Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '10

 
Kategori
Engelli Eğitimi
Okunma Sayısı
1853
 

“Engelleri aşabilmek…”

“Engelleri aşabilmek…”
 

Engelleri aşabilmeliyiz.


Siz hiç tekerlikli sandalyede oturup koşmayı denediniz mi?  

Siz hiç gözlerinizi bağlayıp annenizi görmeyi denediniz mi?  

Siz hiç kollarınızı bağlayıp birinin size yemek yedirmesini, su içirmesini beklediniz mi?
Siz hiç konuşmayıp şarkılar söylemek istediniz mi?  

Siz hiç duymayıp kordon da martıların sesini dinlemek istediniz mi?  

Siz “zihinsel engelli” yerine “geri zekalı” ya da “deli” demeyi mi tercih ediyorsunuz?  

Siz hiç engelli bir yakınınıza, arkadaşınıza baktınız, ilgilendiniz, ona yardımcı oldunuz mu?  

Siz hiç küçük bir çocuğu tekerlikli sandalyesinden kucaklayarak alıp belediye otobüsüne bindiniz mi?”  

Yukarıdaki satırları “Blog Taşdelen” de benim gibi okusaydınız, duygulanmanız, halinize şükretmeniz yanında, en önemlisi “engelli vatandaşlarımızı” ve onlara bakanların durumlarını çok daha iyi anlar, onlar için “Ne yapabilirim?” derdiniz şüphesiz !  

Bugün 3 Aralık. Dünya Engelliler Günü!  

1992 yılında Birleşmiş Milletler aldığı bir kararla, 3 Aralık gününü “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan etti. Bu kararın ardından BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün “engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması” amacıyla tanınmasını istedi. Ve o günden beri, 3 Aralık “engelliler günü” olarak bilinmektedir.  

Özürlülük; doğuştan ya da kaza veya uzun süren bir hastalık sonucunda oluşan bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerin kaybı olarak tanımlanmaktadır.

“Özürlü insanların yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin değil; ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısacası tüm insanların ortak sorunudur. İnsanların özürlü olmaları çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmakla birlikte, özürlülerin normal bir hayat sürmeleri ancak toplumsal duyarlılığın oluşturulmasıyla mümkündür. Bu anlamda, özürlü vatandaşlara acıma duyguları ile yaklaşmak yerine, kurumsal hizmetlerin geliştirilmesi esas alınmalıdır.”diyenlerle birlikte engelleri aşabilmeliyiz.  

İstatistiklere göre, Türkiye’de nüfusun yüzde 12.29'u yani 8.5 milyon kişi engelli. Erkeklerde bu oran 11.10, kadınlarda yüzde 13.45. Özürlülük, sosyal hayatı engelleyen bir kusur değil, desteklenmesi gereken bir durum olarak kabul edilmelidir. Bakanlık ve ilgili kurumlar bu gerçekten yola çıkarak, alanı sürekli kontrol altında tutmalı ve değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre, tedbirlerini sürekli yenilemelidir.

Modern Avrupa kentlerinde sokaklarda özgürce ve neşe içinde gezinen engellileri görmek çok da şaşırtıcı değildir. Çünkü, kent engelliler düşünülerek yeniden tanzim edilmiştir. Oysa bizde sokaklar, caddeler, alışveriş merkezleri, otobüsler, trenler engelliler için bir başka engeldir. Dünya Engelliler Günü’nde bunları yeniden hatırlamanın tam zamanı. Hatırlarken de sorunların ele alınması gerekir.  

Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 2009 Dünya Engelliler Günü açıklamasında, sosyal belediyecilik anlayışından yola çıkarak oluşturdukları 'Engelliler Komisyonu”nda engelli örgütlerimizin temsil edildiği platformun periyodik olarak her ay toplanarak sorun ve çözümler üzerine çalışmaların sürdürüldüğünü, çalışmalar ilerledikçe engelli yurttaşlarımızın sosyal yaşama bağımsız olarak katılabilmelerinin önündeki engeller de aşılıp, tüm insan haklarından eşit olarak yararlanmalarının yolunun da açılacağını” belirtmişti.  

Geçen bir yıl içerisinde engelliler için yapılanların kamu ile paylaşılması engellilere destek olması bakımından önemlidir. Neler yapıldı? Kaç engelliye iş bulundu? Kaç engelliye gereken yardım yapıldı?  

Bugün sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve toplumsal yaşama tam katılım gibi temel sorunlarda özürlü vatandaşlarımız için de büyük fırsat eşitsizlikleri yaşanmaktadır. Özürlülerle ilgili politikalar, özürlülüğe neden olan etmenlerin çözümünü de kapsamalıdır. Bir program dahilinde yapılacak işlemler sağlık, rehabilitasyon ve araç-gereçlerinin teminini sağlayan yardım servisleri, eğitim, sosyal güvenlik ve istihdam konularında özürlülerin topluma başarılı bir şekilde entegre olmasını sağlayacaktır.  

Engelliler için neler yapılabilir?  

Engellilerin eğitiminde uygun mimari düşünülerek okulların durumu yeniden ele alınmalıdır. Yürüme engelliler - tekerlekli sandalye ile - merdivenleri çıkmak zorunda bırakılarak, onlara sınava girme eziyeti neden çektirilmektedir? Ayrıca onlara göre tuvaletlerde de düzenleme yapılamaz mı? Onların iş yerlerine ve okullarına kolayca ulaşması için binip-inerken özel düzenekli araçların temini ve onlara ücretsiz ulaşım kartı verilmesi belediyelerce çok mu zor? Bu konularda kent konseylerine, sivil toplum örgütlerine de iş düşmektedir.  

Özürlüler için kaldırımlarda tekerlekli sandalye veya elektrikli arabalarını kullanmaları için yapılan rampalarda, araçların park etmeleri ve satıcıların işgali ile engellilerin geçişine engel olunmamalıdır  

Evlerinden dışarı çıkamayan özürlü vatandaşlarımızın tespiti ve ihtiyaçlarının karşılanması için, mahalle muhtarları gereken önemi vererek çalışmalı, engelli vatandaşlarımızın isteklerini yetkili makamlara iletmelidir.  

Zor yürüse de, zor konuşsa da, gözleri görmese de onların da normal insanlar gibi hakları olduğunu unutmamalıyız. Ayakları tutan, gözleri görenler olarak, çevremizdeki engelli merkezlerini ziyaret etmeli, sorunlarının çözümünde gücümüz oranında destek vermeliyiz.  

Rehberlik Merkezlerince engelli bireylerin bulunduğu aileler ve okullardaki öğretmenler engellilerin bakımı ve eğitimi konularında bilgilendirilmelidir. Çünkü “engelliler” uzaydan gelme yaratıklar değildir. Onların davranışlarını anlamak gerek.  

Görme engellilerle konuşurken onlara acıdığınızı, onlar için üzüldüğünüzü hiç istemezler. Sabırlı ve azimli olduklarını asla unutmamalısınız. Üniversite eğitimi alarak avukat, sınıf öğretmeni, müzisyen, ve duyarak da “hafız” olmaları bunun bir göstergesidir.  

Ambalaj ve kutu yapımında, çağrı merkezlerinde, bilgisayarlı bilet satışlarında çalışmalarını gördünüz mü? Onlara iş imkanı yaratılmalıdır. Görme duyularının doğuştan ya da kaza sonucu azalması veya hiç olmamasına karşın, onların dokunma ve işitme duyularının, güneşi görenlerden daha üstün olduklarını hiç düşündünüz mü?  

Parmaklarıyla takip ederek kitap okumaları, sesli ekranı olan bilgisayar kullanmaları, alış-verişlerde paraları ayırt etmeleri, kişileri seslerinden tanımaları, doğadaki seslere göre bulundukları yeri belirlemeleri, işlerini beyinlerinde kanalize etmeleri – öğrendiklerini ezberlemeleri- için hafızalarını geliştirebilmeleri çok önemlidir.  

Yolda karşıdan karşıya geçmek isteyen bir görme engelliye karşıya geçmesi için, önce yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorunuz. Manevi yardım etmek isterseniz, onun sizin kolunuza girmesini bekleyiniz. Siz onun koluna girmeyiniz. Yürürken de yolu tanımlarsanız, bir adım arkanızdan gelen bu kişiye yardımcı olursunuz. Evde de lavabonun, yatağın, mutfağın yerini “sağda, solda, ileride” gibi yönlendirme yaparak yardımcı olabilirsiniz.  

Birçok yerde karşılaşmışsınızdır onlarla. Televizyonlarda program yaparlar, yarışırlar. Güneşi görenlerden daha sıkı bağlıdır yaşama onlar. Kaldırımlarda, okullarda veya meydanlarda “konser” verirler yanık sesleriyle. Kimseyi rahatsız etmek istemezler iç dünyalarındaki fırtınalarıyla. Yapacağınız 3-5 liralık maddi yardımı, görme engelli öğrenciler için makbuz karşılığı alırlar, okullarına iletirler. Çünkü onlar da oralardan yetişmişlerdir.  

Güneşi görenlerin, “ellerinde bağımsızlık ve güvenlik sembolü” olan “beyaz bastonları” ile başkasının yardımı olmadan yürüyebilen ve yolunu bulmaya çalışan azimli ve sabırlı, görme özürlü arkadaşlarımızdan öğrenecekleri daha çok şey var.  

Engellileri topluma kazandırmak için engelleri birlikte aşabilmek ümidiyle.  

Sevgiyle kalın. Saygılarımla.  

Ali İhsan ÖZÇAKIR  

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dostum,Ne kadar üzel yazmışsın.Önce cok güzel gözlemler.Sonra gözlemlerin düşünceyle harmanlanışı.Nihayet nefis öir sohbet yazısıKutluyorum devamını diliyor Sevgiler yolluyorum.Çatlıoğlu

h.hüsnü çatlioglu 
 30.11.2010 17:27
Cevap :
Sevgili Dostum, yapıcı ve yönlendirici görüşlerin için çok teşekkür ederim. Bana yazma gücü veriyorsunuz. Sağolasınız.  30.11.2010 21:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 2945
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

42 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster