Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
238
 

Evren ve 12 Eylül'ün Anımsattıklarından ...

 Evren ve 12 Eylül'ün  Anımsattıklarından ...
 

Ne fırtınalar atlattı, şu güzel ülke... Her şeye rağmen yine de ayaktayız, şükür...


Kenan Evren 'in  ölümüyle;  onun  bir "kurtarıcı" , o günü  yani 12 Eylül 1980 gününü  bir "kurtuluş günü" olduğunu sandığımız   o dönemi anımsarken , sonraları ne büyük bir yanılgı içinde  olduğumuzu  anladığımız  olaylar da  gözümüzde canlandı  bir bir  ...

Seksen öncesi yılları yaşamayanlar...  

 Üniversitelerdeki  olaylarda,  aynı toplumun çocuklarının nasıl birbirine düşman gözüyle bakıp birbirinin kanını döktüklerini, ülkenin yangın yerine döndüğünü bizzat yaşamayanlar   anlayamazlar   neden böyle bir sanıya kapıldığımızı...

İlk kızımıza hamileydim o günlerde... Radyodan duyduğumuz ihtilal yapıldığı, ordunun yönetime el koyduğu haberini bu yüzden sevinçle karşılamış, yan komşumuz olan okulun hademesinin evine koşarak gitmiş "müjde"yi  paylaşmak istemiştim...

Hatta çocuğumuzun oğlan olması halinde düşündüğümüz isim listesinin başında Evren vardı... Nereden bilebilirdik, millet olarak denize düştüğümüzü ve sarıldığımız yılanın bizi yavaş yavaş zehirleyeceğini... Bugün olduğu gibi  internetimiz ,   cep telefonumuz  yoktu.   Gazetelerden sağlıklı bilgiye ulaşma gibi bir şansımız da yoktu... Ekranda sadece devletin kanalı TRT,  radyo yayınlarında da,  yönetimin sesi vardı.

82 Anayasasına neden yüzde 90 gibi bir çoğunluk "evet" dedi diye eleştirenler;  ya işin özünü bilmiyorlar ya da  eleştirmiş olmak için  bunu söylüyorlar. EVET demeseydik,  Evren  ölünceye kadar yönetimde kalacaktı, bu daha mı iyi olurdu?  Ölümü gösterip sıtmaya razı etmişlerdi , işin özü buydu ...

Sorgusuz sualsiz  evinden alınıp ceza evlerine götürülüp hiçbir örgütle bağlantısı olmadığı, hiçbir eyleme katılmadığı  halde boşu boşuna   işkence gören meslekten atılan  insanlar  çevremizde çoğalmaya başladıkça  ,  ülkemizin bir cehennemden çıkıp başka bir cehenneme   girdiğini anlamaya başlamıştık ...

Yıl 1982...  Seksen öncesi yapılan boykot ve eylemler incelenip sorgulanıyor...1979'da yapılan bir boykota katıldığı gerekçesi ile bir cümlelik bir yazı gönderilerek bir öğretmen arkadaşımızın görevine son veriliyor... Oysa o gün o arkadaşımız ailesinin olduğu kendi şehrinde ameliyat olmuştu... Boykota katılmamış olmasına rağmen   birileri  onun  ismini  vermiş.  Okula gelen müfettişler, sevk evrakını bulamamışlar sanırım o da bir şekilde uçmuş...   Arkadaş görevden alındı...

İyi insanlar kötü zamanlarda belli olur...  İşte  gerçekten  görevini  layıkı ile yapan bir müfettiş, o kötü günlerde  nasıl iyi  olunabileceğini kanıtladı hepimize...

Müfettiş Beyin, arkadaşımızın ameliyat olduğu şehre gidip  evrakları bulup soruşturmayı onun lehine sürdürüp boykota katılmadığını kanıtlaması  süreci tam iki yıl sürdü.  Sonunda  arkadaşımız  görevine geri döndü , iki yıllık  maaşı da kendisine ödendi... 

O müfettiş  diğerleri gibi dosyasını kapatabilir , bürokratik işlemleri  tamamlayıp  evine "gönül rahatlığı" ile dönebilirdi pek ala... Öyle bir dönemde,  bu tür,  adeta bir "fişleme"  olayını sadece takip ettiği  için kendisinin de  sorgulanması riski  olmasına karşın  doğrunun peşinden koşan  kaç kişi vardır...  Her zaman yinelediğim gibi, "İnsan" olmak, olabilmek başka bir şey...

Yıl 1977...

İstanbul'da  zincirlerle, taşlarla birbirine  giren  öğrenci savaşlarının içinde olduğum bir gün... Bir arkadaşımı hastanelik eden bir vuruşla yere serildiğini gördüm.  Hepimiz can korkusu ile kaçıyoruz....Oysa sınıf arkadaşımız olan garibim,  öyle bir derneğe falan kayıtlı değil sıradan , en fazla sosyal demokrat  bir arkadaş... Ertesi gün duyduk ki,  sadece bir iki arkadaş onu oradan uzaklaştırmış,  o hengamede buna cesaret etmiş. Vurulan arkadaşımıza  dikiş atılırken hastaneye götüren arkadaşımızın ismini sayıklıyormuş...  Doktor " kim bu?" dediğinde,  "o bilir   kendini" demiş...  Evet  gerçekten de , bilir kendini  o...  O  arkadaşımız;   eşiyle birlikte  en  nadide ve gerçek dostlarımızdan  halen...

Allah  o günleri yaşatmasın ülkemize bir daha...

Evren,  sonraki yıllarda da,  yaptıklarından  pişman olduğunu  dile getirmediği gibi  "yine olsa yine yaparız "  türünden  konuşmaları ile  ardındaki kin  ve öfkeyi katlayarak büyüttü.  Aynı hatayı, kızı da yapıyor...   Yazık ... 

Onların , birilerinin  " bizim çocukları"   olduğunu  ve "iyi iş çıkardıklarını"   duyduğumuzda nasıl yanmıştı içimiz ...

Seksen öncesi  ve sonrasında yitip giden gencecik  canları  düşündüğümüzde , beddua etmemek  mümkün mü ,  dua yerine...

Yine de ,  Allah  taksiratını  affetsin  diyoruz,  gönülden olmasa da ...

 

 

 

NAHİDE ÇELEBİ, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ALLAH TAKSİRATINI AFFETSİN, SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR AMA ÖLENİN ARKASINDAN KONUŞMAMAK GEREK DİYE DÜŞÜNÜYORUM.SELAM VE SEVGİLER.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 14.05.2015 10:50
Cevap :
Ah, ah Nahide öğretmen,şimdiye kadar yazılanlar ne ki, bundan sonra neler aktarılacak tarihe; ne kadar belge ve bilgiler çıkacak ortaya kim bilir... Aslında bizler gibi sade vatandaşlar bir şeylerin farkındayız ama çoğu şeyden haberdar değiliz diye düşünüyorum. Ben de yeni okudum damatlardan biri TKP'liymiş! Buyrun burdan yakın... Aydınlık günleri hep birlikte görebilme ümidi ile sevgiler...  14.05.2015 16:40
 

Yaşadıklarımızı unutabilmek mümkün değil Nur hanımcığım, "EVET" de dedik anayasaya, günün şartlarında en doğru karar olduğunu düşündüğümüzden, ülkede kan gövdeyi götürdüğünden, bindiğimiz dalı kestiğimiz hissi yaşatacak ihtilal olduğunua sevindiğimiz gibi, "her şeye İnsan olmak olabilmek" haklısınız çok önemli, yalnız bu günün gençliğinde siyasi bilinç zayıf, şiddet duygusu aşırı boyutta, elinize sağlık önemliydi anımsattıklarınız, selamlar

Cemile Torun 
 14.05.2015 0:33
Cevap :
Haklısınız Cemile Hanım, gençliğin bir bölümü laylomcu, bir başka deyişle apolitik ama bir bölümü hala umut vaat ediyor şükür ki...Şiddet yanlısı ve "maşa" olmaya uygun olanları da var ne yazık ki...Facebook'daki yorumlarında bile nefret kusan ve terbiye sınırlarını aşan bu kitlenin ne kadar bilinçsiz, muhakemeden yoksun ve"görevlendirilmiş" insanlardan oluştuğunu sağduyulu olanlar fark edebiliyor.Hiç olmazsa yakın tarihi okusa,ilgili yazılara en azından bir göz atsa gençlerimiz; bilinen güçlerin tuzağına düşüp oyuna gelmezler...Katkınız için sağ olun. Güzel günlere ulaşmak dileği ile sevgiler...  14.05.2015 17:00
 

Ciddi ve başdöndürücü baskılar,korku,aramalar,tutuklamalar,kıyımlar,yasaklar,çiğnenen insan hakları...Kasetler bile dinlenirdi kontrollerde.Zülfü Lianeli,Mahsunu Şerif dinlemek bile suçtu.Kitaplar ise adlarına bakarlardı aramalarda...Bugünlerin günahı çok onun üzerinde.O da Kuran-I Kerimden ayetler okur dururdu meydalarda.Erdal Eren'i hangi yürek unutabilir ki?..Ne oldum değil ne olacağımı düşünmeli oysa insan.Bu toplum şimdiye kadar ölen hiç kimseye lanetler okumadı asla...Duyarlılığınız için çok sağolun Nur hanım.Elinize sağlık.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 13.05.2015 22:28
Cevap :
Abbas Bey CUMHURİYET okuyanlar bile fişlenirdi, o günlerde.İnsanlar korkudan o gazeteyi ya cebine koyar ya başlığını gizlerdi yolda veya taşıtlarda. Oysa, bugün bazı televizyon kanalları her görüşten gazete yazılarına yer veriyor programlarında... Tamam, onlarda belli görüşlere sahipler ama en azından Sözcü'den, Zaman'a, Sabah'tan Cumhuriyet'e kadar hepsinin yazılarından haberlerinden örnekler veriyorlar. Düşünceye kilit vurmaya kalkıldıkça o düşünce daha çok yayılıyor ve etkinleşiyor.Değerli katkınız için sağ olun.Ülkemizin,çok yakında umutların gerçekleştiği daha güzel bir ülke olması dileği ile saygı ve selamlar...   14.05.2015 17:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 767
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 1371
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster