Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '14

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
113
 

A Milli Futbol Takımı gerçekleri

A Milli Futbol Takımı gerçekleri
 

aradaki fark


Türk futbolu bugün seyretmiş olduğumuz Türkiye - Brezilya maçı ile birlikte dibe vurduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Ama umarım bunu Türk futbolunu idare edenler, Türk futbolcular, Türk teknik direktörler ve Türk taraftarlar da görmüştür. Çünkü bu ülke insanının en önemli eğlence kaynağı yavaş yavaş batmaktadır.

2002 yılındaki dünya kupasında da karşılaştığımız ve aynı turnuvada bizi iki kere yenerek dünya şampiyonu olan Ronaldo'lu, Rivaldo'lu, Ronaldinho'lu, Roberto Carlos'lu Brezilya'nın; yani şimdiki Brezilya'dan kat be kat üstün olan Brezilya'nın karşısında dahi bu kadar aciz kalmamıştık. 

Peki bu duruma nasıl gelindi ?

Hiç bir ticari işletmede kötü yönetici ve kötü çalışan cezasız kalmaz. Çünkü bir işletmenin ayakta kalabilmesi için sürekli kar yapması gerekmektedir. Türk futbolunu da bir ticari işletmeye benzetirsek -ki milyon dolarların su gibi aktığı bu sektör için çok da yanlış bir benzetme yapmış olmayız, sürekli zarar açıklamakta ama bu zararın başlıca sebebi olan yönetici, teknik direktör ve futbolcular ise bu zararı hissetmeyip, gelirlerini arttırmaya devam etmektedir. Ama şunu söylemeliyim ki bu kafayla gidilirse, Türk futbolunun dönüm tarihi olan 96 yılı öncesine gitmemiz süpriz olmayacaktır. 96 yılı öncesi durumumuz neydi? Şerefli mağlubiyetlerin alındığı, San Marino'ları yendiğimizde sevindiğimiz, hedefsiz, başarısız bir Türkiye. Avrupa Şampiyonalarının, Dünya Kupalarının televizyondan izlendiği, Avrupa Kupası maçlarında yabancı takımların ve futbolcuların hayranlıkla seyredildiği maçlar. Ve o tarihten sonra ne olmuştu ? Şu anki milli takım teknik direktörümüz Fatih Terim'in başlattığı ve onun sayesinde büyük düşünüp, hırs ve başarıya aç bir hevesle maçlara çıkan bir takımın yaratıldığı, tarihsel başarılarla geçen yıllar.

Biraz önce bahsettiğim dörtlünün en altında yer alan futbolculardan başlayacak olursak... Türk futbolcusu şu anda haketmediği paraları kazanmaktadır. Avrupa takımlarında yer alan futbolcularla karşılaştırıldığında gerçekten de onlara verilen ücretler abartıdır. Bu futbolcular ne tür bir başarı kazanmışlardır ki ya da kimle yarışacak bir yetenekleri vardır ki bu paralara futbol oynamaktadırlar. Burada isim vermemize gerek yok. Türkiye'de kazandıkları paraların yüksekliği yüzünden hiç biri Avrupa'ya gidip şansını denemek istememektedir. Üç büyüklerden birine kapağı attıklarında tüm hayatlarının kurtulacağını bilmekteler. Öyle olunca da ne kendilerini ispat, ne kişisel bir başarı hedefi ne de takımlarıyla kazanacakları her hangi bir başarıyı umursamaktadırlar. Bugünkü maça dikkat edecek olursak Neymar maçın başından sonuna kadar sahada kalmak istiyor ve son saniyeye kadar mücadeleyi bırakmıyor. Yeri geldi pres yaptı, yeri geldi top çaldı, yeri geldi boş koşu yaptı. Bu maçın bir hazırlık maçı olmasına bakmadan tüm varını yoğunu sahaya döktü. Bunu Messi ve Ronaldo için de pekala söyleyebiliriz. Kazanılmadık kupa, kırılmadık rekor bırakmayarak dünyanın en iyi futbolcusu olarak gösterilen bu ikili her maça aynı şevk ve hırsla çıkmakta ve hem kişisel istatistiklerini geliştirmek ve rekor kırmak hem de takımları ile birlikte kupalar kazanmaya devam etmek istemekteler. Şimdi sorarım size ,hangi Türk futbolcusu, örneğin milli takımda Hakan Şükür'ün gol rekorunu kırmak için uğraşmaktadır, ya da Tanju Çolak gibi altın ayakkabı almak gibi bir hedefi vardır ? Yok. Çünkü zaten kupa kazansalar da, elenseler de, şampiyon olsalar da olmasalar da şu anda aldıkları parayı alacaklarını biliyorlar. Yerlerini sağlam olarak görüyorlar veya takım içerisinde grup kurarak bu yerlerini sağlamlaştırıyorlar. Hiçbiri global düşünmüyor. Biraz kendimi geliştireyim ve Barcelona, Real Madrid, Chelsea gibi bir dünya devinde oynayım demiyor. Hedefleri yok. Bunu bir tek Arda Turan denedi ve gönülden kutlarım ki başarılı oldu. Siz Ronaldo'nun sportif vücudunun veya kondisyonunun hiç azaldığını görüyor musunuz ? Sürekli koşu antrenmanı, şut antremanıi fitness çalışıyor. Bizimkiler ise kendilerini dev aynasında görüp bu saydığım futbolcular gibi olduklarını sanıyorlar.

Diğer grup olan teknik direktörler ise bu halkanın en suçsuz olanları. Çünkü ellerindeki malzeme ve onlara verilen yetki belli !!! Başkan ve yöneticilerin baskısının yanında bir de medya ve taraftar baskısı gelince Türk teknik adamlar kendilerine güvenden yoksun bir şekilde başarılı olamıyorlar. Fatih Terim ve Mustafa Denizli dışında büyük teknik direktör statüsünde gördüğümüz bir teknik adam yok. Biraz sıyrılan Ersun Yanal'ın başına gelenleri bu sezon başında hep beraber gördük.

Futbolcularla beraber bu sonucun en büyük suçlularından olan yöneticilere gelince. Taraftardan maddi manevi destek bekleyen bu kişiler maalesef kendi şirketlerini yönetmedeki başarılarını gerek milli takım gerekse klüp takımlarında sergileyemiyorlar. Kaos, kavga, gereksiz harcamalar, sokağa atılan dövizler ve sürekli dava dosyalarıyla gidilen bir FIFA. Artık futbolun, futboldan anlayan, futbolun içerisinden yetişmiş kişiler tarafından yönetilmesi zamanı çoktan gelmiştir... ve hatta geçmektedir.

Ve tabii ki taraftarlar. Soğuk demeden, yağmur yağış demeden takımlarını ve milli takımı destekleyen taraftarların artık kendilerine bir çeki düzen vermeleri gerekmektedir. Milli takımı kendi takımlarının üstünde görmelidirler. Orada oynayan futbolcuları da kırmızı-beyaz rengin dışında görmemelidirler. Kendi takımlarını tutarken de kavga ve şiddetten uzak durmalı, aralarında bu davranışlardan vazgeçmeyenleri de dışlamalıdırlar. Parayla tutulan, paralı asker olmaktan çıkıp maddi değil, manevi duygularla takımlarını desteklemelidirler.

Keşke herkes hatalarından vazgeçip kendine çeki düzen verse. Planlı ve hedefli bir şekilde bu spor dalımızı tekrar yukarılara taşıyabilsek. Çünkü halkın futbola sevgisi düşerse bundan etkilenecek olanlar yine yukarıda saydığım kurumlar olacaktır....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 254
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster