Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
450
 

Yoksul sözler

Yoksul sözler
 

Belki yazamadım seni ama

Yazdım sildim, yazdım sildim

Velhasıl sen işlendin         

İçimde söküklerime yamalıklarıma

Ne bir merhem ne de bir sen ekledim

Olmadı, olamadı olduramadım

Her cümlelere seni sığdıramadım

Geceme gündüzüme katlettim

Gündüzümü geceme katlettim

Sevdim, sevdim hücre hücre

Aşkım  tek kelime tek hece

Ölüm gelirse vursun beni senin gözünle

Yudumladım içtiğin kahveni

Olur da istersin sen diye

Kalmadı takatim fermanım

Hazırım ben ölsem de kafi!

Ah kalbim dayan artık 

Yılgın ve yorgun bir yolda

Yürüdüm, yürüdüm sana aktım

Her şeyde biraz sen varsın

Biriktin içimde ve sözlerim karıştı

Bilmecem benim içimde

Yağar her yağmur düşlerimde

Düşlerim sen akıyor damla damla

Yalnızlığım daha da çoraklaşıyor

Öyle çürüttü ki zaman bizi

Her yanım aşkınla çağlıyor

Dereler, tepelere kafa tutuyor

Bir bilsen nasıl akıyor

Acını acıma sürdüm

Gün gelir iyileşirim diye

Sessizliğinle idam ettim geleceğimi

Kaybedişim sen değildi

Ömrüm cezamı kesti

Cezam ise yalnızlığa kesildi

Ömür boyu müebbet denildi

Avukatım aşk tanığım sevgi

Sual ise yanıtsız kaldı

Boynu bükük, öksüz ve yoksul

Ruhun ruha ulaştığı anda

Ellerin semaya değdiği zamanda

Gözlerimden gözlerime bir damla düşsün

Dua tadında bağrıma ilişsin

Allah’ın doksan dokuz adıyla

Geceme dönüp yalvarışımla

Sen ki kalbimde onun rızasısın

Sen ki bir beyaz gelinliğimin bestesisin

Sözün öze dolar, göz kalbe nakışlanır

Olmasan da yanımda

Aşkım her şeye yol alır.

Bak gör ki içimde açan nazlı çiçek

Her gün yeniden ömrüme çizilecek

Kalemim kağıda değse de sen çizilecek

İçim içimde seninle huzur biçecek

Gidişin ardında aşkı bıraktı

Kalışım bana sonsuzluğun burağıydı

Yazdım çizdim sildim seni her an

İçimdekine dokunamadım

Taht kurmuş köşe bucak kaçamadım bir an

Ne yanıma dönsem sen vardın

Ne soru sor ne de cevabın vereyim sana

Sadece gözlerime dokun o zaman anla.

O kadar karışığım ki ben

Düşlerim darmadağın halde

Yazdıklarım hiçliği solurken

Yazamadıklarım ebedi oluyor koynumda

Gel diyordum ölüm girsin koynuma

Lakin seni düşlerken nefesimi vereyim uğruna

Dökülsün kanadım ruhum senin yanına

Gelsen de bir gelmesen de

Çünkü herhalde benimlesin o sonsuzluğumda

Gelirsen sen oluruz, gelmesen ben olur sen akarız

Bu gönül dergahına serdim seccademi

Alnıma sen değdirdim avuçlarıma gözyaşın

Ölüm kokuyor yalnızlığımdaki düşlerim

Allah’ım doksan dokuz adınla yalvarıyorum

Çıkmaz sokakta oturuyorum

Ne yanıma dönsem kalmamış mecalim

Her daim senin rızanla dilerim

Senin rızanla başladı, senin rızanla bitsin derim.

Acım derin sen hala, benden gidemedin

Aynı durakta, aynı bavulla ve aynı kıyafetimle bekliyorum

Yalın ayak, çırılçıplak, sensiz ve kimsesiz bir sokakta, kaldırımların dar olduğu, herkesin benimle alay ettiği, şehrin karanlığında, gözlerimin fersiz ışığında, ellerim sensiz, yüreğim nefessiz, kalbim çorak bir zemzem suyu gibi, dua tadında, aşk tadında, sevgi tadında seni bekliyorum…

Gözlerimi senin bakışlarınla yıkamıştım ve sen gittin gideli küf tuttu sözlerin kalbimde, gözlerim kimsesiz kaldı çoraklaştı seni beklemekte, bir sen yağsa üzerime ve arınacağım senin sesinle, bir selamın alsam tepeden tırnağa bürüneceğim sevgimle, hala sen orda mısın bak ölüyorum, öldükçe kör sağı dilsizleşiyorum. Hiç kimselere sana baktığım gibi bakamıyorum kaçıyorum o sokaklardan sürükleniyorum o dolu vurmuş gönüllerden. Herkes sen gibi değil ben herkes gibi değil ama sen herkes gibisin sevdiğim.

Öksüzüm alın yazım yoksul bir düş içinde yüzerken varlığım ebediyete yol almış. Tek umudum dua, duam sana olsun Allah adına. Vesselam.

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hacerciğim, başlangıçta dizelerle yağarken, sona doğru dizginleri reddeden bir duyguyla bir çağlayan olmuş satırların. Çağlayan dediysem de bir deniz, bir okyanusta diyebiliriz buna. Yedi aylık doğduğunu belirtmişsin hakkımda bölümüne, 15 Şubat 1985’te. Ben de Temmuz 1995’de sekiz aylık doğan Beyza’mı kaybettim. Dizelerindeki arayış, deniz ve de okyanusa dönüşen satırlarındaki duygu, bana 1985’te başlayan ve birbirini tetikleyerek bugünlerde çıkmaz sokağa dönüşen yaşadığımız süreci hatırlattı. Doğamayan, erken doğan; yaşayan ve yaşama tutunamayan çocuklarımız bile ele veriyor yaşamaktan bıktığımız yorulduğumuz bu sıkmaz sokağı. Halk arasında derler ki yedi aylık yaşar, sekiz aylık yaşamaz; ne iyi yaşam savaşını kazanmışsın ve de böylesi bir çıkmaz sokakta arayıştasın. İyi ki varsın, yaz ve yazılarınla boğ bu çıkmaz sokağı, nice yolcunun yaşam hakkını elinden alan bu çıkmaz sokağı. Duygularına, kalemine sağlık, görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 03.03.2015 17:34
Cevap :
Söyleyecek söz bulamadım her şeyi yazmışsınız bir an okurken gözlerim damladı kaleminize ve yüreğinize sağlık SEVGİLERİMLE ESEN KALINIZ... EWT ÖLÜMLE PENÇELEŞMİŞİM AMA DEMEKKİ BAZEN BİR YAŞAMA SEBEBİM VAR DİYORUM AMA HAYAT O KADAR ZORKİ KENDİNDEN BAŞKASINA GÜVENMİYOR İNSAN ONUN İÇİN HEP YALNIZ VE ÇOĞULDUR KARMAKARIŞIKTIR HERŞEY.   04.03.2015 7:59
 

Duygular pınarından akan serin sular aydınlığı gibiydi iyiliğin ve güzelliğin sonsuzluğuna akıp giden...Güzel,anlamlı ve alımlı bir şiirdi.Elinize sağlık Hacer hanım.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 03.03.2015 16:20
Cevap :
OKUYAN GÖZLERİNİZE SAĞLIK DİLERİM SEVGİLERİMLE ESEN KALINIZZ.......  04.03.2015 7:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1259
Kayıt tarihi
: 12.06.09
 
 

İnsanlar için en güzel hediye, hiçbir masrafa ihtiyaç göstermeyen tatlı bir  gülümseyiştir. Hz. S..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster