Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
480
 

"...Serçe kadar aklı olmayanlar, bir alıcı kuş gibi çöktüler üzerine

"...Serçe kadar aklı olmayanlar, bir alıcı kuş gibi çöktüler üzerine
 

Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum!


Sevgili Kardeşim Hrant!

Altına girmek için cevahir ömrünü feda ettiğin Anadolu topraklarının çocuklarına, henüz küçücük bebeklerken anlatılan bir masal vardır.

Çocuğun minicik avcunun tam ortasına yetişkin bir parmakla basılır ve "Buraya bir kuş konmuş..." diye başlar...

Sonra devam edilir. O minicik parmaklar tek tek, bir güvercinin nasıl katledildiğine dair ayrıntılı bir "OPERASYON"a suç ortağı yapılarak anlatılır.

"Bu tutmuş..." denilir önce.

"Bu tüylerini yolmuş..." denir ardından...

"Bu pişirmiş..." dedikten sonra,

"Bu yemiş..." diyerek masalın vahşet boyutu iyice ballandırılır.

Adını serçeden alan en küçük parmak "hani bana - hani bana" diyerek ağlamaktadır masalın sonunda.

Bu ülkeyi kocaman bir avuç olarak düşün sevgili kardeşim.

Masalları bile vahşetin suç ortaklığıyla bezeli bir iklimin tam da avucunun ortasına konmuştun, bütün tedirginliğinle.

Bir hoyrat parmak tam da üzerine basarak, bu "OPERASYON"u, bu ülkenin bir serçe kadar ufalmış, küçücük zihinlerine göstere göstere ve arsızca anlatmaya devam ediyor.

"Bu tutmuş.." denilenler var ya... İşte senin ilk katillerin onlardır, biliyoruz!

Serçe kadar aklı olmayanlar, bir alıcı kuş gibi çöktüler üzerine.

Mahkeme kapılarına darağaçları kurdular.

Tescilli çakalları oraya üşüştürdüler.

Güvercin kasapları da diyebiliriz onlara..

Katillerini tanıyoruz; mermiyi şarjöre ilk onlar yerleştirdi...

"Tüylerini yolma" işini büyük bir kanperestlikle üstlenenleri sen de biliyorsun.

O yiğit bedenin, şu köhne kaldırıma serildiğinde üzerini onların paçavralarıyla örtmüşlerdi. "ders gibi gerekçe" diyenler de vardı. "Yargıtayı böldüğünü" haykıranlar da.

"Kanadı kırık kuş merhamet ister" diyemediler.

Katillerini tanıyoruz; mermiyi namluya sürenler onlardır.

"Pişirmek", iyice aç, çıplak ve savunmasız bırakmak bu ülkenin KOZMİK geleneğinin en iyi bildiği işti. Onu kimselere bırakmadılar. Esen yelden hile sezen asırlık gelenekleri ve nobranlıklarıyla gözlerini kör, kulaklarını sağır, dillerini lal ettiler.

Bir düğün sağdıcı gibi kanlı günün hazırlıklarını yapıp, önündeki engelleri temizlediler.

İşlerini layıkıyla yaptılar. Yapamadıklarını da katlinden sonraya bıraktılar. O kadar pervasız, o kadar küstahtılar.

Katillerini tanıyoruz; seni nişangah aynasına koyup, kahpe pusuya düşürenler onlardır.

Bu kanlı ziyafeti yiyenler için konuşmaya bile değmez. Onlar cezaevinde fiziksel olarak, mahkemede zihinsel olarak semirtilip duruyorlar.

"Kurban" olduklarını bilmedikleri için küspeyle beslenmelerini ikram zannediyorlar.

Dünyanın bütün dinlerinde ve dillerinde arkadan vuran "KALLEŞTİR"

Katillerini tanıyoruz: tetiği çeken onlardır.

Bizler, hani bana demeyenler, bu zalimler sofrasına haykırıyoruz.

Hepiniz asli failsiniz! Hepinizi tanıyoruz!

Kardeşler!

3 yıl önce tam da burada yere düşen, sadece kardeşimiz Hrant değildir.

Yere düşen namusumuz, izzetimiz ve haysiyetimizdir.

Bunu namusu saymamak namustan habersiz olmak demektir.

Bunu haysiyet saymamak, haysiyetten nasipsiz olmak demektir.

Madem katilleri tanıyoruz.

Gün katilleri ve çanak tutanları teşhir etmek günüdür.

Yaşasın insanlık onuru.

Yaşasın tüm dünya halklarının onurlu kardeşliği. (EÖ)

19 Ocak 2010

Sırrı Süreyya Önder

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

NE ACI ARKA ARKAYA GELDİ... giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük. ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük. istanbul'daki, ankara'daki işçiler, sizin için öldük. adana'da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi!...SEVGİMLE

Olgun Ekinci 
 24.01.2010 12:30
Cevap :
Gizli bir tarih defterinden dökülüyor yüzleriniz. Dökülüyor, ince yapılı evlerin taşlarına dokunmuş parmaklarınız. Dilimizde gezdirdiğimiz ezginin arasında sızlıyor, sesinizin dalgın mırıltısı. Gölgeleştik bizler, sizi sildikçe hatıramızdan, nenelerimiz anlatımlarından çıkardıkça; kâğıtlara, evraklara boğdukça gerçeğin hükmünü… Gölgeleştik. Gövdemiz coğrafyamızdır. Kar yağıyor şimdi sanki konuşsan. Hani sesini sakladığım her kutuyu açsam, bir şenlikli kar yağışı başlıyor. Öylesine bir kar yağıyor ki sesinden, dindiriyor bir yüzyıl boyunca kasılan tenimizin ağrısını.  25.01.2010 18:14
 

Geçen gün köşe yazısında ocak beni yakıyor diyor.Yarın da, 24 ocak.Uğur Mumcu,Gaffar Okan. birkez daha içimizi yakacak. Katillere karşılama töreni yapılan bir ülkede yaşamak, onuruma dokunuyor.

Fatma Güneş ERGEN 
 23.01.2010 18:03
Cevap :
Sen nasıl sakindin, nasıl anlayışlı, bir kabahatli yetimi teskin eder gibi babacıl, bir üzgün kardeşine ceketini verir gibi yoldaştın. Gördük seni, ölümünle bize anlattın, nasıl gülümser, cesur ve derin olunacağını. Hrant, senin sesin, o kalabalık sesinden konuşan halkındır  25.01.2010 18:12
 

Arat Dink'i dinlerken sizin de tüyleriniz ürperdi değil mi? Ya onların kılları kıpırdadı mı? Kılları kıpırdamadan hedef tutmuşlardı, şimdi de kıpırdamadı. Çünkü yürekleri kayıp bu gibi insanların. Seni, beni duymazlar...

TC kaan kartal 
 22.01.2010 20:03
Cevap :
Hrant, ne kadar da kalabalık konuşuyorsun? Seni tek başına anlamak isteyenler işte bu çoğulluğu göremiyorlar; senin sinene dokunan her mermi, bin, yüz bin, milyon can’da uğulduyor. Sen bir Ermeni tragedyasının kahramanı gibisin, Hrant. Kendi uçurumuna yürür gibisin, sesin davudi, aksanın sevecen, duruşun en çok atlasın gibi… Sen Halk çocuklarının gülümsemesini bilirsin, yetimlerin ellerini saklamasını, yaşlı kadınların sürgünden dönüşünü bilirsin, zindanlara doldurulan kardeşlerinin alınlarında ışıldayan sabahları… sen bilirsin kıyımı, sen bilirsin en çok derdest edilmeyi, en sakin sen karşılarsın ölümü… Sen kendi ölümünü dahi bize izah edersin  25.01.2010 18:10
 

Çocukluk masallarının nasıl minicik beyinleri,yanlış kodladığını yakalayan harika bir anlatımdı.Böylesine yanlışları beyinlere yerleştiren ajan,atasözlerini,masalları,yeniden AKLIN VE GÖNLÜN süzgecinden geçirerek,arındırmak,gelecek nesillerin kulağına doğru sesler bırakmak zamanıdır,sevgili Yapukay,çok güzeldi,SINIRSIZ SEVGİLERİMLE...Yüreğine sağlık..

Şerife Mutlu 
 22.01.2010 13:55
Cevap :
Hrant, bu yüzyıl başladığında, henüz dedelerim dahi hayata göz açmamışken, “BİZ” diye bir şey vardı. Biz demek -çağımızın kara perdesi açılmadan henüz- Ermeniler idi, Rumlar idi, Kürtler idi, Türkler idi… Süryani idi, Ezidi idi; Laz, Gürcü, Arabî idi… İbrani idi, Müslüman idi, Hıristiyan idi, Alevi idi… Biz bunlarla mükellef, bunlarla mükemmel idik… Kan girdi şimdi araya, her el bundan sakar artık. Sakarız, suç ortaklığımız gibi sakil, çirkin, izahatsız  25.01.2010 18:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1840
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster