Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '10

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1154
 

Adana'nın hakkını arayan var mı?

Adana'nın hakkını arayan var mı?
 

Türkiye İstatistik Kurumu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Her ne kadar istatistikler gerçeği tam olarak yansıtmasa da gidişatın yönünü göstermesi bakımından karar vericiler için önemli bir gösterge. Şimdi 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle yayınlanan istatistiksel verilerek bakarak Adana’nın durumuna bir göz atalım.

Adana’nın 2008 yılındaki toplam nüfusu 2 026 319 iken 2009 yılında 2 062 226’ya yükselmiş. İl ve ilçe merkezlerinde 2008 yılında 1 763 351 kişi yaşarken 2009 yılında bu sayı 1 805 145’e çıkmış. Belde ve köylerde yaşayanlar 2008 yılında 262 968 iken 2009 yılında 257 081’e düşmüş. Nüfus artış hızına bakıldığında 2008 yılında binde 9, 82 iken 2009 yılında binde 17, 57 olmuş. İncelendiğinde Adana’nın toplam nüfusu bir yıl içinde 35 907 kişi artmış gözüküyor. İl ve ilçe merkezlerindeki artış ise 41 794 kişi. Köy ve beldelerde yaşayanlar kentlere göçmeye devam etmiş, köy ve belde nüfusu 5 887 kişi azalmış. Benzer bir durum Konya, Kayseri, Gaziantep, Mersin gibi iller için de söz konusu. Yalnız onlardan bir farkı var Adana’nın. Toprak, su, iklim, ulaşım olanakları bakımından bu illere göre daha avantajlı bir konumda olmasına rağmen Adana işsizlik sıralamasında Şırnak’tan sonra %20, 5 ile ikinci sırada. Artık Adana başka illerden ziyade kendi kırsalından göç alıyor. Tarım ve hayvancılıkta kazanç sağlayamayan köylüler, köylerini terk ediyorlar. Değil dağ köyleri, ova köyleri de neredeyse boşalmak üzere. Her gün onlarca köylü il ve ilçe merkezlerindeki işsizler ordusuna katılıyor. Çukurova’nın dağ kollarındaki yoksul köylüler öyle muhtaç duruma düştüler ki yaralarına merhem olur hesabıyla Karadeniz’e fındık toplama işçiliğine başladılar son yıllarda. Yeni fındık yasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte o lüksleri de kalmayacak. Yani önlemler alınmazsa Çukurova’da önümüzdeki yıllar daha zorlu geçeceğe benziyor.

Bu zorluğun emareleri kent merkezinde çoktan ortaya çıktı. Ne işçi servisleri ne de işçi mahalleleri kaldı Adana’da. Yayasıyla, sürücüsüyle kural tanımayan öfkeli kalabalıklar sosyal yaşamı tehdit eder hale geldiler. Hal böyle iken Devleti yönetenler Çukurova’yı, özellikle de Adana’yı unutmuş gözüküyorlar. Adana züğürt ağanın durumuna düşmüş, kimsenin haberi yok. Belki kendi temsilcileri de farkında değil işin ciddiyetinin. Çünkü; Adana siyasetçileri, sivil toplum örgütleri, bürokrasi birbirini tamamlayan unsurlar değil. Üzerinde uzlaşma sağlanmış ortak bir projeleri yok. Değil farklı partilerin milletvekilleri aynı partinin milletvekilleri bile birbirine uzak duruyorlar. Birinin ak dediğine diğeri kara diyebiliyor. Sözü son günlerde gündemi teşkil eden kırmızı etle ilgili sorundan yola çıkarak hükümetin uygulamaya koyduğu hayvancılık teşvik paketlerine getireceğim. Sonra da Çukurova’yla bağlantısını kuracağım. Süt ile etin birbiriyle çok yakın ilişkisi var. Süt para etmezse inekler kesime gider. İnekler kesime giderse yavru doğuracak hayvan sayısı azalır. Hayvan sayısı azalıp tüketim karşılanamazsa et fiyatları yükselir. Bu defalarca hatırlatıldığı halde hükümet süt fiyatlarının düşmesine, dolayısıyla ineklerin kesime gitmesine seyirci kaldı. Özelleştirmeler nedeniyle Süt Endüstrisi Kurumu çoktan kapatılmış, Et Balık Kurumları işlevsiz hale getirilmişti zaten. Nihayet hayvan üretimindeki sıkıntıyı fark eden hükümet birtakım kararlar aldı. 2006 yılından bu yana Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan 28 ilde (Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kars, K.Maraş, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van) uygulanan ve halen süren, Tarım Kredi Kooperatifi üyesi olan besicilerin sözleşme yapması ve sözleşmede bildirdiği erkek sığırlarını Et ve Balık Kurumu Kombinalarında kestirmesi şartıyla bu hayvanlara ait karkas ağırlıklarının 190 kg ve üzeri beher kilogramı için 1, 5 TL teşvik pirimi ödenmesi esasına dayalı TAR-ET projesinden beklenen sonuç alınamadı. Ardından 31.10.2009 tarihli ve 27392 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2009/15498 Güneydoğu Anadolu Projesi Eylem Planı Kapsamındaki İllerde Süt Sığırcılığı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar uygulamaya konuldu. Kararın amacı; Güneydoğu Anadolu Projesi Eylem Planı (2008-2012) kapsamındaki Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerinde, süt sığırcılığının geliştirilmesi, modern işletmelerin kurulması, hayvansal üretimde verimliliğin ve kalitenin artırılması ile bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına yönelik olarak, üreticilerin yapacakları süt sığırcılığı işletmesi yatırımlarının desteklenmesi olarak açıklandı. Karara göre hayvancılık alanında yeni yatırım (inşaat) için %30, Damızlık düve alımı için %40, süt sağım ünitesi ve/veya soğutma tankı için %40 hibe desteği verilecek. Bunun da ardından yine 22.01.2010 tarihli ve 27470 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan2010/34 Doğu Anadolu Projesi Kapsamındaki İllerde Etçi ve Kombine Irklarla Kurulacak Damızlık Sığır İşletmesi Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar yayınlandı.Kararın amacı; Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki Ağrı, Ardahan, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Erzincan, Elazığ, Erzurum, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van illerinde, büyükbaş hayvancılık işletmelerinin kurulmasını, et ve süt üretiminde verimlilik ile kalitenin artırılması ve bölgesel kalkınmayı sağlamaya yönelik olarak üreticilerin, etçi ve kombine ırklarla kuracakları damızlık amaçlı sığır işletme yatırımlarını desteklemek olarak belirtildi. Bu bölgede de yeni yatırım (inşaat) için %30, Damızlık düve alımı için %40, süt sağım ünitesi ve/veya soğutma tankı için %40 hibe desteği uygulanacak. Elbette hayvansal üretimle ilgili sıkıntılar var ve duruma müdahale edilmesi gerekiyor. Ancak bu müdahaleyi yaparken verimlilik, süreklilik ve eşitlik ilkeleri göz ardı edilmemesi gereken hususlar. Bu duruma eşitlik ilkesi gözetilmediği için Ege ve Marmara’daki üreticiler tepki gösterdiler. Ama Adana’da hiç bir tepki gösterilmedi ya da tepki o kadar cılızdı ki sesler duyulmadı. Kırsaldan kente göçse Adana’da var, işsizlikse var. Topraksa, suysa, uygun iklimse o da var. Ama vatandaşın kendi başına çevirecek, iş yapacak hali kalmamış. Hayvansal üretimde süreklilik ve verimlilik isteniyorsa Çukurova bölgesinin de destek kapsamına alınması son derece mantıklı ve ülke yararına. Sayın Vahit Kirişci AKP Adana milletvekili, tarım, orman ve köy işleri komisyonu başkanı. Sayın Durdu Mehmet Kastal AKP Osmaniye milletvekili, aynı komisyonun üyesi. Bunları üst seviyede dile getirip neden takipçisi olmuyorlar acaba? İnsan sormadan edemiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

41 yaşındayım, yaklaşık 40 yıldır Adana'da yaşıyorum.Yazarın fikirlerine tamamen katılıyorum,Adana'da eğer devlet memuru değilseniz,ya da özel sektörde çalışabilen şanslı azınlıkta değilseniz veyahut kendi işi olan bazı zengin kesimden değilseniz,istediğiniz kadar eğitimli,üniversite mezunu,kariyerli ya da yabancı dil bilgisi olan biri olun ,hele yaşınızda 40 ve üstüyse iş bulmanız mümkün değil,resmen kaderinize terk edilmiş durumdasınız.Devlet ve valilik bürokrasisi ise hamasi nutuklar atmaktan ve içi boş proje toplantıları yapmaktan öteye gitmiyor.Ben en son çalıştığım yerde müdür pozisyonunda olan,2 üniversite mezunu bir insanım,işten çıkarılalı yaklaşık 1.5 yıl oluyor. Bu süre zarfında halen bir iş bulabilmiş değilim,yabancı dil bilgim,kariyerim,üniversite diplomam inanın hiç önemli değil bu memlekette...

Serhat Günay 
 09.02.2010 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster