Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '12

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
800
 

8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü
 

Çalışmayan kadın mı var? Benim bildiğim, kadınların çoğu erkeklerden daha fazla çalışıyor. Hele bir de Anadolu kadınını düşünürsen; güya çoğunun  “işi yok”… Ama, beşten–sekize ne kadar doğurduysa o kadar çocuğa, bakmak yetiştirmek onun üzerinde; damdaki sarı ineğe bakmak, sağmak onun işi; sütten peynir, yağ çıkarmak onun işi… Dağdan odun kesip getirmek onun işi…Evin bulaşığı, yalaşığı hep onun üzerinde… Daha sayayım mı? Daha daha neler var, neler… Ama Yeter gari… Erkek ne yapar. Ne yaptığını ben de sen de biliyoruz. Onun için fazla karıştırmayalım.

Bu yukarda söylediğimiz memleketimizde “Çalışmayan” kadınların işleri. Bir de , kentler de köşelerde fabrikalarda, çeşitli iş yerlerinde küçük büyük iş yerlerinde üç kuruş beş kuruş için çalışıp, aileye katkıda bulunan kadınların yaptığı işleri düşünün. Gündüz saat: saat 8.30- akşam : 5.30 resmi işler. Belki sekiz saat hiç oturmadan çalışma. Ondan sonra eve gelip, bilmem kaç saat ev işleriyle, çoluk çocuğuyla… yemeğiydi, bulaşığıydı, silip süpürme, çamaşır yıkama… Bunları halletme… Akşamleyin de beyin gönlünü alma…

Bunun sonucunda elde edilen nedir? Bir “Fedakarlık  Madalyası” mıdır, yoksa yine evin erkeği tarafından gösterilen elin tersi midir?

O kadınlar ki yıllar yıla fedakarca, hiçbir şey beklemeden; sadece bir zırnık sevgi için , bir güler yüz için, erkeğin kabrislerine katlanır; kaynanaya katlanır… Kaynataya bile hizmet eder… Ama bakarsın sonunda kendisini sokakta bulur.

Ender midir  böyle vakalar? Yok canım… Bu gibi olayları herkes , her yerde anlatıyor ama yine de, gariban aşağı mahalle kızları “Mutlu olacağız; evleneceğiz; yuvamızı kuracağız…” diye, anaların babaların bulduğu nice ceberrutun kapısına kul olurlar..  Kötü söz işitirler; dayak yerler; evden kovulurlar… Gitmezler.  Ne zamana kadar? Canlarına yetinceye kadar. Herkesin bir dayanma noktası vardır. O nokta gelince yeter , derler ve bu işi aniden bitirirler. Nasıl? İşte onun orası hiç belli olmaz.

Şimdi Gazete’de okuduğum gerçek bir hikayeyi size anlatayım.

Bir kadın kocasını öldürmüş. Polisler kadını kocasının başından alıp götürmeye gelmişler. Polisler sormuş : “Bayan, kocanızı niye öldürdünüz?” Kadın durmuş, durmuş.. Dinleyin demiş, niye öldürdüm size anlatayım…

“Kocam esrar, eroin içen hayırsızın biriydi. Bana her zaman dayak atardı, dayanırdım. Sonra işini de kaybetti ; ik tane çocuğuma bakabilmek için ben dışarıda çalışmaya başladım. Çamaşır yıkadım, evlere temizliğe gittim. Her keresinde işten eve gelince elimdeki parayı alıp içmeye giderdi. Hiçbir şey yapamazdım Fakat bu arada iki çocuğumu da okutmaya çalışıyordum. Hatta onları yüksek okullara göndermeyi bile düşünüyordum. Bunun için gizli gizli bir yere para koyuyordum. Ne zaman ki eşim bu parayı da bulup, kumara verdi. Kafama onu öldürmeyi koydum. Geceleyin de kafasını patlattım…” 

Gördünüz mü kararlılığı. Kadının hayatta kendisi için beklediği  hiç bir şeyi kalmamış. Bir tek çocukları var. Onlar için umutları var. Ne zaman ki umutları elinden alınıyor. O kadının bu dünya ile bütün bağlantıları, umudu tükeniyor, ve kurtuluş yolunu ancak o şekilde bulabiliyor. Çünkü bu durumlarda, bu tip adamların elinden kaçış , kurtuluş yoktur. Sizi nerde olursa bulurlar ve sizi yine sömürmeye başlarlar.

İşte bunlar da bizim insanlarımız. Ve insanlarımızın, kadınlarımızın çoğunluğu envai türlü sıkıntılar dertler içinde yaşıyorlar. Ve çoğu da kan içip, kızılcık şurubu deyip, dertlerini, sıkıntılarını kimseye söylemiyorlar; söyleyemiyorlar… Kimseden bir çare, bir umar geleceğine inanmıyorlar.

8.Mart Çalışan Kadınlar Günü… Hangi kadın çalışmıyor ki… Hepsi de , sabah sabah erken erken uyanıyorlar, ondan sonra akşamın körüne kadar… ayak üstünde, çalış Allah çalış.

Bu kadınlar üzerine ne kadar “Güzelleme” yazılsa, ne kadar övgü düzülse haktır; hak ederler ve hatta daha fazlasını hak ederler…Ama nerede?

Ya biz erkekler?  Ne yapalım Allah bizi böyle yaratmış. O güzel varlıklara bakarız, sonra ömrümüzü şaşarız… Bir ömür böylece, şaşkın, çakaloz… Geçip gider. Onların peşinden pervane olmaktan biz ne yaptığımızı biliyor muyuz?

Aslında bir de : “8.Mart Çalışan Kadınlara Bakan Erkekler Günü” olmalı… O da önemli. Siz Ne diyorsunuz!

İşin aslı; genç yaşlı, büyük küçük bütün kadınlarımızın ellerinden öpüyorum. İyi ki varsınız!

Ay Şen bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, anahtar=BIREY !!! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 07.03.2012 21:58
Cevap :
Evet,anladım.Anahtar bu... Ama bu bir başka dünyanın anahtarı. Bizde geçerli olabilir mi? Esenlikler arkadaşım.  07.03.2012 23:57
 

Çok muazzam kaleme alınmış bir yazı. Yazana teşekkür ediyorum. Yorumlarına aynen katılıyorum. Hele de çalışan kadınların paralarını alıp kötü alışkanlıklara harcayan bir erkek düşünün, ne kötü bir olay... Aile içinde bu olay affedilebilir mi ??.. Allah böyle kötü insanları ıslah eylesin..Herkesin evinde huzur olsun..

Ahmet ÜSTÜNBAS 
 07.03.2012 15:43
Cevap :
Sayın arkadaşım, teşekkür ediyorum. İyi niyetli dileklerine de , Amin diyorum...Bu toplumda kadınlar için yapılacak çok şeyler var. Bunları görmek lazım.  07.03.2012 17:22
 

Günaydın Hocam,öyle güzel anlatmışsınız ki. Kadınlar bu şekilde düşünülerek yorumlansa, bu zihniyetle davranışlara maruz kalsa hiçbir sorun olmayacak işte. Emeğinize sağlık. Selamlar,saygılar

Merve Ballı Acar 
 07.03.2012 8:58
Cevap :
Dünya değişiyor ama Türkiyemiz zor değişiyor, ve biz zor değişiyoruz... Kadınlar... Ah vah demenin gereği yok... Onlar bizden akıllı ; sonunda şöyle yada böyle bir çıkış yolu buluyorlar. Ama kadınlar için hayat zor. İtiraf etmeliyim. Selam ve saygı bizden.  07.03.2012 13:02
 

Yazınızın "Ya biz erkekler?.." diye soran ve kısa bir yanıt üretip yorum bekleyen bölümünden alarak -ve madalyonun diğer yüzünü de çevirerek- diyorum ki; "Güçlü kadın erkeğini daha da güçlendirir!". Yoksa kadın, 'vasat' -ve 'vasat altı'- erkeklerin egemenliğindeki bir toplumda ya erkeğin arzularının gönülsüz bir nesnesi, ya evin ve çocukların hizmetlisi ya da çılgın tüketim dünyasının bilinçsiz bir öznesi haline (bazen de aynı anda ikisine ya da üçüne birden) dönüşebilmekte! vasat ve vasat altı erkeklerin bu "üçlü arayışları" çerçevesinde kadınların boyunlarına, bileklerine taktıkları altın ve zümrütlerden ise; eskiden kölelerin ki demir, bakır ya da çinkodandı... Değişen sadece kölelik halkalarının metal bileşimi ve buna bağlı olarak da değeri! Sevgi, saygı ve dost selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 07.03.2012 0:53
Cevap :
"Güçlü kadın erkeğini daha da güçlendirir" sözüne katılmamak mümkün değil... Fakat belki şu denenceyi de arkasından söylemek mümkündür: ^"Güçlü ve akıllı bir kadın vasat bir erkeği korkutur..." Tabii, yazınızın diğer bölümü çok güzel bir diyalektik sonucu,harika bir analiz...Ne kadar teşekkür etsem azdır. Sağolun Sayın Kabaoğlu....  07.03.2012 4:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 805
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster