Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '13

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
129
 

Acısının keyfini süren...

Acısının keyfini süren...
 

Tasarım.


Sör Numan öğrenci evinden kovulduktan sonra üstüne birde okumanın altı yılda tamamlanmasını gerektirecek bir kanun yasasının geleceğini duyunca, dua ederek, hem çalışan, hem de okuyan bu garibana Yaratanın yar ve yardımcı olmasını istemek üzere abdestini alıp bir camiye girdi.

İbadetini bitirip duasını ediyordu ki dışarıda kızılca kıyamet kopuyordu. Duayı bitirip dışarı çıktığında ;

-Kardeşim ne haramı? Aylık 800 TL alınıyor camii' nin ihtiyaçlarını karşılıyoruz

.-İyi de faizle çalışan bir bankanın bankamatiği, faiz haram mı?

-Haram da bu banka değil bankamatik! Sen aylığını nerden çekiyorsun.

-İyi o zaman önüne para veren ne gelirse ona bu camiyi tahsis et! Günah kardeşim.

-Sana ne ben günahları üsleniyorum. Camiye yardım dedi mi kimse elini cebine atmıyor.

Tartışma araya giren aklı selimlerin sayesinde kavgaya dönüşmeden sona erdi.

Sör aklına takılan sorularla oradan ayrıldı. Acaba faizsiz çalışan bankanın bankamatiği günah olur mu? Bir kişi, başkasının günahlarını ne kadar üstlenir ?

Müzeye uğraması ve dönem çalışması olarak ders gereği verilen konuyu yetkililerden öğrenmesi gerekiyordu. Bindiği araçtan inip cadde karşısına geçti. Aldığı öğrenci kartı ile giriş yaptı. Müze oldukça büyüktü ama eser sayısı bir hayli azdı.

İleride duran güvenlik görevlisine müze hakkında bilgi ala bileceği bir yetkiliyi sordu.

Verilen tarif gereği yürüyerek kapıyı araladı. Yetkililerin yani müze memurların bulunduğu koridordaydı. Aman Allah' ım burada da kızılca kıyamet kopuyordu. Avazı çıktığı kadar bağıran birisi;

-Kardeşim nerde bu eserler?

-Şey efendim.

-Ney efendim? 302 tane eser adeta buhar olmuş. Kiminin yerine sahtesi konmuş, kiminin fişlenmesi eksik, kimi yanlış isimle konmuş. Envanter kayıtlarında burada olması gereken tablolardan bir kısmı zenginlerin koleksiyonlarında çıkıyor.

-Efendim bakacağız.

-Neye bakacaksın kardeşim! Çalışanı, geleni ve gideni fişlemekten eserlere sıra gelmemiş.

Sör kenarda duran birisinin yanına sokuldu;

-Şey efendim...

Adam Sör' ü sımsıkı kolundan kavradı adeta sürüklercesine koridordan dışarı çıkarıp ana salona getirdikten sonra;

-Görmüyor musun? Ortalık karışık yarından sonra gel! Dedikten sonra hızlı adımlarla geldiği yere doğru gitti.

Sör müzenin içinde geriye kalmış eserlere şöyle bir göz ucuyla bakıp acaba kaç tanesi gerçek? Sorusu beyninde kendini müzenin kenarında ki sokağa attı bir kahvehane bulup içeri girdi.

Çay içerek rahatlamak istiyordu. Duvar dibinde bir kaç gazete sayfalarının dağınık durduğu masaya oturdu. Garson henüz bu masaya uğramamış ya da masada oturan yeni kalkmıştı. Kahvehane tenhaydı. Televizyonda meclis bütçe görüşmeleri vardı. Gazete sayfalarını gelişi güzel toplayıp katladı. Garson tepesin de bitti.

-Ne alırsın?

-Çay üç şekerli.

Garsonun yüzü değişti. Başını iki yana sallayarak gitti. Sör televizyona odaklandı. Orada da hararetli tartışmalar oluyordu.

Sakallı, gözlüklü milletvekili konuşma yaparken meclis sıralarından sataşmalar oluyordu. Sataşanların ne dedikleri kürsüdeki hatibin cevap vermesi sonrası anlaşılıyordu. Hitap eden milletvekilli birden ;

-Sen sus acısının keyfini süren kadın! Diye bağırdı.

Sör önce afalladı. Garsonun adeta iç de git beni zarara sokma der gibi önüne sürdüğü çaya şekerleri kattı. Karıştırmaya başladı.

"Acının keyfinin sürülmesi nasıl olur?" sorusu beyninde, kaşık elinde durmadan çayı karıştırıyordu.

Cami avlusuna haram olan faizle çalışan bankamatiğin konulup geliri ile keyif sürülmesi.

Tarihi eser olarak adlandırılan eserlerin buharlaşması, kayıt fişlerinin olmaması acısının, çalışanların ve müzeden istifade edenlerin fişlenerek izlenmesinin keyfinin sürülmesi.

Her şeyden önce bir anne olan kadın milletvekilinin öldürülmüş oğlunun acısının keyfini sürdüğünü söyleyenmesi.

Sör güldü ve sokak ta bağırdı; " Hey millet! Öğrenci evinden atıldım acılıyım! Şimdi de üniversiteden ne olursa olsun altı yılda gideceğim kesinleşiyor. Hani benim keyfim?" 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keyiflerden keyif beğen... Ama en keyiflisi, caminin bankamatikten aldığı keyif olsa gerek. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 15.12.2013 17:09
Cevap :
Beğenen keyfini sürsün. Saygılarımla  17.12.2013 12:39
 

Çok güzel ve anlamlı bir yazıydı. Emeğinize sağlık. Saygılar.

Sema Bekmez 
 14.12.2013 14:09
Cevap :
Sağ olun, mutlulukla kalın. Saygılarımla  14.12.2013 18:20
 

Kıymetli Üstat, Sayın E RuhiYALÇIN: Ülkemizde tarihi eserlerin çoğu buhar olmuş,yerine karanlık bulutlu olanlar sergileniyor. Kendi oğlunun acısını hiçe sayan, adeta inkar eden " Sen sus adın" çirkin söylemli kafanın beyinden saygı beklemek gaflete düşmektir.İşte bunlar budur ayan ve beyan ortadadırlar. Olmayan demokrasinin veya sözde gelecek demokrasi için temeller atılıyor.Sör buna da sevinsin, bunun da keyfini çıkarsın.Selam ve saygılar sunuyorum. Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 14.12.2013 13:42
Cevap :
Üstadım acının keyfi oluyormuş. Zihniyet kin, intikam diye bağırıyor. Sör zaten acıların temsilcisi halktan biri. Keyfi belki öteki alem de... Bir inanç bilinmeze...Saygılarımla   14.12.2013 18:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 371
Toplam yorum
: 503
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 796
Kayıt tarihi
: 14.02.09
 
 

Adalet önce kendimizde başlamalı ve haksızlıklar sorgulanmalı  ve hataların, afetlere dönüşmeden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster