Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
203
 

'Affetmek' tek kelime..

'Affetmek' tek kelime..
 

'Affetmek' kimine göre acizlik, kimine göre aptallık, kimine göre ise erdem yüklü bir kelime. Peki ya kolay mı gerçekten affetmek?
 
'Bana o neler yaşattı haberin var mı senin, ne affetmesi ben onu Allah'a havale ettim?' diyenlerin sesini duyar gibiyim. Çook uzunca bir süre ben de kendi içimde egomun hükmüne girerek kendimi haklı çıkarmak adına iç sesime kulak verdim. Allah'a havale ettim, saydım, sövdüm daha neleri! Peki ya son ra n'oldu? Koca bir hiç!
 
Bunu anlamam epey bir zaman aldı. Çünkü kurban psikolojisine girmek acılı kimi zaman melankolik fakat gayet rahat bir süreçti. İlgileri görmek, her başım sıkıştığında dostlarımı aramak, kimi zaman da önüme gelene içimi döküp 'vah vah sana bunu nasıl yaptılar?' cümlelerini dinlemek içimi anlık bir şekilde o kadar rahatlatıyordu ki!
 
Ya sonra??
 
Sonrası temcit pilavı!
 
Bir süre böyle geçtikten sonra, yaşama enerjimi geçmişime, kızdığım insanlara akıttığımı fark etmem çok geç oldu. Onlar hayatlarını güllük gülistanlık yaşarken, benim günahım neydi? Bunun sonrasındaki kendime sorum 'Ben bunları neden yaşadım?' demek oldu. Herhalde kendime bundan daha büyük bir iyilik yapamazdım!
 
Birçoğu cevabı kendimde buldum bu sefer, insanların bana bunları yapmasına aslında ben izin vermiştim. Evet aslında kimse bana bir şey yapmamıştı, ben izin vermiştim!
 
Bunun farkındalığına eriştikten sonra birçok kitapta bahsi geçen 21 gün boyunca yapılan affediş sürecini başlattım kendi içimde. Karşımdakilere bir şey söylemem gerekmiyordu, onları kendimi özgürleştirebilmem için bilincimden, içimden özgür bırakmam gerekiyordu. Artık bunu yapmazsam sadece hayatımdaki kişilerin değişeceğini ancak almam gereken derslerin değişmeyeceğini ve tarihin tekerrürden ibaret olduğu tezini doğrulamaktan öteye geçemeyeceğimi biliyordum.
 
Zor da olsa bunu yaptım! İlk başlarda da yaptığımı sandım!
 
Bu sefer tekrar tekrar o insanlar karşıma geldi ve kalpte yine aynı sıkışma, yine aynı hiddet, yine aynı duygu birikintisi falan filan..
 
Meğer süreç böyle işliyormuş, onları sen affedip yaşam enerjini onlara akıtmayı bıraktığın anda herkes özgürleşmeye başlıyormuş. Pek de güzel oluyormuş sonuç! Fakat iç yaşamınızda bariz bir emek harcamanız gerektiği de aşikar.
 
Sonuçlar, dönütler bir harika! Bunu alışkanlık haline getirmeye başladığınızda insanların hatalarına pek de takılmamaya başlıyorsunuz. Dikkat edin yalnız görmemezlikten gelmek, içimize atmak değil kasttetiğim.. 
 
Yani diyeceğim o ki içinde ego kırıntıları olmadan affedebilmek güzel şey. Hem de affettiğinizi karşı tarafın bilmesine de gerek yok! Başkası için değil, önce kendiniz için bunu yapmak sizi özgür kılıcak başkasını değil. 
 
Tecrübeyle sabit inanın..
Sevgiyle kalın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Affetmek karşımızdaki kişiden ziyade kendimiz için yapabileceğimiz en buyuk iyilik.. Teşekkur ediyorum. Saygılarımla..

Ayçin ALP 
 04.08.2017 23:15
 

Affetmek de bir fedakârlıktır,ama nedenine katlanmak çok zordur.Neden ben fedakâr olayım diye insan kendine kızar,ama insanın kendini özgür kılması için bu seçim gerekli düşüncesindeyim ben de...Hoş geldiniz Bloğa.Selam ve saygılarımla başarılara diliyorum size.

Abbas Oğuz 
 27.07.2017 1:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 137
Kayıt tarihi
: 26.07.17
 
 

Halihazırda Sosyoloji Doktorasına devam etmekte, hayatında yaşadığı her şeyin bir nedeni olduğuna..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster