Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
93
 

60 Yaşında bir Berjerim ben.....(Bölüm 2)

60 Yaşında bir Berjerim ben.....(Bölüm 2)
 

  Neyse kızımız evlendi .Evlendi ama kısa bir süre sonra ağlaya ağlaya geri geldi baba evine. Meğer eşinin ailesi ile anlaşamıyormuş. Benim üstümde oturup ağladı gecelerce. Bir şarkı vardı.Timur Selçuk adlı bir şarkıcı bestelemiş, söylüyordu.Onu dinledi dinledi ağladı.Yaşlılar niye anlayış göstermez gençlere, aşıklara acaba anlayamadım. Günlerden bir gün delikanlı çıka geldi.Ben askere gideceğim, eşim size emanet diye bizim kızı  gene bize bıraktı ve gitti. Bu sefer kız ağlamıyordu ama. Gelecek güzel günleri hayal ediyordu bu sefer bana oturup.

 Günler böyle geçip gide dursun,bir gün gene evde bir telaş. Meğer gene taşınıyormuşuz.Evin beyinin işleri bozulmuş.Yazlık,kışlık iki evi birleştirip şehrin karşı yakasında yeni aldıkları br eve taşınıyorlardı.Bu sefer giysilerimiz değişmedi her taşınmada olduğu gibi.Hem çok eskimemişti hem de sanırım para durumu iyi değildi ailemizin.

 Bu seferki evimiz şehrin en güzel caddesinde ,oldukça ferah ve aydınlık, yeni bir evdi.Kızımız da eşi ile askere gitmiş, evden ayrılmıştı. O günlerde evin küçük kızı  okulunu bitirip çalışma yaşamına başladı. Günlerden bir gün büyük kızımız çıka geldi.Kucağında  bir küçük insanla.Önce ben temelli geldi diye çok sevindim. Ne de olsa ev kalabalık olunca yaşamımız daha da eğlenceli oluyordu. Meğer kızımız bir kaç günlüğüne gelmiş o minikle.O zamanlar daha sonra adının televizyon olduğunu öğrendiğim bir aleti getirip karşımıza koydular. Haftanın belli akşamları  görüntüler, şarkılar oluyordu bu alette.Evin ahalisi de geçip karşısına oturup seyrediyordu büyük bir zevkle.Kızmız bebeği kucağında seyretti bu aleti kaldığı günlerde.

 Daha sonra bebeği ile gitti kızmız. Başka şehre gittiğini duydum konuşurlarken. Evin annesi ile babası çok üzgündü evlatları uzak bir şehre gitti diye.Onlar da haklı. Bu kadar sene yetiştir, okut, büyüt. sonra gitsin uzaklara ve sen çok az gör evladının yüzünü.

 Sonra bir gün evin küçük kızını istediler, o da evlendi sonunda.

 Günler, aylar, yıllar böyle geçti.Evin beyi ile hanımı yaşlandı, saçlarına beyazlar düştü, dizleri ağrımaya başladı. Kızların çocukları birken ikı oldu, büyüdüler.

 Bir gün evin o bir zamanlar yakışıklı mı yakışıklı beyi hastalandı. Aniden gelen bu hastalık bir kaç ay içinde onu sevdiği ailesinden koparıp aldı. O gece o, arka odada cansız bedeni ile yatarken, evin kızları,akrabaları sabaha kadar ağladılar benim üstümde. Evin hanımı odasından çıkmadı, hiç konuşmadı günlerce ve ağlamadı. Herkes ne duygusuz kadın dedi belki ağlamadığını duyunca. Oysa bilmiyorlardı ki o gözyaşlarını hep içine akıttı. İçe akan gözyaşının ne kadar çok yaktığını çok kişi bilemez.

Öykümüzün devamı bir sonraki yazımda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster