aldığı her nefesin nasıl da sihirli olduğunu anlatmaya çalıştım.

Kimliklerimizin nasıl da eşsiz, nasıl da farklı ama nasıl da bir olduğunu, evrensel bir İzmir-İstanbul öyküsüne gizlerken, aslında Türkiye olarak içinden geçtiğimiz tüm toplumsal olaylara da ayna tutmak istedim. 2010 Kültür başkenti olan İstanbul’daki saklı güzellikleri, İzmir’in sihrini, dünyadaki güzel ve iyilik merkezli insan kalbini, Suriye meselesinde denizlerde kaybolan hayatları paketlediğim bir öyküde, sevginin iyileştirici gücünü anımsatmak istedim.

Çünkü tüm yazarların, bence toplumdaki ilk rolü insanı insana anımsatmak. Tonlarca duygudan geçip gittiğimiz dünyanın gerçeklerinde, birbirimize ve bir diğerine kelimeler aracılığyla dünyadaki rolümüzü ve görünenin ötesini anımsatmak.

Bir kurguda, en çok verdiği mesajın ne olduğuna dikkat etmek ister çoğu yazar. Çünkü isteriz ki izi kalsın bir başka kalpte. Tanınmaktan öte, “anlatabilmek”tir derdi yazarların. Kendi bildiği bir sırrı, bir başkasının anlamasını sağlayabilecek kadar o ruha dokunabilmek. Kendi ilhamını başkasının kalbine aktarabilmek.

Yazarlar, en çok da bunun için yazarlar. Anlaşılmaktan daha çok, bir başkasının dünyayı anlayabilmesine vesile olabilmek. Yalnız hissetmemesine, birlik duygusunu anımsamasına vesile olabilmek. Ne kutsaldır tanımadığın başka bir kalbe dokunabilmek. Dünyayı, yaşamı, görüneni, görünmeyeni, hissedileni, gizemi, sihri, varoluşu anlatır yazarlar.

Bir acıyı ölümsüz kılmak, bir duyguyu aktarmak, bir mesajı iletmek ama ne olursa olsun yüzyıllar arasında bağlar kurmaktır misyonları yazarların.

Hepinize merhaba, ölümlü dünyada yaşamın sihrini ölümsüz kılan güzel dostlar... Kelimelerde buluşmak üzere!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ara neden yazıyorum soruma aldığım güzel bir cevap oldu blog yazınız ve izlediğim kelebek ve dalgıç ta renk kattı ..teşekkürler

jale kasap 
 07.09.2020 21:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 22.03.18
 
 

18 Haziran 1985 İzmir doğumludur. İlkokul,ortaokul ve lise öğrenimini Özel Çakabey Koleji'nde tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster