Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '08

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
487
 

Yıldız fallarının Aristotales'e söyledikleri...!

Yıldız fallarının Aristotales'e söyledikleri...!
 

Yıldız bilim, herhalde insanlığın kendi yaratılış kimyasında bulduğu ölçütlerin bir dışa vurumu şeklinde, gördüklerini tanımlama gayretinin bir sonucu olarak geliştirdiği matematik algılama ile muhakemesinde eş zamanlı olarak şekillenen bir ilgi alanı olmalı. Sonsuz bir karanlıkta izleyenlerine göz kırparcasına ışıl, ışıl parlayan, sayısız çoklukta gök cisminin kendi içindeki uyum ve mükemmellikle içinde yer aldığı kozmos, elbette insanlığın ilgi alanına girecekti. Gökyüzünün sihrine kapılanlar bir süre sonra bu cisimler arasında şekil, oran, hacim ilişkisi bulunduğunu ve med-cezir de olduğu gibi belirli zaman aralıklarında yeryüzünün de bu özel konumlardan etkilendiğini fark ettiler. İklim ve coğrafi olayların oluşumu ile bunlar arasında bir bağıntı kurdular. Başta yön tespiti olmak üzere tarımın, hayvancılığın, balıkçılığın kısaca toprağa ve denize bağlı geçim kaynaklarının geliştirilmesinde bu bulguların ne kadar hayati bir önemi olabileceğini anladılar.

Antik dönemlerin köklü medeniyetlerinden olan Mısır, Çin gibi su havzalarının ziraatta yaygın olarak kullanıldığı coğrafyalarda gökyüzünün incelenmesi daha bir önemsenir oldu. Yıldız bilimi olarak düşünebileceğimiz bu ilgi alanı daha sonraları “star” dan türetme ile astronomi adını almış olmalı. Peki, astronomi ile astroloji kavramları arasındaki benzerlik ile farkı sadece kök kavramlar ile kozmosu konu edinmelerinde mi aramalıyız? Tahminime göre astroloji bilimi konuyu amacı bakımından ele alış şekliyle ayrılıyor astronomiden. Metod ve yöntemleri benzeşse bile astroloji yabancı ve sığ bir anlayışın ürünü olmalı. Çünkü antik dönemlerde kozmik bilgiye sahip olmak büyük bir kudret sağlıyordu insanlara. Bu bilgilere ancak kendilerine sağlanan imkânlarla Mısırlı din adamları sahiptiler. Elde ettikleri nüfuzla firavunlar üzerinde oldukça etkiliydiler ve bu nedenle bu bilgileri kendileri dışında olanlarla paylaşmaya yanaşmadılar. Ellerindeki verilere bakarak Nil nehrinin ne zaman taşacağını söyleyebiliyor ve belirtilen zamanda meydana gelen taşkınlıkla halk arasındaki saygınlık ve otoritelerini koruyabiliyorlardı. Aynı şekilde güneş ve ay tutulmalarını önceden haber verebiliyorlardı. Ellerindeki kudret, söylediklerinin gerçekleşmesi ve bu sırrın gizli tutulmasıyla korunabiliyordu ancak. İşte sanırım astroloji bilimi, eldeki bu nüfuza imrenen zeki fakat bilgisiz insanların astronomi bilimini anlamaya çalışma gayretlerinin neticesinde ortaya çıktı. Şekil olarak astronomi ile benzeşiyor fakat insanlığı etkileme ve onları kontrol etme hırsıyla, amacı bakımından ayrılıyordu astronomiden. Öyle ya yeryüzündeki suları, denizleri, iklimi etkileyebilen bu güç neden insanı etkilemesin mantığı ile hareket edilmişti. Doğru, insan kimya ve biyolojisi muhakkak bu kozmik dönüşümlerden etkileniyordur ama bu etki, tıpkı atmosfer basıncına vücudumuzun verdiği tepki gibi kendi sınırları içinde dengelenmiş, bizim yabancısı olmadığımız türden bir etkileşim biçimi. Astroloji’nin psikoloji bilimine katkıları bulunmuştur. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu yıldızların konumuna yükleyerek temize çıkmaya çalışan suçluların ruh halini başka nasıl izah edeceksiniz. İşin şakası bir yana, gündelik yaşamın sıradanlığını aşmak, güne ve sosyal ilişkilere bir renk kazandırmak masumiyeti içindeki bir ilgi kabul edilebilir bir oyalanmadan öte bir şey değildir. Konuyu farklı bir şekilde alacaktım ele ama şimdilik bu kadar diyelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 177
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1247
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

1965 Almanya doğumluyum. Atatürk üniversitesi İlahiyat fakültesi mezunu olup, öğretmen olarak çalışm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster