Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '16

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
78
 

Adam ve çocuk

Bir kelepçe var elimde

Bir satır diğerinde

Bir isyan dilimde

Bir kahır kimseye göstermediğim

Bir bekleyiş sessiz yığınlardan

Bir umut, en ulu makamdan hiç eksilmeyen

 

Hayatı kime yaşıyorsan

Kulluğun ona demişti bir adam

İtiraz etmişti genç olan

Kulluk sadece sahibimize!

Adam gençsin

Ve ne yazık ki genç kalmayacaksın demişti

Genç itiraz etmişti yine

Biz demişti inanan ve ayakta duranlar olarak

Herkesi ayakta tutacağız herkese umut olacağız

Adam tebessüm etmişti

Umut vaat edeceğin doğru

Umut olacağın kısmet

Neden diye sorarken yükselmişti sesi genç olanın

Cevap vermişti insanı çıldırtan sakinliğiyle adam

Umut vaat etmek kolay

Umut olmak ve insanlığı umuda götürmek zor

Dengelerin ilahların kulların ve kullukların

Makamların dönemlerin gelişine edilmiş yeminlerin gölgesinde kalmak

Umut vaat etmekten öteye götüremez seni

Biz diye atılmıştı yine genç

Tüm kalabalıklara şahsiyet kazandıracağız

Mazlumlara sadece mendil değil, merhem olacağız

Evine ekmek götürmekten fazlasını yapacağız, çaresiz babalara

Çünkü biz… söz veriyoruz

Pekala dedi adam

Söyle bakalım

Yarın umut vaat ettiğin kişiler yapışırsa yakana

Ve derse ki bana iki ekmek vaat etmiştin biri yok

Ya sen gasp ettin ya göz yumdun gaspına ekmeğimin

Derse ki bir çocuk bana bot verdin kış için

Ama mevsim yaz ve dondurma istiyorum

Derse ki bir kadın…

Yeter dedi genç

Her şeyi biz verirken

Kimin haddi olacak ki hesap sormak

Yetmeyecek mi onca zahmetimiz gayretimiz

Yine tebessüm edecek adam

Bak diyecek

Sen deseydin ki iki ekmeğiniz olacak biri bende kalacak

Kimse kızmayacak hesap sormayacak

Ama sen iki ekmeğiniz olacak sadece sizin boğazınızdan geçecek dedin

Meydanlarda bağırdın nefesin kesilircesine

Yığınlarla bir ağızdan yeminler gönderdin asumana

Ama dünya küresel diyecek genç

Elbette bir karşılığı olacak sahip olunan rahatın

Ve haddini bilecek herkes

Sormayacak kendileri için çekilen zahmetin hesabını

Ve haddini bilecek herkes

Balı tutan yalayacak elbet parmağı

Adam yine tebessüm edecek

O bal kimin ki tuttuğun için yalayacaksın sen

Genç kızacak ve bağıracak yeter artık sen de haddini aştın

Bunun hesabını vereceksin

Adam tebessümden hiç vazgeçmedi

Uzattı ellerini tak dedi kelepçeyi

Boynunu uzattı ilmik geçirsin diye

Ve gözlerinin içine baktı hiç tereddüt etmeden

Sen dedi

Kulluğunu yanlış yere ispat ettin

Beni sustur

Hatta öldür

Ama gözlerimi öldüremeyeceksin

Ve gördükleri…

Ettiğin yeminleri duyan kulaklarım

Gömdüğün topraktan tohum olup fışkıracak

İşte o gün gerçek ve bizden bir dünya mutlaka kurulacak

Sinirden yeri dövüyordu genç

Ve adam hala tebessüm ediyordu

İstersen beton dök

Hakikat o topraktan yeniden patlayacak

İnsanlığa hakiki umut o çınarın gölgesinde yaşanacak

Sustu genç ve susturuldu adam

Ama toprağı yenemedi kimse

Ve yıllar geçtikten sonra

Adam öleli, genç ihtiyarlayalı çok olduktan sonra

Umutlar bitip tükendiği ve karanlık en kara haliyle çöktüğü esnada tepesine umutsuzların

Bir tohum patladı betonların arasından

Bir gürültü duyuldu

Ve bir inkılap kendini sessizce ilan ediyordu

 

 

Mehmet berat

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 41
Kayıt tarihi
: 11.08.16
 
 

Hayırlısı der... Az okur çok konuşur. Nevşehir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster