Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4894
 

“Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.”

“Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.”
 

“Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.” Carl Gustav Jung.

Kreşe yeni başlamış 3 yaşındaki çocuğun montunu, ailesi sınıfındaki diğer çocukların da giysilerinin bulunduğu askılığa asar.  Gün sonunda boyunun yetişmediği askılıktaki montunu kendisine vermesi için öğretmeninden yardım ister. Bunu fark eden öğretmeni başka giysilerin de bulunduğu askılığın yanına gider ve kendisini izleyen küçük çocuğa; “Senin montun hangisi ?” diye sorar. Çocuk bu soru karşısında çok şaşırır, öğretmeninin kendi montunun hangisi olduğunun bilmemesi onda adeta bir şok etkisi yaratır, çünkü kendi zihninde onun montunun herkes tarafından bilindiğine dair bir algı sistemi bulunmaktadır...

Psikolojide "Füzyon", zihninde bulunan kendi gerçekliğinin diğer kişiler tarafından da bilineceği yanılgısı olarak ta tanımlanabilir.  “Füzyon” bakış açısı daha çok narsisistik kişilik yapılanmasına sahip kişilerin kullandığı bir davranış örüntüsüdür. Bu yüzden konuyu anlaşılır kılmak için narsisistik kişilik hakkında biraz bilgi vermekte fayda var diye düşünüyorum.

Narsisistik kişilik yapılanması altında olan kişilerin en belirgin özellikleri; kendilerini diğerlerinden üstün, özel ve biricik hissetmeleri ve diğer insanlarla da bu doğrultuda bir ilişki içerisinde olmalarıdır. Bulundukları ortamda övgü almak, takdir toplamak ya da dikkat çekmek için yoğun çaba harcayan bu kişiliklerle geçinmesi ve herhangi bir konuda uzlaşılmaya varılması oldukça zordur çünkü zihinlerindeki “füzyon” la kendilerini ve dünyayı algılama eğilimindedirler.

“Füzyon” temelde bir fizik terimidir, “kaynaşma”, “birleşme” gibi anlamlara denk gelir. Psikolojik açıdan ele alınan "füzyon" kelimesi de aslında bu anlama çok uzak değildir, şöyle ki; kişinin yaşadığı dünya ile sanki kaynaşık ve birleşik miş gibi bir algı içerisinde olması durumudur. Yani zihinde kurgulanmış dünya nasıl ise gerçek dünya nın da onla kaynaşmış olduğuna inanmak…

Yazının başındaki kreşteki çocuğun durumu gibi, aslında füzyon bakış açısı çocukluğumuzda bir dönem hepimizde mevcuttu, ancak zamanla gerçek hayatın zihnimizdeki dünya ile uyuşmadığını deneyimlerimizle fark etmemiz sonucunda yavaş yavaş füzyonlarımızın kırılmaya başladı ve deyim yerindeyse her birimiz tahtlarımızdan olduk... Nitekim, öğretmen çocuğun montunun hangisi olduğunu ona sorması sonucunda çocuk kendi füzyonunda bir kırılma yaşayarak gerçek dünya ya deneyim sonucu bir adım atmış olmuştur ve aslında öğretmen farkında olmadan çocuğun ruhsal gelişimi için ona oldukça faydalı bir tecrübe yaşatmıştır.

Fakat, narsisistik kişilik yapılanmalarının birçoğunda, yetişkin olmalarına rağmen füzyon bakış açıları kırılmamış bir şekilde durmaktadır, bu manada onların füzyondan kaynaklanan davranışlarını bir çocuğunkine benzetebiliriz ancak aralarında şöyle önemli bir fark vardır: Yetişkin bir insanının füzyon bakış açısı çok tehlikeli ve de başkalarına zarar verici nitelikte olabilir. Hele de bu insanlar belli kademelere ya da makamlara gelmişse, etkileri büyük kitlelerin de bu bakış açısından ciddi zararlar görmesine kadar varabilir.

Bu konularla ilgili üzerinde durulması gereken daha da önemli nokta ise; ekonomiden siyasete, savaşlardan trafik kazalarına kadar toplumları yakından etkileyen birçok konuda füzyon bakış açısının son derece etkili ve zararlı olabileceği gerçeğidir.

Narsisistik füzyona sahip bir kişilik yapısı kendi doğrularının geçerliliğine kayıtsız şartsız inanmış kişilerdir. Örneğin inandıkları bir din ya da inanç öğretisi onlar için tek “gerçek” olandır ve kendisininkinden başka her inanç sistemi onların gözünde boş, değersiz ve anlamsızdır. Bu bakış açılarıyla salt doğru olarak kabul ettikleri kendi gerçekliklerine başkalarını da dahil etmek için çabalarlar, çünkü onların gözünde, farklı inançları taşıyan insanlar “gerçeği göremeyen zavallı” kimselerdir. Hal böyle olunca kendi inanç sistemlerini devam ettirmek ve başkalarını da buna dahil etmek adına her türlü yola başvurmaktan çekinmeyen, oldukça tehlikeli insanlar olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Benzer bir durum toplumsal temelde de gerçekleşebilmekte, kendi inancını “biricik” ve “en doğru” olarak kabul eden bir toplum, buna inanmayan başka toplumlara da kendi inançlarını kabul ettirmek için savaş açmakta ya da zulmetmekte bir sakınca görmemektedir.

Bu kişilere, bu bakış açılarının yanlış olduğunu göstermeye çalışmamız, dünya da başka doğru ve geçerliliklerin olabileceği gerçeği açıklamamız çoğu zaman nafile bir çaba olacaktır, çünkü hayatlarında kullandıkları ve “hükümdarlıklarını” devam ettirmeye yarayan en önemli savunmaları olan  füzyon bakış açıları olduğu için, füzyonlarının kırılması onlar için ölmekle eş değer bir anlamdadır. Bundan dolayı, tüm eleştirilere ve farklı bakış açılarına kulak tıkamayı seçerler.

Ulusal ya da uluslararası ekonomi de füzyon bakış açısındaki kişilerin yönetimi altında olduğu zaman benzer tablolar karşımıza çıkmaktadır. Narsisistik bir kişilik yapılanması füzyonunu devam ettirebilmek için gücü ve iktidarı elinde tutmak ister, güç ve iktidar elde tutmanın yolu da çok para sahibi olmaktan geçer. Hal böyle olunca, liderlik vasfı gelişmiş, zeki ya da yetenekli ama ağır bir narsisistik füzyonla hayatı algılayan bir kişilik yapısı, tüm kaynakları kendine çevirmek konusunda ısrarcı olabilir. Üstelik, başkalarının bu durumdan nasıl etkilenecekleri umurlarında olmadan her türlü sömürüye, suça ya da adaletsizliğe başvurabilirler.

Örneğin, füzyon bakış açısına sahip küresel bir lider ya da şirket sahibi bir kişilik yapılanması her zaman ve her yerde kendi hükümlerinin geçerli olmasını arzular, arzulamakla kalmayıp bu uğurda tüm insanlığı etkileyecek radikal kararlar alabilir, hatta ülkeler arası savaşlar bile çıkarabilir. Tarih de bu gibi durumların örnekleri çok fazladır.

Dolayısıyla, günümüzde ekonominin, uluslar arası siyasetin ve savaşların geldiği noktayı göz önünde bulundurduğumuzda, ortaya çıkan tablonun altında yoğun bir narsisistik füzyona sahip kişilik yapılarının olduğu söylenebilir. Maalesef, gittikçe küreselleşen dünyada bu kişiliklerin aldığı yanlış ekonomik, siyasi ve toplumsal kararlar neticesinde aslında hepimizin bugününü ve geleceğini etkilemektedirler.

Trafik kazalarının birçoğuna da füzyon bakış açısına sahip insanların neden olduğu söylersek herhalde abartmış olmayız. Şehir merkezlerindeki mobese kameralarındaki trafik kazası görüntülerini izlersek eğer bu durumu çarpıcı bir şekilde fark edebiliriz. Şöyle ki, füzyon bakış açısıyla hareket eden bir kişi aynı bakış açısını trafikte araç kullanırken de taşır. Örneğin, yolların tek hâkiminin kendileri olduğunu zannederek hiç umulmadık yerden sinyal vermeden dönüş yapabilirler.

Onların zihninde sinyal vermelerini gerektirecek bir durum yoktur çünkü arkasındakiler onun döneceğini zaten bilmek zorundadırlar... Aynı sağlıksız bakış açısıyla hiç beklemediğiniz bir anda tali yoldan ana yola çıkıp size büyük bir kaza yaşatabilirler, ya da kafalarındaki mesafe ayarı gerçeklikten çok uzak olduğundan uzun yolda şuursuzca yanlış sollamalar yaparak can kayıplarına ya da ağır yaralanmalara sebebiyet verebilirler.

Sonuç olarak; ruhsal olarak sağlıklı olan bir insan: füzyon bakış açısını çocukluğunda kırmayı başarmış, sorgulayan, araştıran, inandıkları konusunda ısrarcı olmayıp zaman zaman şüpheye düşebilen, diğerlerinin de görüşlerine önem veren, değişime açık, diğerleri ile empati kurma becerisi geliştirmiş olgun kişilik yapılardır.

Ekonomi, siyaset, toplum yönetimi, medya, uluslararası ilişkiler, trafik ve yaşamlarımızı etkileyen buna benzer daha birçok alan, füzyon bakış açısından sıyrılmayı başarmış ruhsal olarak olgun kişilerin yönetimine verildiği takdirde son derece adil, mantıklı, tutarlı bir yönetim ve uyum söz konusu olur. Hatta, gittikçe küreselleşen ve füzyondaki kişiler tarafından yönetilmeye başlayan bir dünyada, bu kişilerin yönetime geçmesiyle beraber tüm insanlık bu sayede refah ve huzuru yakalayabilir dersek bile sanırım abartmış olmayız.

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık çok aydınlatıcı ve önermeye değer bir blog. Füzyon bakış açısı bence büyük küçük herkesin içselleştirdiği bir bakış açısı olsa gerek çünkü örneklerine hemen herkeste rastlamak mümkün. İnsanoğlu kendi dünyayı algılama biçiminin gerçekçi ve geçerli bir bakış açısı olduğunu var sayar ve zanneder. Bu nedenle de farklı algılama biçimlerinin yanlış olduğuna hükmeder. Zaten bu nedenle de herkesin doğrusu kendine göre doğrudur deriz. Oysa her insanın başkalarının değil bizzat kendisinin bakış açısını ve dünya algısını sorgulaması, revize etmesi gerekir ki bütün insanlık aynı yani gerçekçi bir dünya algısına erişebilsin. Hayvanlar koklaşa koklaşa insanlarda konuşa konuşa anlaşırlar deriz. Oysa bu da yanlış bir varsayımdır. İnsanlar konuşarak anlaşamazlar çünkü her birinin dünya algısı farklıdır. Hayvanlar ise anlaşırlar, çünkü onlar dünyayı duyu organlarıyla, yani gerçekçi bir şekilde duyumsadıkları için gerçekçi olarak algılarlar ve anlaşabilirler. Sevgi ve selamlar

Matilla 
 19.08.2014 18:04
Cevap :
yorumunuz için teşekkürler Mustafa Bey, saygılar  23.08.2014 22:11
 

Çok değerli bir yazıydı, ellerinize, bilginize sağlık. Özellikle bu konuyu bir psikologdan okumak, daha da anlamlı. Dileriz füzyona sıkışıp kalmamışlar tarafından yönetildiğimiz zamanlara da bir an önce kavuşmak mümkün olsun. Önemli olan da bu zaten. Hasbel kader öyle birileri gelmişse başa, onlardan kurtulabilmenin yasal mevzuatı var mı ki, siyasetle ilgili yasalar düzenlenirken bu düşünülmüş müdür acaba? Çünkü ben, ilişkin yasaları incelerken hiç öyle bir ayrıntıya rastlamadım da o yüzden:(( Öteden beri savunduğum bir şeydir, hukukçular yalnızca kimi davaların seyrine ilişkin olarak çok gerektiğinde değil, her halükarda ve özellikle de hele ki yasa hazırlarken kesinlikle psikologlarla da koordinasyon halinde çalışmalıdırlar. Selamlar, başarılar...

Filiz Alev 
 19.08.2014 16:26
Cevap :
güzel yorumunuz için teşekkürler Filiz Hanım, saygılar  23.08.2014 22:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3462
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster