Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
323
 

“Küçük bir çocuğun ruhundaki gelecek“

“Küçük bir çocuğun ruhundaki gelecek“
 

Cümleler ardı ardına sıralanırken beni alıp geçmişin eski anlarına ışınlamıştı. Şimdi karşımda, kaldırımın kenarına oturmuş, elinde kitap olan yedi yaşında küçük bir kız çocuğunun yanına getirmişti. Peki neden?

Küçük kız okuduğu kitabın içinde kaybolmuştu. Etrafındaki diğer çocuklar oyun oynuyordu. Arkadaşları seslenip oyuna çağırıyor, fakat o gitmeyeceğini söyleyip kitabı okumaya devam ediyordu. Zaman beni o küçük kızın anlarında dolaştırmaya başladı. Anlatmak istediği bir şeyler olduğunu, sessizce izlememi işaret etti.

Küçük kız, kendisine verilen harçlığı alıp, koşa koşa kırtasiyeye gidiyor. Elindeki parasının yarısıyla yeteceği ucuz kitaplardan alıyordu. Sonra gidip kaldırıma oturup kitabını okuyordu. Her hafta bunu yapıyordu. Kendisine şeker, çikolata almıyor, oyun oynamıyordu. Bütün bunları kitaplara tercih ediyordu. Annesi: “kendine yiyecek bir şeyler aldın mı? diye sorduğunda.

Küçük kız: “O harçlığı ne yapmam için verdiysen ona harcadım” diyordu.

Aldığı kitaplarını saklıyordu. Anne ve babasının bütün harçlığıyla kitap aldığını bilseler kızacaklarını biliyordu. Okulda kütüphane kurulmuştu. Öğretmen öğrencilerine her hafta bir hikâye kitabı veriyordu, okusunlar diye! Küçük kız öğretmenden iki tane kitap istiyor, öğretmeni hayır diyordu. Sonra arkadaşlarının yanına gidip: “ben kitabımı okuyunca sizinkilerle değiştirebilir miyim?” Diye soruyordu. Okumayı, okulu ne kadar çok seviyordu!

Hayatı sessizliğinin içerisinde izlerken, her şeyi gözlemliyor, düşünüyordu. Öğrenme merakı ona çok şey katmıştı.

Büyüdükçe, hayatın yaşam kaosun da, o küçük kızın ruhu yılların arasında kayboldu. Geleceğe, öyle özel ve değerli hazineler hazırlamıştı ki; bunları ilerleyen yıllar içerisinde keşfetmiştim. Konularında eğitimli ve uzman, profesyonel insanları bile şok edecek derecede yetenekler kazandırmıştı. Harika ötesi bir ses tonu vardı. Daha harika olan ise diksiyon eğitimi almadığı halde; müthiş derecede profesyonel bir diksiyonu vardı.

Yeminler ediyordu; ama kimse inanmıyordu, böyle bir şey olamaz diyorlardı.

Oysa bilseler ki; harika bir öğretmenim vardı, yıllarca bana eşlik eden: “küçük kız”.

Birçok teklifler aldım Tv programları sunuculuğu vs. büyük kanallarda vardı arasında. Fakat yanına çirkin tekliflerde eklendiğinde, elimin tersiyle ittim hepsini, düşünmeye gerek bile görmeden, hayır dedim. Çünkü o küçük kızın ruhuna ihanet edemezdim. Bir yerlere gelmek adına da bir tek çirkinliğin, onursuzluğun önünde kesinlikle eğilmedim.

Yazılarımı yazdığımda, çoğu insanı şaşırtmışımdır. Ama hiç kimse daha alfabeyi ilk öğrendiğim andan itibaren sürekli kitap okuduğumu bilmez. En büyük sırrımdır, bugüne kadar, sorulara ve şaşkınlıklara sessizce gülüp geçtim.

Şimdiki zaman içerisinde, kararsızlığın gelgitlerin de yalpalarken, neden kalbimin ilk defa bana yol göstermediğini düşündüğüm bir anda!

Zaman, beni o küçük kıza tekrar götürdüğünde, ben o kaldırımın kenarında bir şey unuttuğumu fark ettim. O küçük kız, her okuduğu kitapla sessizce, gizli gizli bana bir resim tablosu hazırlamıştı. O küçük kız gülümseyerek benim için hazırladığı o tabloyu işaret etti “ Bilgi ”. Geleceğim onun ruhuyla çok önceden çizilmişti.

Geçen yıllarımın arasında unutup kaybetmiştim. O küçük kız hep benimleydi ama ben onu unutmuştum. Geleceğimin tablosu olduğunu yeni keşfettim. O küçük kız bendim!!!

Hâlâ çocukluk kitaplarımı saklıyorum. Eee en büyük servetim. Çocukken bütün paramı onlara yatırmıştım. O küçük kızın okuma aşkı, bana sihirli bir dünyanın kapılarını açmıştı.

Bilgiye giden yolu keşfetmiştim. Bilgiye giden yol öğrenmekti, bana yolu gösteren rehberlik eden sessiz bir süvarî vardı. Süvâri’nin adı okumaktı. Birde keşifçi vardı; öğrenmenin her adımının aşamalarında ona selam verdiğim çok olmuştur. O sihirli diyarın efsununda ruhum kutsanıyordu.

Çünkü bilgiye âşıktım!

 

Ruhumun ana kaynağı olduğu ve bana kattığı bütün güzellikler adına.

O küçük kıza teşekkür ediyorum…..  

 

“AN ‘ lar.  Her AN ‘ın içerisinde geleceğinize ait mutlaka bir mesaj vardır. GÜLHAN CEYLAN”

 

Yazan: GÜLHAN CEYLAN

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygı ile.. Genelde insanın kendini -övgüyle-anlatması yagırganır. Düğünde manici, cenazede ağıtçı kiralar gibi, kişi kendine 'övgücü' mü kiralasın yani. Yazarımız Gülhan CEYLAN'IN medenÎ cesaretini kutluyorum. Otobüsteyim; dört yaşlarında bir çocuk anasının kucağında, durmadan şarkı söylüyor. O yaştaki çocuğun repertuarı ne ki; ama iç dürtü durmuyor. Babam, 1928 yılında, Nidai paşanın (Kurtuluş Savaşı kahramanlaından.) yazıcısıydı. Matbaa yok. Avrupa'dan gelen boş haritaların yazılarını -eski yazı ile.- babam yaşmış. TSK. Genel Kurmay'na ilettik. Kırk iki yıl (1940-1982) boyunca, cep takvimine günce yazdı. Vefat edince, kardeşler yakı-vermişler. Beş tanesini saklamışlar; teslim aldım. Birkaç- sayfasını da amcama -eski yazı idi- okuttum. Yazı-resim yeteneği yanında, müzikle de uğraşırdı. Notların birinde şu kayıt var: 'Bugün kemanımı akort ettim...) Adliye yazı işleri müdürüydü. İki kedimiz var. Gelip bigisayar çalışmamızı izliyor. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU:matematikçi-bilim uzmanı

Nadir Şener Hatunoglu 
 14.10.2012 16:10
Cevap :
Nadir Bey; Yorumunuz için teşekkür ederim. Fakat daha dikkatli okusaydınız bu yazının bir önceki yazımın devamı olduğunu görecektiniz. Ve bu yazımın son cümlesinde. Bana ait bir söz var: "AN 'LAR. HER AN 'IN İÇERİSİNDE GELECEĞİNİZE AİT MUTLAKA BİR MESAJ VARDIR. GÜLHAN CEYLAN" İşte anlatılmak istenen buydu. İnsanların gelecekleri çocu zaman kendi çocukluğunda sessizce çizilir bizler bunu büyüdükten sonra fark ederiz. Hayatın karmaşasında zaman bizlere bunları unutturuyor. Tamamen içsel ve doğal yapınızın size kazandırdıkları. Kendini öven biri olmadım hiç. Çok mütevazı biriyimdir. Bir çok arkadaşım bütün güzel yanlarımı çok çok sonraları tesadüfen öğrenir anlatmam. Yazılarımda da kendi hayatıma ait bugüne kadar hiçbir şey anlatmadım. Bu yazıyı okuyup övgüyü vurgulayan ilk insansınız. Buna çok şaşırdım. Kendinizle ilgili paylaştığınız güzel anılarınız içinde ayrıca teşekkür ederim. Saygılar....  15.10.2012 17:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 566
Kayıt tarihi
: 30.04.12
 
 

Yazar, köşe yazarı, gazeteci  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster