Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
2729
 

Affetmek Büyüklüktür

Affetmek Büyüklüktür
 

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kâfir, ister mecûsi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, Yüz bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel..." Mevlana Hazretleri; insanları bu sözle Allah’ın sonsuz hoşgörüsüne, merhametine, affına çağırmaktadır. Bunu Kûr’an’da Zümer suresinin 53. Ayetinde görüyoruz. “ Deki: “ Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” Allah’ın (c.c); affının büyüklüğü bir kudsi hadisde şöyle bildirilir: “ Allah-u Teâlâ mahlûkatı yaratacağı zaman, kendi katında, arşın üstünde bulunan (kitabına): “ Hiç şüphesiz, rahmetim gazabımı geçti “ diye yazdı. Buhari. (7453) Allah’ın kullarını affetmesi; kullarına verdiği değeri ve Kendi yüceliğini gösterir. İnsan hata işlemeye müsait yaratılmıştır. İnsan kusurludur. Dolayısıyla gerek Allah’a(c.c) gerekse insanlara karşı hataları olur. Hatasız, kusursuz olan yalnız Allah’tır(c.c). İnsan hiç günah işlemeseydi, mükemmel olsaydı; kibirli, dikbaşlı, Allah’a(c.c) boyun bükmeyen, hatta Allah’lık taslayacak kadar küstahlaşabilirdi. Tarihte Nemrut ve Firavun kusurlarına rağmen Allah’lık taslamışlardır. İnsan, Allah’a(c.c) karşı günah işlediğinde önce günahının farkına varır, sonra pişmanlık duyar ve bağışlanmak için af diler. Bunu Yüce Rabb’imiz; Kur’an’ın Nahl suresinin 119. Ayetinde bize bildirir: “Sonra şüphe yok ki Rabb’in, bir cahillikle günah işleyip ardından tövbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabb’in, bu tövbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir. (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir)” Kişi günah işlediği zaman Allah(c.c) bilir, kuluna ruhi sıkıntı verir ki bunun sonucu kul vicdan azabı çekerek suçununun farkına varır. Ancak Allah'tan(c.c) af dileyerek bu sıkıntıdan kurtulabiliriz. Allah(c.c) Nisa suresinin 106. Ayetinde “Allah’tan bağışlanmanı dile. Şüphesiz, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.” der. Allah(c.c) şanı gereği her suçu af edeceğini, yalnız Kendisinden başka bir şeye tapılmasını af etmeyeceğini Nisa suresinin 48. Ayetinde “ Doğrusu Allah, Kendi’sine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah’a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” diyerek bildirir. İnsanın dürüstlüğü ve samimiyeti en başta aranan iki özelliğidir. Allah(c.c) samimi bir şekilde af dilememizi, Tahrim suresinin 8. Ayetinde bizden ister: “ Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabb’iniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber’i ve O’nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, -Ey Rabb’imiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü Sen her şeye kadirsin- derler.” İnsanların birbirlerine karşı birçok hataları olur. Özür dileyerek veya telafi ederek sorunları en kısa zamanda çözmelidirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “ Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve haset etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Bir müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir.” [ Buhari, Edeb 57, 58, 62. ]Kişinin insanları üzerek, kırarak, haklarına girerek Allah’ın (c.c) sevgisini kazanması mümkün değildir. Yunus Emre Hazretlerinin de dediği gibi: “Aksakallı pir hoca, bilemez hali nice,Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise” Özür dileyen suçunu bilmeli ve bunun pişmanlığını yaşamalı ki dilediği özür gönülden, sahici olsun. Dilden söylenen özür, kırılan gönlü tamir etmez. Kişinin daha iyi bir insan olabilmesi için; hatalarının farkına varması, bunlara üzülmesi ve bir daha yapmamak üzere tövbe ederek Allah’tan yardım istemesi gerekir. Allah(c.c) “ kötülük yapanı affedeni “ mükâfatlandıracağını Şûrâ suresinin 40. Ayetinde şöyle bildiriyor: “ Kötülüğün cezası, onun benzeri bir kötülüktür. Kim de kendisine kötülük yapanı affeder ve ( onunla arasındaki ilişkileri )düzeltirse, bunun ödülü Allah’a(c.c) aittir. O kesinlikle zalimleri sevmez. “ Olumsuz duygular, düşünceler kişileri ruhen ve bedenen hasta eder. Barış olduğunda; özür dileyenle affeden kişi arasındaki tüm olumsuz duygular kalkar, yerini yeniden sevgi alır. Bildiğimiz gibi, insanın mutlu olması da sevmekten ve sevilmekten geçer. Allah(c.c) kullarını çok sevdiği için cezalandırmakta acele etmez. Bunu Kehf suresinin 58. Ayetinde bizlere şöyle bildirir: “ Senin Rabb’in, çok bağışlayandır, merhamet sahibidir. Eğer O, onları yapıp kazandıklarından dolayı, hemen cezalandırıverecek olsaydı, elbette haklarında azabı hemen gerçekleştirirdi. Fakat onlar için belirlenmiş bir süre vardır. O gelince, hiçbir kurtuluş yolu bulamazlar.” Affetmek, affedeni; özür dilemek, dileyeni yüceltir ve daha iyi bir insan olmaya götürür. Allah(c.c) iyi insan özelliklerine “ affeden insan’ı “ da ekliyor. Buna Al-i İmran suresinin 134. Ayetinde şahit oluyoruz. “ O( Allah’tan hakkıyla korka )nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.” Allah (c.c) kullarını bağışlamak için o kadar çok sebep yaratmıştır ki, yeter ki kulun niyeti “ iyi bir kul olmak “ olsun. Buna örnek bir hadis: “ Kim güzelce abdest alır, sonra da iki rekat namaz kılar ve namazında gaflete yer vermezse Allah, geçmiş günahlarını mağfiret buyurur. “ [ Ebu Davud, Salat 162, (905). ] Yine bir hadiste Allah’ın bağışlamasına sebeb olacak durumlar anlatılıyor: “ Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.” [ Buhari, Marda 1;] Her türlü suçun affedileceğini bilmek tabii ki bizi korkmadan suç işlemeye götürmemeli ve doğru yolu bulmakta da acele etmeliyiz. Allah(c.c); son anda ölüm döşeğinde af dilemenin geçerli olmadığını Nisa suresinin 18. Ayetinde bizi uyararak, bildiriyor: “ Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: " 'İşte ben şimdi tövbe ettim.’ Diyen kimselerin tövbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tövbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahrette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.” Günah işlemeseydi insan, Allah’tan (c.c) özür dilemeyecek, O’nun büyüklüğüne, affına, merhametine sığınmayacaktı. Boyun bükerek eksikliğini bilmeyecekti. Kul kendi kusurlarını gördükçe, Allah’ın(c.c) ne kadar mükemmel olduğunun farkına varır. İşlediğimiz günahlar için O’nun affına, engin merhametine sığınırız. Rabb’im, hatalarımızın farkına varıp, düzelterek, razı olduğu kullarından olmamızı nasip etsin inşallah, amin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1998
Kayıt tarihi
: 26.01.09
 
 

Emekli öğretmenim. Ispartalıyım. Evliyim.Yaşamdaki amacım; Allah'ı (c.c) sevmek ve O'nun en sevdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster