Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
581
 

Yelkenlerimizi açıp gidelim: Hayal dünyasına bir yolculuk yazısı

Yelkenlerimizi açıp gidelim: Hayal dünyasına bir yolculuk yazısı
 

Hiç bunaltmayan ve hiç üşütmeyen bir gecede...yani vücudum son derece hafiflemiş ve hiç bir noktasını hissetmiyorken demek istiyorum. Çünkü ağrılar, sızılar vücudumuzun bize gönderdiği uyarı sinyalleridir ve bu sözünü ettiğim an bunların hiç birinin olmadığı bir zamandır işte...bilmem anlatabildim mi? Ağrısız, sızısız, ürpertisiz...

Ay ışığının sisli gölgelerin ardından süzülmesini seyretmeye başladığımda farkettim, kalbimi uzun bir yolculuğa göndermiş ve bekliyormuşum dönmesini meğerse.

“Döner mi acaba?” diye sormaya pek cesaret edemesem de henüz vücudumu hissedemediğimden olacak...kalbimin yerinde olmadığını düşündüm.

Bu “yerinde olmama” durumunu bir defasında daha hissetmiştim. Uzun zaman önce bir akşam kırmızı şarabımı* doldurmuş içiyorken...ve onu düşünüyorken farketmiştim ki kaybettiğim tüm aşklarımı düşünüyormuşum meğerse.

Sonra kalbimi bir yoklayınca anladim ki yerinde duruyormuş. Elimi usulca göğsümün içine sokup, hissetmeye çalıştım atışlarını...atıyormuş.
Derinden ve yavaş.
İlişmedim daha fazla hemen çekip çıkardım elimi...çok daha fazla kanatmadan.

Sonra gözlerimi ay ışığının yansımasında ama denizin de pek bir ortasında süzülüp giden yelkenliye çevirdim.
Ne kadar sessiz!
O da derinden ve yavaş gidiyor...sanki kalbim olmuş.

Yelkenlerinin beyazlığı dikkatimi çekti.
O kadar beyazdı ki hemen yanlarında suya batıp çıkan o koca balığı görür gibi oldum. Dikkatli bakınca emin oldum...evet kocaman bir balık takip ediyordu yelkenliyi... “neden acaba?” diye düşünmeden edemedim.

Sonra aklıma şu profesörün anlattığı balık geldi. Bu balık karnına yapışık bir takım mikro organizmaları taşıyormuş. Diğer canlıların aksine karanlıkta avlanmak yerine böyle aydınlık gecelerde avlanmaya çıkarmış. Bu aydınlık gecelerde üzerine düşen ışığa rağmen gölgesi denizin dibinde hiç olmazmış. O karnındaki mikro organizmalardan yayılan ışıltılar ya da ışıklar mı desem...işte onlar gölgesini bıraktırmazmış balığa...kumda saklanan canlılar da bu ışıltıları yıldızların ışığı sanarak kumun altından güvenli olduğuna inanarak çıkıp dolaşmaya başladıkları sırada yem olurlarmış.
Balık ta afiyetle yermiş onları.

Acaba bizler de bu kumun altındaki canlılar gibi ışıltılarına kandığımız birilerinin yemi olmuş muyuzdur? Güvenirken hem de en çok güvenirken fena halde tepe taklak olmuş muyuzdur? O yüzden her zaman bir çıkış planımızı yanımızda bulundurmalı mıyızdır? Yoksa bu çıkış planları bizi daha az güvenilen biri mi yapar, başkalarının verdigi zararlara karşı önlem olsun diye yapılmış bile olsa?

Saçım havalanınca farkettim ki rüzgar çıkmaya başlamış ve vücudumu yeniden hissediyorum. Hafiften de üşümeye başladım ya...vücudumuz yine görevini yapıyor ve uyarıyor işte.
Her ne kadar şu soruların cevabını merak ediyorsam da hayallerimin yelkenlerini toplayıp yavaştan uyumalı artık.

Kalbim hakikaten yerine dönmüş müdür?
Ay neden sisli geceye rağmen oradadır?
Peki acaba o balık mı yoksa karnındaki mikro organizmalar mı kumdaki canlıların belasıdır? Belki de ayın ve yıldızların ışıklarıdır esas kandırıkçı olan?
Beyaz yelkenli nereye gidiyordur? Kalbim o beyaz yelkenlinin yanında yüzen balık mı olmuştur?
Kırmızı şarap mı aşkımı düşündürtmüştür? Yoksa aşkımın sebebi mi kırmızı şaraptır? Belki de kolesterolüm düşsün diye içmeye başlamışımdır? Ve tüm aşklar ise bahanedir!

-

* Bu arada hemen belirteyim...kırmızı şarap HDL’yi yani iyi kolesterolü yükseltir...dolayısı ile kötü kolesterolün de düşmesini sağlar.
Ama yok ben alkol kullanmam derseniz o zaman siyah çay için o da benzer etkiyi yapar. Yeşil çay da öyle ama günde bir bardaktan fazla içmeyin yeşil çayı.Çünkü hem diüretiktir...hem de tansiyonunuzu “ÇOTANK!” diye aniden düşürme ihtimali vardır ki bu da iyi olmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir çelişkinin çok güzel irdelenmesi. Hep düşünürüz de böylesine dile getirilmesi ...Genetikçiler güzel anlamlı felsefe yapıyor diye genellesek mi bilmiyorum ama bu tarz denemelerinizi okumak insan ruhunun derinindeki girdapları böylesine dile getirmeniz çok hoş doğrusu. Evet yıldızların kendisi mi, yoksa ışıltılı canlıları taşıyan büyük canlı mı , ışıltılı canlılar mı yoksa yutulanın kendisi mi.Yıldızlar dersek eğer av olan dipteki balık ile % 50 paylaştırmak sorumluluğu. Tek başına yıldızlar olabilir mi? demeye yüreğim elvermiyor ..selamlar sevgiler.

Ezgi Umut 
 15.08.2008 8:56
Cevap :
Begeniniz ve yorumunuz icin cok tesekkurler sevgili Ezgi. Yazida anlattigim balik olayi dogrudur. Kolesterol ile ilgili bilgiler de ayni sekilde dogrudur....hayal mahsulu degil yani:) Her ne kadar hayal dunyasi desem de isin icine gerceklik katamadan edemedim galiba. Sorularin cevabini ise bilemiyorum...herkesin gonlunce olsun cevaplari:) Sevgi ve saygilarimla.  15.08.2008 17:23
 

Bu güzel yazınızdan dolayı size teşekkürlerimi sunuyor; "ellerinize ve yüreğinize sağlık" diyorum.Saygılarımla...

İbrahim Halil Yeter 
 15.08.2008 8:33
Cevap :
Sevgili Ibrahim destegin ve begenin icin ben tesekkur ederim. Sevgi ve saygilarimla.  15.08.2008 17:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1275
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster