Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '21

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
27
 

AB’nin Organiği Ekonomik mi

“Yeni Nesil AB” (NextGenerationEU), ve “Avrupa'nın Geleceği Konferansı” gibi arayışlar, AB’ni 2050’ler için ağırlıklı olarak çevre ve ekonomi konularında yeni stratejiler geliştirmeye yönlendirdi. İlk aşamada “Avrupa yeşil mutabakatı”, “Halkın hizmetinde bir ekonomi”, “Dijital çağ için bir Avrupa”, “Avrupa yaşam tarzının desteklenmesi, “Dünyada daha güçlü bir Avrupa”, “Avrupa'da demokrasi için yeni itici güç” gibi başlıklar öne çıktı.  Bunların ilki “Avrupa yeşil mutabakatı” bu yazının odağını oluşturacaktır. Çevre ve sosyal konularda sürdürülebilirliğe en fazla sahiplenen AB, 2019 yılının Ekim ayında bu duyarlılığını bir adım ileri taşıyarak Avrupa Yeşil Mutabakat (European Green Deal) paketini resmileştirmiştir.
 
AB YEŞİL MUTABAKATI yıllardan beri iklim değişikliğiyle mücadele, sera gazı emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı gibi başlıklar başta olmak üzere çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik konularında kesin ve iddialı adımlar atılacağının taahhüdü niteliğinde bir inisiyatifler paketidir. 2019 yılında yasallaştırılan hedefler şu 7 politika alandan oluşmaktadır: 1.temiz enerji, 2: sürdürülebilir sanayi, 3. inşaat, 4. tarladan çatala, 5. kirliliğin ortadan kaldırılması, 6. sürdürülebilir hareketlilik ve 7. biyoçeşitlilik.
 
Avrupa komisyonu 20 Mayıs 2020 tarihinde “sürdürülebilir gıda sistemlerini” çerçevesinde “tarladan çatala” ve “sağlıklı ve çevre dostu gıda” konularının detaylarını açıkladı. Yeni gıda sistemine geçişle çevresel, sağlık ve sosyal faydalar ve ekonomik kazanımlar sağlayabileceğini ve Covid-19 krizinden kurtulmada etkili olabileceği beklenmektedir. Burada gıda üretimi ve tedarikinin çeşitli boyutları: 1. nötr veya olumlu bir çevresel etki; 2. yeterli, besleyici ve sürdürülebilir gıdaya erişim ve 3. Gıda temininde adil bir ekonomik ortamın sağlanması hedeflenmektedir.
 
Tarım sektörünün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için şu eylemler belirlenmiştir:
 
• CO2 emisyonlarının ortadan kaldırılması;
 
• Enerji verimliliğinin geliştirilmesi;
 
• 2030 yılına kadar kimyasal pestisitlerin kullanımında%50 azaltma;
 
• 2030 yılına kadar gübre kullanımının en az%20 azaltılması;
 
• Daha sürdürülebilir bir hayvan sektörü, hayvan refahı ve bitki sağlığı için önlemler;
 
• 2030'a kadar çiftçilik ve su ürünleri yetiştiriciliğinde AB'nin antimikrobiyal satışlarında%50 azaltma;
 
• 2030’a kadar organik tarım alanlarında %25'i ve organik su ürünleri yetiştiriciliğinde belirli bir artış;
 
• Balık ve deniz ürünleri üretiminin sürdürülebilirliğini artırmak için önlemler;
 
• Rekabet kurallarının açıklığa kavuşturulması ve haksız ticaret uygulamalarının izlenmesi.
 
AB’de organik tarım alanı, 2009'da 8,3 milyon hektar iken, 2019'da 13,8 milyon hektara yükseldi. Bu toplam kullanılan tarım alanının %8,5'ini oluşturmakta. Tabiiki cirolarda da aynı artışlar izlenmiş ve son on yılda 18 milyar €’dan 41 milyar €’a ulaşılmıştır.
 
Organik tarımın ortaya çıkışı, hiç kimse tarafından reddedilemeyecek bir mantığa dayanmaktadır. Klasik tarımda kullanılan gübre ve ilaç gibi kimyasalların sağlık ve çevre açısından yarattığı sorunlar nedeniyle başlatılan organik tarım, ne yazık ki verim açısından klasik tarımın gerisinde kalmaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre[1] organik buğday verimi Almanya’da %44, İspanya’da %65 ve Fransa’da %41 klasik tarımda alınan verimin altında kalmıştır. Organik tarımda birim alandan alınan verimin, klasik tarıma oranla düşük olmasının ana nedeni, limitli besin ortamında maksimum verimi sağlayacak genotip ve çeşitlerin henüz geliştirilmemiş olmasıdır.
 
Klasik ürünlere göre daha yüksek fiyat bulan organik ürünler sektörünün birçok sorunu olacağı muhakkak. O nedenle sertifikasyon üst kuruluşları, sürekli yeni standartlar hazırlamak zorundadırlar. Biyo etiketleme, ilaç- gübre kalıntı izlenmesi, eşik değerlerin oturtulması gibi birçok konu, yetkilileri tetikte olmaya zorlamaktadırlar. Bütün bunlara ithalat–ihracat da katılırsa işin pek kolay olmayacağı ortaya çıkar. Nitekim İtalya’nın Romanya’dan ithal ettiği organik sertifikalı, fakat kurallara uymayan buğdayı, Almanya’nın organik sertifikalı 40 ton çileği gazetelere yansıyan yalnız birkaç örnek[2].
 
Pandemi ile savaşımda AB ülkelerinin 5 farklı ekonomik gurupta yer aldığı ve bazılarının özellikle yeterli gıdaya ulaşımda sorunlar yaşadığı günümüzde, organik tarıma destek vermekle ne derece doğru hareket ediliyor? Organik ürünlerin, yüksek fiyatları nedeni ile ancak gelir düzeyi yüksek olan kitlelerce tüketileceği yadsınamaz. Yani fakir kesim, organik ürün pazarında “yoktur”. Fakat organik tarım, Türkiye dahil, birçok ülkece desteklenmektedir. Ne var ki son zamanlarda besin değerleri bakımından organik-klasik ürünlerde izlenen farksızlık nedeniyle[3] söz konusu organik desteklere sıcak bakılmamaya başlanmıştır. Nitekim Birleşik Krallık bu fasılda ayırdığı fonun harcanmasını durdurmuştur[4]. Acaba, o fakir kesimin hiç yararlanmadığı, nüfusun sadece %4’lük zengin kesimin yararlandığı organik pazarı desteklerken “AB FAKİRDEN KISIP ZENGİNE Mİ VERİYOR? Özellikle 2019 verilerine göre nüfusunun %21,1'i yoksulluk ve sosyal dışlanma yaşarken[5]!
 
Nazimi Açıkgöz
 
 
[1]http://ec.europa.eu/agriculture/rica/pdf/FEB4_Organic_farming_final_web.pdf
 
[2] https://www.euractiv.com/section/agriculture-food/news/organic-farming-improved-but-still-flaws-with-traceability-eu-auditors-find/
 
[3]http://www.foodsafetynews.com/2012/09/organic-food-not-proven-healthier-or-safer-study-finds/#.VR-ztPmsWSo
 
[4] http://www.freshplaza.com/article/124455/UK-Dont-waste-your-money-on-organic-food
 
[5] https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/-/edn-20201016-2
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster