Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1469
 

Yüzünü özledim

Yüzünü özledim
 

ssssss


Sevgiliye Mektuplar / Yüzünü özledim  

_Sarı sıcak, zemheri, boranlarda serinleten, ısıtan, ışıtan, alnı dağ ateşli, kaşları vadi, yanakları, gamzeleri bahar kokan, gözbebeğinin nehirlerinde kaybolduğum sevgili, özledim, insanlar gücünü tanrıdan alırmış, ben; buzdağı gibi berrak, Toroslar kadar aydınlık, volkan gibi sıcak yüzünden alıyorum bu gücü, işte o yüzden özledim, çok özledim…  

_Ela gözlerin öyle yakın, avuç içlerim gibi sıcak ki çocukluğumda komşu bahçelerden aşırdığım tadı buruk Zerdaliyi yerken yaşadığım mutluluğun yansıması o bakışların… Şimdi ve tüm zamanların en güzel bakışıydı o havuz serinliğinde derin, delici, deli, durgun bakışın… O anda beni aşk doğurdun, bana aşk yaşattın, bana aşk öğrettin, sonsuz aşk oldun bana ve sonsuza kadar aşkta bıraktın, aşksızlığımıza her gün ağlayan güzel atlar diyarında…  

_Vurdumduymaz olmadı hiç, tebessümünde, kızgın, hüzünkar, dalgın, neşeli hallerinde hep varsıl bakışlar üretirdin, bense çoktan kaybolurdum varsıllığının yoksul, yoksun, sokak aralarında ve hep gözlerine çıkardı çıkmaz sokaklarım… Claire Forlani, ‘Gölge Oyunu’nda atlara öyle tutkundu ki onlara dokunuşu ile bindiğinde ki mutlu ve hüzün süzülen bakışı, hep uzaklardaydı ama bir gün at sürerken yanındaki demiryolundan geçen trenin camında şair adayı sevgilisini görüp göz göze geldikleri an hem dünya, hem at, hem tren durmuş, uzakları yakın ederek at sırtında yol almışlardı… Tersine idi sanki senaryo, at üzerinde değildim sen uzaklara bakarken, korna çalmamla otobüsü durdurup, sağ yanıma kurmuştun bakışlarının saltanatını güzel atlar diyarına kilometreler kala ve uzaktaki yakınlığımızdan, yanımızdaki yalnızlığımıza sarıldık yüzüm, özlediğim, tapındığım yüzüme dönük…  

_Tütsülerin ardından izliyorum keşfedilmemiş vadilerin güneş görmeyen derinliklerinde serin, sessiz akan ırmakları, kaşlarınca heybetli, heybeti kaşların kadar güzel… İlk ve son platonik sevdam Brooke Shields’in çok sevdiğim kalın kaşlarını kıskandıracak kadar narin, nazik, nadide, nazlı, nakış gibi işlenmiş… Dağ ateşiyle ısıttığın alnına ne zaman elimi, dudağımı değdirsem, içime ılık sular akar, ıssız vadilerin serinliği ile buluşurum… Öpmeye kıyamadığım biçimli, düzgün, dalımsı, dalgalı, defneli, devingen, , doğa üstü burnundu çok sevdiğim, ucundaki minicik çizik gözlerimi burnuna yönlendirdiğimde fark edilse de o trafik kazasında tanrın, seni bana bağışlamıştı küçük ve sevimli çizik ile…  

_Ağzını her açtığında inci dokulu dişlerini, dudaklarını izlerdim, üst dudağının sağ kıvrımının her hareketinde hayret, hayran, haşarı, hazin, heves ve hüzünle… Kulakların, söylediklerini duyduğu için kulak memelerini izler, sağ kulağına baktığımda sol, sol kulağına baktığımda sağ kulağını sever, tekil sevdayı hemen terk ederek ikisini de sonsuz sever, kulak deliğinde gümüşi takılar gözbebeklerimde dans ederken Eylül kokan saçlarına tırmanırdı bakışlarım… Ne zaman dokunsam Eylüllerine, saçlarından yanağına, gamzelerine kayan iki damla gözyaşı olur, yüreğine akmak isterdim sen görmeden, sen duymadan sessiz ve serin...  

_Paris Hilton gibi mirasyedi varisler ve niceleri olmayan yüzleri ile dünyaya tepeden bakarken, edepsiz, şirret, kötü, yüzsüz kadınlara, en azından ruhları biraz güzelleşir diye yüzünü emaneten giydirmeye çalışıyorum ama bir tek saç telin bile yakışmıyor, bir kelimen dahi dudakları ile dişleri arasında kayboluyor, anlamsızlığa dönüşüp yüzsüz kalıyorlar… Aşk bakan, aşk doğuran, aşk yaşatan, aşkta bırakan, sonsuz aşk aşılayan, aşkı her gün yeniden öğreten yüzünü özledim… Bu bir feryattır… Duyuyor musun? Özledim… Yüzünü özledim… Çok özledim.  

Sevgili, yüzünü özledim  

Ellerin, tenin, kokun mu?  

Vakur yanıtlarımı seversin, dinle  

Tül ya da sisler ardından değil  

Aşk adına yemin olsun ki  

Parmaklarından saçlarına varlığını anlatmak en uzun romandır henüz yazılmayan, önsözü yüreğime kazınmış.  

Yüzünü yüreğime, yüreğimi sana bırakıyorum  

 

 

Pozantı / Adana – Eylül- 2010  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nasıl sevmişse özgürlük ve pirayeyi, sen de öyle sevmişsin kadını üstadım. Yüreğinize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 04.11.2010 12:49
 

Yüreğine sağlık abiciğim.

naz akyol 
 15.10.2010 17:39
Cevap :
Teşekkürler, sevgimle.  16.10.2010 16:28
 

Özlemek... Ne kadar insani bir duygu! Hele özlediğini haykırabilmek... Selamlar...

Mesut KARİP 
 06.10.2010 10:44
Cevap :
Teşekkürlerimle Mesut ağabey..  06.10.2010 11:04
 

Aşkın portresi bu kadar güzel betimlenebilir. Edebiyat sanatına örnek olacak bir anlatı gibi geldi bana.

Muharrem Soyek 
 26.09.2010 12:41
Cevap :
Teşekkürler sevgilerimle.  26.09.2010 14:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 825
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 709
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

Adana doğumluyum halen bu kentteyim.. Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum. Deneme ve şiir yazıy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster