Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
631
 

Yeni Yıl Sohbetleri

Yeni Yıl Sohbetleri
 

İyi Seneler!


“Eski ayları ne yaparlar? Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar!” Yanılmıyorsam Nasreddin Hoca’ya atfedilen bir sözdür bu. Peki eski seneleri ne yaparlar? Bir seneyi daha eskittik. Hem de ne çabuk geçti. Herkesten bunu duyuyorum. “Zaman çok çabuk geçiyor.” Aslında bir günün saatleri azalmadı, sene hala- Şubat ayının yirmidokuz çektiği yıllar hariç- elli iki hafta ve 365 gün. Ama bize zaman çok hızlı geçiyormuş gibi geliyor. Çocukluğumu düşünürsem, aklıma bir türlü geçmeyen, bana ebediyete kadarmış gibi görünen zamanlar geldiğinde, şaşkınlığım da bir misli artıyor. Örneğin, bir türlü geçmek bilmeyen tatil günleri. Biliyorum, aslında bu da bir acaiplik. Çünkü o zamanlar, bana bir türlü geçmek bilmeyen tatil zamanları, sınıf arkadaşlarım için daha çabuk geçmiş olurdu. Okulu severdim çok; kitaplarımdan, defterlerimden ayrı kalmak zor gelirdi bana. Tabii o zamanlar küçük bir çocuk için bugünkü kadar oyalanacak, vakit geçirtecek olgu da yoktu ortalıkta. Ne bilgisayar oyunları, ne cep telefonları, ne öyle her yaz deniz kenarına, her kış karlı bölgelere seyahatler! Ebeveynimiz ara sıra plaja veya sinemaya götürürse bayram ederdik. Yakında oturan arkadaşlarımızla mahallede oyun oynardık bir de. Neyse, bu ayrı konu ama yine zaman konusuna dönersek, zamanda matematiksel olarak değişen bir şey yok ama galiba bizim algılamamız hızlandı. Buna da sebep, meşgalemizin artmış olması, boş geçirdiğimiz vakit diye birşeyin hemen hemen kalmamış olması. Yani şöyle boş kalıp da, ”Yahu vakit bir türlü geçmiyor” diyecek zamanımız kalmadı artık. Hep bir uğraştan ötekine koşturmadayız. Eğlencelerimiz, hobilerimiz bile planlı programlı. Hem bu yalnız yetişkinler için değil, çocuklar için de böyle artık. Onların da okuldan arta kalan zamanları, spordan eğlenceye, saat saat belli. Ve onlar da zamanın çok çabuk geçtiğinden söz ediyorlar. Yani çocukken zamanın ağır, yaşlandıkça hızlı geçiyor olması tezinin de papucu dama atıldı. Zaman herkes için hızlı geçiyor artık ve herkes dili dışarıda peşinden koşuyor zamanın. Böyle olunca da, daha dün gelişini kutladığınız “Yeni Yıl” çok kısa bir zaman sonra eskiyiveriyor ve kendinizi ona da veda için el sallarken buluyorsunuz. Mevsimler de öyle. Zaten hava şartları açısından aralarında onları birbirinden ayıran kesin farklar da oldukça kalktı ortalıktan. Kış ortasında bahar havaları, yaz ortasında sel felaketleri, toprak kaymaları derken, hangi mevsimde olduğumuzu takvimin hangi ayı gösterdiği gerçeği ile ölçer hale geldik. Günler hızlı aktığından, aylar da bu hıza ayak uyduruyor ve bir bakmışsınız ocak derken, şubat , derken yaz gelmiş. Tatildi filandı ile uğraşırken de sonbaharı buluyorsunuz karşınızda. Ve arkası da malum. İşte bu teranede sene de bitiveriyor ve yeni bir yıl bekliyor kapının arkasında. Şimdi, önce geçen yılda neler olduğunu anlatırlar artık çeşitli televizyon ve radyo kanallarında. Bir bir hatırlarsınız: “Sahi ya, şu olduğunda ben şuradaydım.” “Ya bu olayda da filancanın düğününe gitmiştik.” “Ya sahi, ne felaketti?” “Hah. Hah.ha, ne komik olaydı!” Ondan sonra da yeni gelen yıl içinde, binbir şey yapmaya niyetlenilir: “Artık sigarayı bırakacağım.” “Bu sene mutlaka önce bir zayıflamam gerek.” “Mutlaka lisan kursları, evet!” “Artık aklımı başıma alıp şu ilişkimi bir yoluna koymalıyım.” Vesaire vesaire. Geçmiş olan yılda, pek de yararınıza olmayan olaylar yaşamışsanız, sizin veya yakınlarınızın sorunları olmuşsa, giden seneyle birlikte bu sorunların yok olmasını, menhus talihinizin yeni yılda size tebessüm etmesini ister ve gelen yılı bu hevesle karşılarsınız. Herhalde biraz da bu yüzden, yeni gelen yıl, küçük bir bebek olarak gösterilir resimlemelerde. Bir bebek kadar taze, masum, suçsuz, ümit dolu, yeni bir başlangıç! Kucağınıza alıp, bağrınıza basmak istersiniz onu. Tüm ümitler ondadır. Yeni yılda herşey güzel olmalı, dünyaya barış gelmeli, işler açılmalı, kazanç yerinde olmalı, uzun zamandır beslenen arzular gerçekleşmeli, mutlu olmak talebi nihayet yerine getirilmelidir kader tarafından. Eskileştikçe yeni yıl, farkedersiniz aslında giden yıllardan pek farkı olmadığını ve en geç bitiminde, yüzleşirsiniz gerçeklerle yeniden. Yeniliği belki de, eskidiğinde size herşeyi yeniden idrak ettirmesinde gizlidir. Ama böyledir bu işin kuralı. Her güzel şey yeni yıldan beklenir, her yılbaşında. Tekrarlayalım öyleyse biz de her seneki klasik yeni yıl beklentimizi: İkibinon’un (sayıyla 2010) hepimize sağlık, mutluluk, başarılar ve güzellikler getirmesi; hedeflerimizi, özlemlerimizi bu yeni senede gerçekleştirebilmemiz dileklerimizle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sade, apaçık, katıksız, anonim bir yazı. Herkes, rengine göre, boyuna posuna göre kullanabilir bu fikir çeşmesinden. Kısaca herkes kendini bulur bu yazıda. Bu yazı derken aklıma geldi. Bitirinceye kadar az daha nefessizlikten tahtalıyı boyluyordum. Kuzum hiç yazıya baca deliği açmamışsınız. Bir yandan muhasebe tutar veya patates soyarken, yazınızı dikte mi ettiriyorsunuz da yazıcı dümdüz paragrafsız yazıp geçiverdi? Öyle mi?))) Buradan ben bilemem tabi. Candan ve dost insansınız. Şakamı kaldıracağınızı ümit ediyorum. Saygılar sunarım.

Muzaffer Cellek 
 02.01.2010 0:53
Cevap :
Muzaffer bey, merhaba. Önce teşekkür ederim, bilirkişi ağzından yapılan güzel değerlendirmeye. Ben de öyle düşünmüştüm yazarken.:) İkincisi, yarama parmak bastınız. Bu yazıyı en az üç kere koyup kaldırdım. Sistemle kavgaya tutuştuk. Ben paragraflarımı yapıyorum, düzeltiyorum, o suratıma gülerek hepsini ardarda dizip koyuyor sayfaya. Sonunda ben pes ettim, bıraktım:) Bunu bana sık sık yapıyor.:) Word'de yazıp kopyalıyorum, önce Word Pad'de yazıyorum sonra kopyalıyorum, ne yaparsam bana mısın demiyor.:) Bir dahaki sefere başka bir hile deniyeceğim. Bu sistem beni hilekar yapacak sonunda:)) Okurken zahmet verdiğim için özür dilerim. Böyle kaya bloğu gibi yazı olmaz bilmez miyim? Tüm kurallara aykırı. Bağışlanma dilerim. Selam ve sevgilerimle.  03.01.2010 12:32
 

Gerçekten her şey anlattığın gibi oluyor. Ne zaman akşam oldu bilemiyorum, derken yıl bitmiş... Ama bazı şeyler varki hiç yerinden kımıldamıyor...İşte beni bu yoruyor. Hiçbir sorunumuzu çözememiş olmamın bize anlamsız zaman kaybettiriyor. Ömrümüz bitiyor. Günümü kazanmak için sabah uykularımdan fedakarlık ediyorum artık. Bu ne biçim emeklilik anlayamadım.Planlı hareket etmeye çalışımama rağmen...olmuyor olmuyor. Çünkü bütünsel sorunlarımızı ANLAYIP çözemediğimizden, bireysel sorunlarımıza dönemiyoruz diye düşünüyorum. AKP şahsen beni çok yordu ve çok meşgul etti. Olumlu şeylerden bahsedeceğimiz bir yıl diliyorum. Sevgilerimle..

Saime Eren 
 30.12.2009 16:27
Cevap :
Saime'ciğim, haklısın, Türkiye'nin şartları bu zamanlarda özellikle ağır. Ben buradan bakarken eziliyorum, sizlerse bire bir yaşıyorsunuz. Türkiye yolunu arıyor, düzlüğe çıkmasını diliyoruz. Tam bir kaos ortamı yaratıldı. Kime güvenileceği belli değil. Neyse içini karartmayayım. Zor bir devreden geçiliyor, bu malum. İnşallah en kısa zamanda, insanların sadece bireysel sorunlarını çözmekle uğraşacağı bir ortam meydana gelir. Galiba yeni yılın bazı ülkelerle özel ilgilenmesi gerekecek:) Benden de sevgiler her zamanki gibi.  30.12.2009 19:02
 

Tam da düşündüklerimi gördüm bloğunuzda. Evet zaman nasıl da hızla koşuyor. Bazen sabrımızı sınayan olaylarda hep derim kendime, "dayan dayan, bunlar da geçecek "... zaman geçecek ve bitecek ve biter de. Çocuklukta ve ilk gençlikte zamanla ilgili kaygılarım yoktu oysa. Pek çok işi zamanında yetiştiremezdim bile önemsememkten zamanı. Sonra arkadaşlarım oldu yaşlı İngiliz çift ve zamanı nasıl değerlendirdiklerini görünce anladım. :)) Sizin de tüm dileklerinizin gerçekleşeceği sağlıklı huzurlu mutlu yıllar diliyorum.

Ezgi Umut 
 29.12.2009 1:51
Cevap :
Sevgili Ezgi hanım, zaman sorunu olana ağır, mutlu yaşayana hızlı geçer denir. Örneğin hastaya sabah olmaz derler. Hoşlandığımız insanlarla birlikte çok çabuk akar zaman, sıkıcı bir toplantıya nazaran. Doğrudur, zaman subjektif algımıza göre değişiyor aslında. Sıkıntılı olaylar içinde zamanın bir türlü geçmemesine katlanmaya da sabır deniyor:) Ayni tarzda düşünmemiz güzel. Yorumunuza teşekkürler eder, size ve tüm sevdiklerinize yaşanılası güzel bir yeni yıl dilerim. (Bu tespitlerden sonra bir de çabuk geçen mi demek gerek?:)) Selam ve sevgilerimle.  29.12.2009 15:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 555
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1406
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster