Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
391
 

204 gün beklendi ve halka sunulan !

204 gün beklendi ve halka sunulan !
 

Tekrarlanan YGS mahkemede biter. 

Biter mi? 

Biter mi acep? 

Bitse yâ da bitmese ne olur? 

O kadar gencin umutları, emekleri geri mi gelecek? 

Pöhhhh! Pöh! Pöh! 

Boşşşşşverrrr gencin emeğini hayalini ; projeye bak…. 

Bir proje aldı başını Türkiye’nin gündemine oturdu. 

Gündem boştu zira ya doldurmak lazımdı başbakanımızda bunu yaptı. 

Herkes bir yorum yapıyor ki dostlar…. 

Ne demeli şimdi? 

Deme bir şey projeye bak sen. 

Ülkede her şey dört dörtlük. 

Yaaaa, ne demezsin? 

Aç açık yok. 

*** 

İşsiz? 

O da ne? 

Cıkkkk… Cık…. Cık…. 

Boşşşşşverrrr, açı, işsizi; projeye bak sen. 

Çılgın proje Ecevit’ten aşırma mı peki?( Milliyet gazetesinin 18 Ocak 1994 tarihli sayısının 11. sayfasında Ecevit’in İstanbul’a kanal önerisinin haberi yer alıyor. Habere göre dönemin DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, DSP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Necdet Özkan’la birlikte düzenlediği basın toplantısında Boğaz’da artan trafiğinin İstanbul’u tehdit ettiğini, buna çözüm olarak İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz’le Marmara arasında bir kanal açılmasını öneriyor.) 

Çılgın proje! 

Çılgın denilen nice proje hayata geçmedi mi şu yaşlı dünya tarihinde. 

Yani… 

Ama bir ülkenin açı, işsizi, eğitim sorunu vs varken 

Öncelik hangisinde? 

Yok, abi hayalet proje? 

Yok, yok muhteşem proje. 

Osmanlı'dan beri olan bir proje. 

Yaaaa? (Karadeniz-Marmara kanal projesi Osmanlı döneminde 7 kez gündeme geldi. Sakarya Nehri’ni Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi’ne bağlama fikri ilk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde ortaya atıldı. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, Sakarya’yı Sapanca Gölü yoluyla İzmit Körfezi’ne bağlamak istedi. Proje için de Mimar Sinan’ı görevlendirdi. Kanal ve kazı yapılmaya başlandı, kazılar Körfez tarafından 15 kilometre ilerledikten sonra harplar dolayısıyla yarıda kaldı.) 

Bilgisayarda iki tık oldu sana kanal gel onu gerçeğe çevir de … 

Daha devam ediyor yorumlar. 

: “Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz. Boğazlardaki su rejimini değiştirirseniz, İstanbul’un kanalizasyon deşarj sistemini mahvedebilirsiniz. İstanbul’un kanalizasyonu boğazın altına veriliyor ve bu su Karadeniz’e gidiyor. Daha açık bir ifadeyle Karadeniz Marmara’ya bir musluktan boşalıyordu, şimdi ikinci musluğu açarsanız Karadeniz’deki su dengesini değiştirirseniz, ne olacağı kestirilemez. Balık olsun, üst akıntısı olsun, su rejimi olsun. Marmara’nın su bütçesi ile oynamaya başlarsanız sistemin nasıl cevap vereceğini hiç kestiremezsiniz.” 

“25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde, 45 kilometre uzunluğunda bir kanal açmak demek, 168 milyon 750 bin metreküp toprak harfiyatı demek. Bu da yaklaşık 17 milyon kamyon harfiyat demek. Buradan çıkacak toprağı İstanbul’un üzerine sersen, İstanbul’un yüzölçümünü 10 santimetre yükseltirsin. Bu alanda çok ciddi ekolojik tahribat ve orman katliamı yapılacak, çok ciddi bir kentleşme problemi olacak. ” 

Bizim önerimiz, Büyükçekmece’den, Ormanlı köyü civarına uzanacak bir güzergah. Bu da kısmen coğrafi yapısı itibariyle de kanal geçirmeye uygun bir yer. Hem mesafe daha kısa, hem de ormandan geçecek bölümü 7-8 kilometre. Bu güzergahın hem maliyeti azaltacağını, hem doğaya daha az zarar vereceğini düşünüyoruz. Bu gibi şeyler ihtiyaçsa ‘karşıyız’ demek doğru değil, alternatif öneriler sunmak lazım. ” 

“Proje kuzey ormanları için büyük tehdit. Zaten İstanbul şu anda yaşanılabilir sınırların çok çok üzerinde. Bu şehre yeni ulaşım yerlerinin yapılmaması gerekiyor. Çünkü her yapılan beton yapıtlar şehir dokusuna zarar veriyor.” 

“Çevre biliminde ekosistemler belirli bir taşıma kapasitesine sahip yaşanılan yerlerdir. ‘Ben yaptım oldu’ projeleriyle ortaya çıkarsanız, çevresel etkileri ne olacak diye sorma hakkı ne sizde ne de bendedir. Havada, oksijende, tuzdadır. Su olmayan bir yere ‘Ben buraya su getirip yaşayacağım’ derseniz çevre bedelini ister. Seçim arifesinde ‘Ben yaptım oldu’ mantığıyla söylenecek bir şey değil. 

Aç, açık, işsiz, YGS bir kenara kanal bir yana. 

Peki kanal nasıl açılır? 

PC başında iş kolay, ya fiiliyatta? 

Türkiye’nin ilk kanal kenti “Port Alaçatı”yı yapan Ant Yapı Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Okay, kanalın nasıl açılacağını bir gazetede anlatmış. “Biz bunun bir örneğini Port Alaçatı’da yaptık. Öncelikle zemin etütleri yapılması lazım. Denizin yükselmesi, alçalması, deprem koşulları göz önüne alınarak zeminin iyileştirilmesi gerekir. Deniz seviyesine gidilmesi lazım. Bunun için dağların, tepelerin indirilmesi lazım. Kenarlara rıhtımlar yapılabilir. Çevre, düzleştirilerek konut, işyeri gibi yeni yapı fonkisyonları oluşturulabilir. Biz Alaçatı’da denizden gemiyle tarayarak açtık kanalı ama İstanbul’da kanalın hafredilerek açılması gerekiyor. Denizden gemilerle açarak hafriyatın kıyıya atılması burada sert zemin olduğu için olmaz. Tarımda kullanılabilir verimli topraksa hafredilen toprağın da iyi değerlendirilmesi lazım. İş makineleriyle kanalın toprağı alınacaktır. Kanalın ortası açıldıktan sonra ağızlar açılarak suyun akışı sağlanabilir. Eğer ekili alan bırakılacaksa çevrede, su alttan tatlı suyla karışabileceğinden çevre koruma önlemleri alınmalı.”
 

Eeeee…. 

204 gündür bekleye bekleye bu mu geldi proje olarak halkın önüne? 

Açı doyurmak, işsize iş bulmak kuzum bu projeden daha mı az çılgın projeler? 

Öncelik hangisinde? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 224
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 446
Kayıt tarihi
: 26.07.07
 
 

Yaşama değer veren bakış açısıyla biraz antika sayılabilecek düşüncelere sahip bir insanım. Geçmişte..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster