Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
647
 

''Bu tarz benim!''

''Bu tarz benim!''
 

internetten...


Bir furyadır gidiyor günlerdir. Millet kilitlenmiş televizyonların önüne!

Efendim, sıra geldi 80’lerin konseptine!

Kim ne giymiş?

Nasıl gezmiş o yıllarda?

Elbette modayı takip edecek insanlar, elbette dışarı çıktığında ya da ev de bile olsa çeki düzen verecek kılığına kıyafetine.

Moda neymiş?

2 yılı aşkın bir süredir televizyon açmıyor ve seyretmiyorum ben!

Televizyonun ilk evlerimize geldiği yılları hatırlıyorum da! Siyah beyaz… Ne mümkün herkes alabilsin. Misafirlikler ‘’telesafir’’ bazen de ‘’ototelesafir’’ haldeydi. Saat 12 dedi mi yayın istiklal marşı ile nihayetlenirdi. Televizyon denen cihazın evlerimize iyice yerleşmesi ve hatta aileden biri olup çıkması neticesinde; insanlar o cam kutudan bir türlü ayrılamaz, gözlerini alamaz hale geldiler. Zaten kitap okuma ya da okuma oranları ülke bazında istatistiki rakamlara göre yerlerde sürünürken, şimdi yüzdeler eskisinden de çok düşük ve her şeyi cam kutudan görür öğrenir oldu insanlar? Ne kadar? Haberler ve gerçekler, sana sunulduğu kadar! Ötesi yok! Bilmene de gerek yok!

Televizyonun insanlara sağladığı katkıyı, kişiler kendilerine göre değişik yönlerde değerlendiriyorlar. İnsanları eğitmesine gerek yok! Eğitim aracı da değil!  Maksat eğlendirmek mi yoksa insanların akıl ya da algı veya sorgulama yetilerinin uyuşturularak köreltilmesi mi? Ya da hepsi mi? Allah bilir! Dizi dizi diziler, çeşit çeşit programlar! Kazanılan paralar, reklam gelirleri ve cam kutuya kilitlenmiş insanlar! Gelsin artistler, gitsin artistler. Bir günlük şöhret bile yeter diyenler!

Bunca yıldır ‘’Biri bizi gözetliyor! Valla ben bilmem eşim bilir! Kurbanın olayım...... Bey elini ayağını öpeyim, bu arabayı bana ver! Ah bizim kızı isteseler de, isteyenin ayağında kundura, elinde meşin çanta, ah bir de malı mülkü, sigortası olsa! Kutu kutu pense, kutunun içindeki her neyse! Türkiye yetenek cenneti, yeteneksizler gitsin öte! Ses var mı ses? Sesin olayım! '' türü bu ve bunun gibi programlardan hangisindeki kişi ya da kişiler kaldı akıllarda veya ortalıklarda? Yok!

Bugüne değin belki binlerce insan geçip gitti bu programlardan, boy gösterdiler. Gün oldu kavga ettiler, gün oldu aşk yaşadılar kendilerince veya şarkı söyleyip şöhret kapılarını açmaya çalıştılar. Kimi özel yeteneklerini sergiledi, kimi göbek attı kim daha güzel atıyor diye, kimi sanat icra etti, kimi de komedi yaptı. Hatırlayabiliyor musunuz? Hangi programlar vardı ve kimler kaldı, bu suyun üstünde? Belki birkaç kişi! Gerisi, kuyruklu yıldız misali ekranlardan kayıp geçti!

Ya ülke gündemi?

Ülkede olup bitenler?

Gezi parkı!

Taksim!

Taksim'de bir vinçle kaldırılan otobüs durağı! Otobüs durağının kaldırılışına bakan insanların şaşkın bakışları! Neden? Niçin? Kim kaldırdı, bilen yok!

Yine söz konusu edeceğim ki unutuldu birçok yaşadığımız şeyler. Unuttuk... Unutturuldu!

Mesela Van depremi! Depremden sonra insanların çektikleri çileler ve halen çektikleri.  Ne haldedirler? Ne yer ne içerler? Bu soğuk iklim şartlarında nerelerde kalır, nasıl yaşarlar?

Şehit babasının derme çatma kapısını eskimiş kilim parçası ile kapattığı kumdan evi!

Halen kayıp çocuklarının izlerini aramaktan yılmayan anneler!

Tersanelerde iş kazasına kurban giden işçiler!

Kaz dağlarındaki doğa katliamı ve eklenen yenileri!

Her gün katledilen şiddet mağduru kadınlar veya çocuklar!

Cinsel istismara maruz kalan yüzler veya binler!

Madenler!

Soma ve orada yitirdiğimiz canlar! Ardında yok ve yoksulluk içinde kalanlar! Çocuklar! Çocuk gülüşleri dudaklarının kenarında donup kalan çocuklar!

Sonra zeytinler!

Zeytinleri kesilmesin diye yerlerde sürüklenip dayak yeme pahasına nöbet tutan köylüler ve hüsran!

Kesilen zeytin ağaçlarından hasat yapıp 3-5 kuruş kazanayım diye çabalarken, yağ fabrikasından dönüşte trafik kazasına kurban giden insanlar!

Ermenek’te günler sonra suyun içinden birbirine sarılmış bir halde çıkarılan cenazeler! Cenazeleri çıkaran kurtarma ekiplerinin tutamadıkları gözyaşları!

‘’Bonzai’’ denen illete ve uyuşturucuya kurban verdiğimiz ve her geçen gün sayıları çoğalan gençler!

Sonra ‘’Bir çift lastik ayakkabı altında ezilen Türkiye’’

İçim ezik, ruhum buruş buruş!

Ben televizyon seyretmiyor, gündemi okuyarak ve kahrolarak izliyorum.

Nereye ve nasıl gidiyoruz? Onu da bilemiyorum!

Daha sayamadığım neler neler!

''Bızımla değilsın!!!'' 

Değilim!

‘’Bu tarz da benim!’’  arkadaşlar!

Kimse kusura bakmasın!

Ay Şen...

 

Fotoğraf

 Yazarın notu:

Bu acılı anaya hangi yürek dayanır?

Bu acılı anaya hangi yüzle bakılır?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte bu halk, evlâdı nankör iblisler tarafından şehidedildiğinde, vatan sağolsun diyerek acısınıve açlığını bağrına basar...Bölücüler, en ufak bir menfaat çatısmasında gelir, kalleşçe Mehmetçige eşinin, çocuklarının yanında kurşun sıkar...Ve bu vatan hainleri , sıkışınca bu anamızın torununa gel bizi kurtar der...AYAĞINA YIRTIK AYAKKABI REVA GÖRÜLEN BU YOKSUL HALKIN ÇİLESINİ DİNDIRMESİ GEREKEN SORUMLULAR , NASIL OLSA BU YOKSULUN HİÇ SESİ ÇIKMAZ; BİZ, Hainleri, AÇILIMLA ŞIMARTMAYA DEVAM EDELIM....Daha söylenecek çook şey var; ama siz yüreğinizi ortaya koyarak her şeyi net anlatmışsınız...Tebrikler, selam ve saygılarımla...

Mesut Selek 
 23.11.2014 15:46
Cevap :
30 yılı aşkın bir zamandır hep vatan sağ olsun deseler de ne sağ olacak vatan kaldı ne vatanın satılmayan bir toprağı, ne de işletmesi! Şehit olan ''ÖLMEZ''liği ile yatıyor, analar babalar bağırlarına koskoca bir taş bağlamış, yaşamak denmeyecek bir halde yaşıyor. Dile getirenlerin de bir bir kuyusu kazılıyor hocam!Yüce dinimizi istismar edenler de milyon dolarlara para demiyor. Etrafta bir yığın dalkavuk! Diğer liderler desen koltuk derdinde! Milleti düşünen var mı ya da ülkeyi? Ben göremiyorum! Bakalım bu hal daha ne kadar sürecek?Her sabah Güneş doğsun diye beklerken, Güneş daha bir kara doğuyor ufukta!Yaz yaz bitmez, yazsan da zaten sonu gelmez!Teşekkür ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.  24.11.2014 21:54
 

Kendi ülkelerinde yüzlerine bakılmayacak insanlar bizim ülkemizde bir “şey” oldular! TV başındakiler yarışmacıları değil, jürinin marjinalliğini izliyor! Macun Kaplıcalı’nın programlarında da öyle. Çirkinliğin haddi hesabı yok! Ben de TV izlemeyenlerdenim. Sizden farklı olarak haber de izlemiyorum! Küfürbaz bir insan oldum çıktım:( Artık duygusallık, insanlık yok! Ölmek insanın fıtratında var! Bundan sonra da arzuladığınız günleri beklemeyin. Yangın tüm ormanı yakmadan sönmez! Ondan sonra da nesiller boyunca ağaç eker insanlarımız:( Tarzınız tarzımdır. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 23.11.2014 7:03
Cevap :
Ben, haberler de dahil olmak üzere hiç bir şekilde televizyon açmıyorum Ata Bey.Haberleri ve günceli gerek gazetelerden o da bazı gazetelerden zira yazılı medyanın da hali pürmelali ortada! Gerekse internet üzerinden takip ediyorum. Eskiden dergiler alır, o dergilerdeki bilgileri okur ve değerlendirirdim, şimdiler de ondan da vaz geçtim! Bu tarz benim gibi programların da nete düşen videolarının bazılarına bakınca fikir sahibi oldum, bu programdan da haberim yoktu ki vah ki vah cahil kalmışım, herkesin dilinde! Olsun varsın ben bu magazinsel cahilliğe gönülden razıyım.Ülkem, insanım kan ağlarken, çocuklar yalın ayak okula giderken!Aç yatarken!Her Allah'ın günü boş, ipe sapa gelmez gündemlerle ortalık meşgul edilirken!Ve... O meşguliyetlerin ardında bir yığın dolap dönerken!Millet tarz marz diye oyalanırken! Ne desem ki? Yani desem de ne olacak ki? Yorumunuza teşekkür ederim. Hani bir dokun, bin ah işit derler ya aynen öyle oldu. Sevgi ve selamlarımla...  24.11.2014 2:42
 

Ayşen hanım çok içten samimi bir çok gerçekliğe değinen blog yazınızı ben yazmış kadar içselleştirerek okudum, Kocaman, cesur yüreğinizin sesini duydum, sıcaklığını hissettim, tebrik ederim, elinize sağlık.O acılı annenin yüzü, babanın lastik ayakkabıları bu ülkenin utanç abideleridir, selam ve saygı ile sevgiler.

Nizamettin BİBER 
 22.11.2014 21:15
Cevap :
İçtenlik yansıyan yorumunuza çok teşekkür ederim, Nizamettin Bey. Biz halk olarak çok duygusal, yardımsever ve fedakar bir milletiz. Şimdi o anneye babaya ne yardımlar akacak tüm ülkeden. Hani Soma'ya akan ve akıbeti meçhul yardımlar gibi! Kim ne yardım yaparsa yapsın, ne alırlarsa alsınlar, 11 liralık kara lastik bile olsa! O yitirdikleri oğulcukları geri gelmeyecek ki!Yüreklerinin ortasında kocaman bir kara delikle yaşayacaklar şu ahir ömürlerinde! Biçare...Üzgünüm ve üzüntümü dile getirmeye çalıştım satırlarımla.Başarabildiysem ne mutlu. Selam ve sevgilerimle...   22.11.2014 23:16
 

Medyatik dünya var olan dünyadan kopup kendi dünyasını yaratma inadında sanki. Başlık da en gıcık olduğum tv programıydı hani. Her şeye rağmen millet esas olanın acı tatlı hayatın gerçekliği olduğunu geçici de olsa hatırlıyor. Bayramlarda eğleniyor, kara günlerde kenetleniyor. Asıl tehlike belki de yeni başlıyor; yeni nesil el bebe gül bebe hayatın acı gerçekliğinden uzak sanal-masal kutularında yetiştiriliyor.

Muharrem Soyek 
 22.11.2014 14:43
Cevap :
Aslında şu an yetişmekte olan nesil, bilinçli ve duyarlı Muharrem Bey. Esas bundan sonra yetişeceklerin hali felaket. Fen kitaplarından insan üreme şeklini dahi kaldıran bir zihniyetin yetiştirdiği nesillerden ne hayır gelecek ki? Her an her konu dine dayalı bir şekilde insanlara empoze edilir oldu. Bir avuç insan itiraz da bulunsa da çeşitli şekilde sındırılıp, sindiriliyorlar!Hep iddia ediyorum ki bu konuda haklıyım şu an tarımın en atıl olduğu devre ve kırsal kesimde yaşayan insanlar tüm gün Ali amca ile Emine teyzenin evlenme hikayelerinin evrelerini izliyorlar. Bir dolu kendiniz bilmez, paralı figuranlarla dolu stüdyolarda resmen bir komedi oynanıyor, televizyon şirketleri parayı kaldırıyor ve bizim insanlarımızın algı ve de düşünme yetileri uyuşturuluyor.Eğitimsiz ve algı yetisi körelmiş annelerin yetiştireceği çocuklar?Üstelik eğitimin hali ortada! Vahim çok vahim bir durumdayız ve bunun acısı yıllar sonra çıkacak!Selam ve saygılar sunuyor, yorumunuza teşekkür ediyorum.  24.11.2014 2:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 525
Toplam yorum
: 2813
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1167
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster