Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
134
 

'Ört artık ört artık ört'

'Ört artık ört artık ört'
 

Örtülü beyinlerden, gelin önce ezber örtüsünü kaldıralım. Kalıp sabuna benzer kavramlar oluşturup,  aynı kalıbı köpürterek, oluşan baloncuklar üzerinde hayaller kurup, oluşan kaygan zeminde kimi sırt üstü yere yapıştırabilirim anlayışıyla babalarımız birbirini yedi; şimdi biz çocuklarımıza yeni baloncuklar ve kaygan zeminler bırakmak için çabalamaya tam gaz devam ediyoruz.

Ne kardeşim bu dört artı dörtler ; adam artı gönül artı sevgi artı saygı = medeniyet . Buyurun bunları konuşalım.  Şu tartışılan konuları bir de öğretmenlere soralım. Yıllardır ezberci sistemlerle odun dağları yetiştirdik. Bir büyüğüm toplumu süte , seçilmişleri  ise kaymağa benzetirdi.  Süt kalitesi kaymağın lezzetini belirler. Böylesine fikirsiz , düşüncesiz bir toplum, haberlerde izlediğimiz kalitede seçilmişler tabakasını belirledi.  Birbirlerine karşı ne saygıları var ne de  sevgileri; Herkes bilir; içinde sevgi olmayan yemek bile tatsızken , meclisimizden çıkacak yasaları halkın hazmetmesini nasıl bekleyebiliriz.

O yüzden bırakın dört artı dörtleri de, biz nasıl adam yetiştirebiliriz, bunları tartışın. İstediğiniz öğretmene sorun ; bir sınıf içinde taş çatlasa, beş tane kafası  sisteme uygun çalışan öğrenci çıkar. Bunlar sınıfın lokomotif öğrencileridir. Kalanı emin olun vagondur, hem de ağır yük vagonu. Beyinleri gereksiz binlerce veri ile doldurulacak , bu bilgiler yaşama uyarlanamayacak yapıda olacak, isyan edenler okuldan kaçacak, bir köprü altında tinerle tanışacak, ve büyüyünce bekle ki adam olacak… Ezberci eğitim sistemi , idrak edilebilir öğrenim sistemine dönüştürülmeli.  Bu eğitim işinde, merdivenin son basamaklarından size bir örnek vereyim; Üniversite mezuniyetine bir adım kala  öğrenciden tez istenir. Öğrenci ne yapar; Kütüphaneye gider , daha önce yazılmış tezlerden , kibrit çöpü seçer gibi birini seçer , başlığını akıl seviyesi el verdiğince değiştirir. Hocasına sunar. Helal olsun dedirttirecek kadar çaba harcanmış, tez başlığı ve tez kapağı üzerinde yoğun çalışmalar  yapılmıştır. Tez verilir , üniversite mezuniyet belgesi cebe konur. Hani dinde yıkılmaya çalışılan bir unsur vardır; ataların dini , bu  ezberlene gelmiş din içindeki çürümüş tarafları, kokuşmuş hurafeleri,  nesilden nesile aktarılan yanlış alışkanlıkları terk edebilme mevzusu, putları yerle bir edebilme gayreti…Eğitim sistemimiz de bu misal , ezberle yut, kopyala yapıştır, hey beyler kendimize gelelim artık. Bu bilinçten adam çıkmaz. Bu anlayıştan uzlaşı türemez. 

Ört artık ört artık ört diyorum … Neden mi?  Ezberci sistemi, yarışçı sistemi, sevgisiz sistemi, hedefsiz sistemi ört artık ört artık ört. Hem de öyle bir ört ki; gelecek nesiller örtünün ne olduğunu senin benim gibi anlayıp , birbirlerine kin beslemesin, bölünmesin, kardeş kardeşi katletmesin.

Her gelen iktidar kendi  fikrine uygun nesiller yetiştirmek isteyecek.  Bu çok doğal bir durum.  İnsan doğasında bireysel olarak ta bulunan , gücünü egodan alan  genlerini hakim kılma dürtüsü, elbette bizlik çoğulluğu kapsamında, fikirlerini baskın kılma dürtüsüne  bürünecektir. 

Şimdi gelelim çözüme;  biz burada çatının kiremitleri ne renk  ve hangi  desende  olsun diye  tartışıyoruz. Farkındamıyız acaba imarsız bir arazi üzerinde, temeli çürük , duvarları çatlak, boyası hercai, demiri çimentosu üçüncü sınıf, tadilata muhtaç bir binanın çatısının kiremitleri üzerine  birbirimizi yiyoruz.

1, Din nedir,  insan ne demektir, kutsal kitabımız bizden ne istiyor, şeriat ne demektir? Bu soruların cevabının çağımıza uyarlanarak , yeni nesillere , halkımızın ortak katılımıyla, sağcısı solcusu, şucusu bucusu tüm kitlelerin onayını alacak şekilde yorumlanması ve  izah edilmesi …

2, Mustafa Kemal Atatürk tüm yönleriyle , halkın ortak kabulünü görecek şekilde anlatılması.

3,Ülkemizde yaşayan tüm etnik kökenlere, bir elin parmakları olduklarının hissettirilmesi.

Bu üç ana başlık altında ortaya çıkan binlerce çelişki çözümlenmeden, kimse kimseye güvenmeyeceği için; Hz Mevlana’nın tabiriyle , güvercinler birbirlerine ayaklarından bağlıdır, çırpındıkça yere yapışıp kalırlar, kanatları onları evin çatısı üzerine çıkaramaz ve çatıdaki buğdayları yiyemezler. Ne yaparlar ; bizim gibi birbirlerini  yerler…

Biz birbirimize güvenmeden , çıkarılması tasarlanan bütün kanunlar , çıkışına kadar geçecek her aşamada, halkımız arasındaki kini , nefreti bir adım daha ileri götürecektir.

Şöyle bağlamak istiyorum; elimizde bütün dünyayı imrendirecek bir güç var. O da gönül; Anadolu Mutasavvıfları Yunusların, Mevlanaların, ,Pir Sultanların, ördüğü  sevgi örgüsünü gelin üstümüze örtelim. Evet Anadolu, ört artık ört artık ört; dünyanın senden  alarak şiar edindiği duyguları, erdemleri, insanlığı , sevgileri ve aşkları artık sen kendi üzerine ört…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 545
Kayıt tarihi
: 19.07.10
 
 

Bir arkeolog gözüyle dünyaya bakan, aşk gözüyle kendini kazan, can gözüyle kainatı bulan, adam gi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster