Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
378
 

Acı bir yazı-sadede gelelim

Kürt vatandaşlarımız; Lafları eğip bükmenin, dolambaçlı ifadelerin, milyonlarca vatandaşın düşüncelerini gizlemesinin vakti geçti artık Hepimiz herşeyin farkındayız. Söylememiş olmamız, tarihsel sabır ve sağduyumuz, olup bitenlerin farkında olmadığımız anlamına gelmemeli.

Bir yerlerden- asıl olarak Avrupa ABD ve Türkiyeyi sevmeyen diğer komşu ülkelerden- talimatlar alarak başladınız yola. Çok önemli, ezici çoğunluğunuz terörü kullananlara bilerek bilmeyerek destek oldunuz son 20-25 yıldır. Dışındaki cilası kimi zaman solculuk, demokratlık, devrimcilik, insan hakları, kimi zaman islamiyet olan ama özünde, içinde Kürt ırkçılığı barındıran , ırkçı bir yapı içinde bölünmeyi amaçlayan ve araç olarak terörü kullanan ideolojiye, örgüte destek oldunuz. Yıllarca artan oranda, mantık, insanlık sınırlarını zorlayan, devlete ve insanlığa karşı işlenen suçlara, ya destek oldunuz ya görmezden geldiniz Maalesef, terörü engellemek için Devletin getirdiği, maddi temele dayanan koruculuk sistemi hariç, hepiniz değilse de ezici çoğunluğunuz pek bir girişimde bulunmadınız. Terör örgütü aleyhinde ne bir hareket, ne bir sözünüze rastlayamadık. İstisnai konular bu durumu değiştirmez.

Her türlü nimetinden özgürce ve eşitçe faydalandığınız şu güzelim cennet vatanda, ağzınızdan hep talepler duyuldu. Önceleri, yol, iş, sağlık, vs. talepler. Sizler her aile başına 8-10 çocuk sahibi olmaya devam ederken, devlet gücü yettiğince ve hatta Anadoluyu, Karadenizi Egeyi ihmal pahasına Doğuya ağırlık verir oldu. İyi günde, vergilerimizden ayrılan paralarla, kötü günde afetlerde mehmetçik vasıtasıyla derdinize derman olmaya çalıştı. Hiçbir hastane size "sen kürtsün muayene etmem", hiç bir okul çocuğunuza " kürtsün eğitim vermem" demedi. Hatta istisnai durumlar dışında, sizlerin kürt olduğunuz aklımıza gelmedi, tam tersine Batıda düzenlenen yardım kampanyalarına bakarsanız, sizlere, çocuklarınıza, daha fazla nasıl yardımcı olabiliriz diye insani boyuttan yaklaşıldı.

Bu çok iyiniyetli, insani yaklaşımlar size hemen hemen hiç etkili olmadı. Aksine nerede yabancı bir televizyon kanalı sizinle görüşse hep aynı ağızdan devleti kötüleyip suçladınız. (Kendisine ekmek uzatan ele ihanetin, müslümanlık ve insanlık açısından değerlendirmesini size bırakıyorum). Taleplerinizin özünde siyasi ideolojik ve PKK ile aynı çizgide düşüncelerin planların yattığı da son yıllarda iyice anlaşıldı. Sizler Devlete karşı, yaptığı hizmetlerden dolayı pek minnetve takdir hisleri duymadınız. Taleplerinizi ve şikayetlerinizi artırdınız Devlet de bir yandan barajlar, yeşil kart sistemi, teşvik önlemleri vs. doğu bölgesini kalkındırmak için çabalarını yatırımlarını diğer giderek artırdı.

Ancak biz, yani ülkenin kürt olmayan nüfusu ne kadar" ayrı değilsiniz bizdensiniz" dediysek, kız alıp vermeleri, ekonomik ve insani desteklerimizi sürdürsek, siz o kadar "barış ve kardeşlik" kelimelerinin içini boşaltıp, ardniyetli şekilde kullanıp barışseverliğinizi, mehmetçiği haince katleden teröristlere sessiz kalmak, alkışlamak ya da bilfiil desteklemek şeklinde gösterdiniz. Bizde olup, sizde olmayan eksik kalan birşey yoktu. Sorununuz aşırı nüfus ve Dış ülkeler tarafından tahrik ve bölücülüğe teşvik edilmekti. Dil özgürlüğü, anadilde yayın, yer isimlerinin değişmesi konuları bile belli bir plan dahilinde gündeme gelmeye başlamış, kamuoyu bu konularda olgun yaklaşım sergilemişti.

Devletimizin kurumları, görevlileri size karşı hareketlerinde hata yapmamıştır diyemezdik.Özellikle geçmiş dönemde, . terör sürecinde, terör örgütünün beslendiği kaynağın doğu bölgesi olmasının, şehitlerin de etkisiyle, sizlere kasti olmayan, istem dışı, şartların zorlaması ya da terörle mücadele tedbirlerinin istenmeyen sonucu olarak, öngörülemeyen haksızlıklar yapılmış olabilir. Haketmediği davranışlara maruz kalanlarınız kurunun yanında yaş da yanar misali kötü muameleye maruz kalanınız da olmuştur. Ama el insaf, size yapılan hataların kaynağında da bizzat sizin kürt olmanız değil terör ortamında yaşanan şartlar ve bölgenin zor koşulları etkili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kadar geniş çaplı ve uzun süreli terörle mücadele içindeki başka hiçbir ülkeden daha fazla haksızlık ve eziyet yapmış değildir.

Size karşı yapılan hatalardan, bence çok az sayıda, her ülkede rastlanabilecek, istisnai hareketlerden rahatsızlık duyduğunuzda, bu medeni, insani, hukuki yollardan halledilebilirdi ama Kürtlerin çoğunluğuolarakyönteminiz, yaklaşımınız terör, binlerce kişinin etrafı yakıp yıktığı mitingler şeklinde olmuştur. Asıl amacı bölücü ideolojiye dayanan ancak, " barış, demokrasi" kılıfı altında isimlendirilen tepkileriniz insaf ve insanlık dışı biçimde, suçsuz masumların yakılmasına, polislerin lincine, insanların geçim kaynaklarına saldırmaya yönelik olmuştur.

Hiç düşünmediniz ki; Amerika'da soyları kurutulup dikenli teller ardında özel bölgelerde yaşamaya mahkum edilen kızılderililerın Amerikalılara, ev, iş, bölge ve insani haklar açısından kendi topraklarında yıllarca beyazların eziyetli yönetiminde tam anlamıyla köle olarak yaşamış Güney Afrikalıların İngilizlere, Yine Hindistan 'da yıllarca zulüm gören Hintlilerin İngilizlere yapmadığı terörü düşmanlığı siz bu güzel ülkeye reva gördünüz. Günümüz dünyasında insanlar taleplerini medeni yöntemlerle gündeme getirirken sizler sadece şiddete, zorlamaya yönelik eylemler yapmayı ısrarla sürdürdünüz.

Çok şanslıydınız ki karşınızda sizi çok anlayan, pamuklara sarıp sarmalamak isteyen bir Başbakanınız vardı. Her zaman, -müslüman olduğunuzdan dolayı- çok büyük sabır ve sempatiyle karşılandınız.

Şimdi diyorum ki, Size verilecek en kötü ceza aslında hadi yolunuz açık olsun" diyerek sizi kendi kendinize bırakıvermektir. Oysa siz bunun sizin için çok iyi olacağınızı sanıyorsunuz. şu anda devlete ve onun asker- polisine, vatanseverlere karşı mücadeleden başka pek bir şeyin ayırdında, bilincinde değilsiniz ama- Peşinden koştuğunuz ve Avrupa, ABD ve bazı devletler ile taşeron durumdaki PKK tarafından size sunulan rüya birden gerçek olsa o anda ne yapacağınızı şaşırır kalırsınız.

Çünkü önünüzde, zengin petrol kaynakları geliriyle çok mutlu yaşayacak küçük ama huzurlu bir ülkenizde, güzel geçecek zamanlarınızın olamayacağını, eskiyi çok arayacağınızı en fazla 2-3 yılda anlayacaksınız.

Biraz gerçekçi olup düşünün. Türkiye Cumhuriyetinin halen size sağladığı imkanları geliri nüfusuna göre yok denecek kadar az, aşiret mevzuları, kan davaları, kadın nüfusuna karşı uygulanan ikinci sınıf insan muamelesinin sıkıntıları, kızgınlığını şiddet ve silahla halletmeye çalışmış bir toplumun asayişi, modern dünyadan uzaklaşmış bir coğrafya da zor doğa koşullarında yaşamanın zorluğu, hazıra konmaya, hep devletten beklemeye alışmış nüfus artımak hariç fazla üretken olmayan bir toplum yapısı vs.vs. şu an aklıma gelenler. Tabii batıda, Üretiminin boyutu, sermayesi, coğrafi özellikleri, tarihi, köklü diplomasisi, oturmuş devlet kurumları ve bir de "kendisine acı çektirmiş çıbanından kurtulan", kocaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pek de sevgi ve sempati temeli olmayan bir komşuluk da cabası. Batıda Türkiye, Doğuda İran ve Güneyde karışık bir Irak. Sizin kafanızdaki, uğruna yakıp yıktığınız, teröre göz yumduğunuz hatta alkışladığınız tablo bu mu? İstediğiniz son bu mu? Bu son mutlu olabilir mi? Emin misiniz? Çünkü pandorranın kutusunu açtığınızda içinden çıkanlar hiç hoşunuza gitmeyebilir.

Bu yazımı saadece, her bahaneyle ortalığı karıştırıp ideolojik bir terörün ardında heyecan ve umutla koşan, bilinçsiz, bilgisiz ve sadece ve sadece bir kişinin iki dudağının arasından çıkan sözlere göre, okumuşu okumamış, çoluk çocuk robot misali sorgusuz sualsiz eylemlere girişen, teröristleri destekleyen kişiler için yazdım ve açıkçası, etkili olacağını hiç düşünmedim. Sadece içimden geçenleri yazmak bana iyi geldi.

İşin aslını sorarsanız, son dönemde milyonlarca ülkesini bayrağını seven insan gibi ben de giderek, referandum yapılmasını ve Türkiye genelinde, Kürt kimliklerini ortaya çıkararak, mehmetçiklerimizi, masumları haince öldüren bölücü örgüte destek çıkan, ülkemize her açıdan zarar vermek için çırpınan o gruplarla eskisi gibi yaşayıp yaşamak istemediğimizin sorulmasını isterdim Böyle bir referandum sonucunun, "aman ne olur bizden kopmasınlar psikolojisi " içinde her istediklerini yapacağımız, eylemlerini demokrasi kılıfı içinde hoşgöreceğimizi düşünen kapatılan, PKK lılar, DTP liler ile ayrılıkçı kürtler için çok büyük bir sürpriz hatta şok olacağını adım gibi biliyorum.

İşte o zaman bilinçsizce sorgulamadan ardından koştukları o formül neyse onun gerçekleşme ümidinin onları nasıl huzursuz edeceğini düşecekleri açmaz ve boşluğu herkes görebilir. O zaman, rahatın, huzurun, refahın kendilerine nasıl "fazla gelmiş" olduğunu iyice idrak ederler.

İçimden gelenleri doğaçlama yazdım. Aslında bu konuda yazmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyor ve pek yazmıyordum. Çevresine sevgi ve saygı ölçüleri içinde davranan, meşru müdafaa hariç, şiddeti sevmeyen herkese İyi günler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz, Türk halkı olarak birbirimize düştüğümüz ve uyanık olmadığımız sürece, bilinçsiz ve yönlendirmesi kolay gruplar , önünde daima yuvarlanacakları bir 'sel' bulacaklardır. Her şeye rağmen barışık olmak ne güzel!

Hüseyin Seyfi 
 27.12.2009 16:52
Cevap :
kesinlikle katılıyorum  27.12.2009 20:18
 

Benim içinde bir açılım bekliyorum. İnsanca, eşit, sağlıklı, huzur içinde... Sokaklarındaki işyerlerinin yakılıp yıkılmadığı, arabaların taşlarla ve molotofkokteyllerle yakılmadığı, memleketi korumak için gönderilen çocuklarımızın ölmemesi için... Hükükun üstünlyğü ilkesinin herkese eşit uygulanmasını, Dağdan gelenlere, kahraman muamelesi yapılmadan, sınırda seyyar mahkemeler kurulmadan, silahları kalem olan gazetecilerin darbeci olarak lanse edilmediği bir ülkede yaşamak istiyorum. Dağa gidenler gitsin. Geriya kalanlarla, kardeşci bir arada yaşamak istiyorum. Selamlar...

Mesut KARİP 
 25.12.2009 18:43
Cevap :
umarım.en kısa sürede dileklerimiz gerçek olur ama şu an gidişat hoş değil  27.12.2009 20:19
 

Durumun vehameti ortada. Şimdiye kadarki durumdan memnun, açılım istemeyenlerin azıttıkları, kaos yaratmak istedikleri bu günlerde, mobese kameralarıyla görüntüler tesbit edilmektedir. Yakıp yıkan, şiddet yanlışı göstericiler, tesbit edildikten sonra, TC kimlikleri alelacele iptal edilip, Kuzey Iraka bırakılmadıktan sonra çözüm olmaz. Sınır, sıkı koruma altına alınıp, eylem yaptırılan, 18 yaşından küçük çocukların da ebeveynleri gözaltına alınacaklardır. Bunu aynen böylece Başbakanlığa mail ile yazdım, ama hantal devletimiz. Her geçen gün aleyhimize işliyor. Durumunu iyileştirmiş, batı taraflarında yaşayan iş güç sahibi Kürt kökenlilerle bir sorun yok. Onlarla iyice kaynaşmışız. Ama bölgede yaşayan, 13-15 çocuklu, kandırılmış pkk yanlısı aileler var, sorun onlarda...Selamlarımla...Gül Alkan.

Yurdagül Alkan 
 16.12.2009 16:26
Cevap :
çok haklısınız. Benim gözümden kaçan, keşke o konuyu ilave etseydim dediğim konuyu gündeme getirmişsiniz. Vaktiyle -son 5-10 yıldan önce- Batıya, Anadoluya insani sebeplerle göç etmiş, kaynaşmış kürtlerle ilgili sorun yok gerçekten de. Zaten onlarda bu tür şiddet eğilimleri pek yoktur. Bir de diğer konu var ki, bu ayaklananlar, somut, konuşulacak mekul bir plan üzerine konuşmadıkça, sürekli Öcalan'ın odası küçük vs. sudan sebeplerle eylem yaptıkça ve şiddete başvuran polisi lince kalkışan suçlular ayıklanıp cezalandırılmadıkça açılımın konuşulması bile imkansız.kaldı ki henüz açılımdan ne kastedildiği bile belirsiz. Doğudaki kürtler bundan federasyon, hükümet ise birkaç isim değişikliği, ya da anadilde eğitim vs. masum taleplerinaçılım sanıyor. Malesef DTP ve PKK dan başka diğer ılımlı kürtler, kürt sanatçıları da ya susmuşlar ya da bu suç teşkil eden eylemleri içten içe destekliyorlar. Bilemiyoruz. Çıtları çıkmıyor nedense. İyi akşamlar.  16.12.2009 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 397
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster