Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof Dr İrfan Serdar Arda

http://blog.milliyet.com.tr/driserdararda

14 Mart '13

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
24
 

14 Mart Tıp Bayramı ve hekim...

Yaşamımızda simgeler vardır, bizlere unuttuklarımızı anımsatan ya da üzerinden bir kez daha kalın çizgilerle geçerek kendimizi, davranışlarımızı gözden geçirme fırsatı sağlayan. Her gün içinde bulunduğumuz, sürekli karşılaştığımız ama günlük yaşam koşuşturması içinde ayrıntılarını gözümüzden kaçırdığımız bazı şeylerin de farkına varırız bu simgeler yardımıyla. 14 Mart da bu simgelerden biridir aslında. Tıp Bayramı olarak kutlanan bu günde, dünyanın en eski mesleği olan hekimliği ve bu mesleği her koşulda yerinde getirmeye çalışan hekimleri her gün baktığımızdan daha farklı görme fırsatıdır bugün.

 

Hekimlik eğitimi, dünyanın hemen her yerinde ufak tefek farklılıklarla aynı şekilde verilen ağır ve ciddi özveri gerektiren bir eğitimdir. Hem diğer meslek eğitimlerinden uzundur, hem de öğrenilmesi gereken pek çok ayrıntıları vardır. Altı yıllık bir temel eğitimden sonra uzmanlık dalına göre 2-6 yıl arasında değişen sürelerle bir eğitim daha almak gerekir. Ancak, hekimlik mesleğinde öğrenme hiç bitmez. Mesleğin zaman içerisinde gelişimini yakından izlemek, bunun için de okumak ve toplantılara katılarak hep güncel kalmak gerekir. Son yıllarda teknolojinin tıp içine uyarlanması ile ortaya çıkan baş döndürücü değişiklik ve bilgi değişimi bunu zorunlu kılmaktadır. Hekim sadece bu anlattıklarım ile bilgi dağarcığını genişletmez, aynı zamanda hastaları da onun iyi bir öğreticisidir. Bu anlamda hekimlik aslında bir yaşam pratiğidir. Her gün gördükleri ve yaptıklarını bilgileri ile yoğurup harmanlayarak sanatını ortaya koymaktadır.

 

Özverinin dorukta olduğu bir meslektir hekimlik. Günlük çalışmasını bitirip evine giden hekimin aklının bir köşesinde hep hastane ya da hastaları durur. Evine, eşine ya da çocuklarına ayırdığı zaman sık sık çalınır, en az zamanı her zaman kendisine ayırır. Ters giden bir durum olduğunda, bir hastanın tedavisi zora girdiğinde ya da hastasını kaybettiğinde dıştan hiçbir şey yokmuş gibi görünen hekimin beyni ve yüreği aslında hep hastanededir. Biri sürekli çalışıp bir çıkış yolu bulmaya çalışırken, diğeri inandığı tüm değerler üzerine yakarmaktadır hastasının iyileşmesi için. Mutluluk ise tedavinin sonuç vermesindedir sadece. En basitinden en karmaşığına, hangi hastalık olursa olsun iyileşen her hasta hekimin gururudur.

 

Hekim, yalnız insandır. Ne kafasının karışıklığını, kızgınlığını ya da hüznünü ifade edip paylaşabilir bir başkasıyla; ne de sevincini, başarısını anlatabilir en sevdiklerine. Çünkü, bu zaten işidir onun, yapması gerekendir. Eğer bazen kendi kendine gülen bir hekim görürseniz çevrenizde, biliniz ki aslında o yaptığı işten ötürü kendisini kutlamaktadır. Aynı zamanda çocuktur hekim, kolay kolay büyümeyen çocuk ruhlu biridir. Görünümündeki ciddiliğe karşın içinde saklı olan çocuk her zaman onu dinç tutan ve bu mesleğin zorluğuna göğüs germesini sağlayan yardımcısıdır. Dilsizdir ve sağırdır çoğu zaman, kendisini yeren ve hakaret edenleri duymamak ve yanıt vermemek için. Görür ama görmez yazılanları, içindeki öfkesi sevdiklerine patlar, o yüzden zordur hekimin eşi, çocuğu ya da dostu olmak. Binbir surattır aynı zamanda, değişik kişiliklerde farklı insan kılıklarındadır. Stetoskopun ucundaki  kalp sesi sanki kendi kalbinin sesidir, ameliyatta hastasından akan kan sanki kendi kanıdır. Hastasıyla o da hastadır işinde, gün bittiğinde döner kendi suretine!      

 

Bugün, eğer olanağınız varsa, en yakınınızda bulunan bir hekime gidip sadece içten bir gülümseme yollayın ona, yüreğinde biriktirdiği çiçeklerin yüzüne yansımasının nedeni olun.

 

14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun!

 

Sağlıklı günler dileklerimle.

 

Prof. Dr. İrfan Serdar ARDA

Çocuk Cerrahisi Uzmanı

 

driserdararda@gmail.com

http://driserdararda.com

https://www.facebook.com/ArdaCocukCerrahisiSayfasi

https://twitter.com/drserdararda

https://tr.linkedin.com/in/isarda      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli meslektaşım , yazınızı yıllar öncesine giderek ve tekrar bugüne gelerek okudum. Yaşadığım sürece toplumsal dejenerasyonu görerek hep keşke iyi olsaydı dedim. Toplum neon ışıklarının sahte güzelliğinealdanıp gerçek güzelliklerden koptu. Hekimde bu toplumun bir parçası idi. Oda maalesef bu düzene uyar oldu. Kısacası eski gerçek güzelliği şahsen arar oldum. Saygılarımla...

hssensoz 
 18.03.2013 23:35
Cevap :
Merhabalar.. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Eski güzellikler için çok haklısınız, ama iyi ki de yaşamışız o güzellikleri.. Bir dönem geçmiş belleği sildi.. Bunları gençlere olabildiğince anlatmalıyız ki gelecek daha güzel ve yaşanabilir olsun.. İyi çalışmalar dileklerimle...  19.03.2013 10:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 14685
Kayıt tarihi
: 02.03.13
 
 

Prof. Dr., Çocuk Cerrahisi Uzmanı...   "Çocuk Cerrahisi", çocuklarda tedavisinde cerrahi yöntem g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster