Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '11

     
    Kategori
    Doğa Sporları
    Okunma Sayısı
    1070
     

    Ağrı Dağı Kış tırmanışı

    Ağrı Dağı Kış tırmanışı
     

    AĞRI DAĞI KIŞ ÇIKIŞI Bölgenin Adı: Doğubeyazıt/Ağrı
    Tarih : 04/07 Mart 2006 Hava Durumu: Faaliyet boyunca hava açık ve güneşli
    Etkinliğe Katılanlar: Sönmez Erkaya, Ahmet Çiğdem, İsmet İnan, Mutlu İ.Akdağ
    Ekip Rehberi: Mutlu İ.Akdağ
    Ekip Lideri: Sönmez Erkaya Çoktandır Ağrı kışı düşünüyordum. Geçen bayram tam niyetlenmişken Demavent tırmanışı yerini aldı. Her seferinde yerini dolduran meşkaleler çıkıyordu.Ta ki Ahmet'le, Mutlu kış çıkışını gündeme getirene kadar. Dağcılığa başladığım sürelerden beri hep kış tırmanışları ile ilgilendiğimden bu sefer erteleyemezdim. Daha sonra İsmet'in de katılımıyla 04. Mart cumartesi ekonomik tarifeli uçakla Van'a ulaştık. Daha önceden sözleştiğimiz Cuma adındaki dağ rehberinin aracıyla Doğubeyazıt'a vardık.

    Zamanımız çok kısıtlı olduğundan bir an önce dağın ilk kampına varmak istiyorduk. Eli Köyünü de geride bıraktıktan sonra aracımız gidebildiği son noktaya kadar gidebildi. Bizler akşamın karanlığında çantaları yüklenip yaklaşık 2800m.civarında kamp attık. Hedefimiz klasik rotadan çıkmaktı. Dağın ortasındaki Cehennem Deresini nişangah alarak direk yol almayı kararlaştırmaktı. Yani derenin solundan geçip klasik rotadan gideceğimize, derenin sağından gidip daha çabuk yol alacağımızı düşünmüştük. Ancak rotamız giderek dikleşmeye başladığında yanılgımızı anlamıştık. Mutlu ve İsmet dağın yaz çıkışını daha önceden yapmışlardı. Lakin arkadaşlarımın bu ilk ciddi kış çıkışıydı. Ve bu bende ister istemez bir korku bir terettüd oluşturuyordu. Neyse ki seçimin doğru kişiler olduğu etkinlik ilerledikçe ortaya çıktı.


    Ertesi gün(05.Mart) saat 11'de yola çıktık. Rotayı dik kestığimiz için rahatlıkla 4200m. kampına varıp pazarteside zirve ve dönüş diye hesaplıyorduk. Lakin hava kararmış ve biz ancak 3500m.civarı tırmanabilmiştik. Çok yorulduğumuz için kürekle uygun bir kamp yeri açıp hemen tulumlara girdik. Gece kalkıp zirve yapmalı ve süratle inmeliydik. Bu kamp yerinden bu zor görünüyordu.Yada dönüş kararı almalıydık. Çünkü benim fazla iznim yoktu, salı günü işyerinde olmalıydım. Arkadaşların böyle bir problemi olmadığından bir gün daha dinlenip öyle çıkmak istiyorlardı. Bende işimi riske sokup, ekip olarak ilerlemeye karar verdim. 06.Mart pazertesi saat 11'de kamp yerinden ayrıldığımızda ancak hava karardığında 4200m. olabildik. Güya bugün dinlenecektik. Bu yorgunlukla gece kalkıp(07.Mart.salı) saat 05 sularında zirveye koyulduk. Önümüzde uzun beş dik parkur bulunmaktaydı. Bunları aştığımızda artık enerjimiz bitmişti. Üç gündür koştura koştura bedenlerimiz yılmıştı. Ama bunu düşünen kimdi ki?! Vücudumuzun tepkilerini görmezlikten geliyorduk. Nihayet asıl beni düşündüren 150m.lik zirveye paralel giden buzul'a vardık. Özellikle ilk 50m.tehlikeliydi.


    Bir düşme anında durma şansınız yok ve yüzlerce metre aşşağıda ki Cehennem Deresine uçabilirsiniz. Tabii biz kolonlarımızı giyip, kramponlarımızı takıp, gerekli teknik malzemeyi kuşandık. Buzulu inceledikten sonra geçiş için sabit hatta ihtiyaç duymadık. Tabii ipimizi yine yanımıza aldık, dönüşte kullanabilirdik. Kontrollü şekilde buzul geçişini tamamladıktan sonra platoya vardık. Bu plato zirveyle tamamlanan ve her mevsim rüzğar alan bir konumu vardı. Son sırtı da aşarken altımızdaki buzul çatlağını farkettiğimizde henüz tehlikenin potansiyeli devam ediyordu. Üstü karla kaplı olduğu için bu çatlaklara çok dikkat etmek gerekiyor. Onlarca metre buzul çatlakları olduğu söyleniyor. Nihayet 5137m.saat 13'te zirvedeydik. Öyle rüzgar esiyordu ki foto çekimi için bayağı mücadele verdik. Ben kulaklarımın sonradan sorun çıkartacağına aldırmadan rüzgara karşı manzaranın tadını çıkarttım. Şunu belirtmeliyim ki hava koşulları uygun olmasa etkinlik gerçekleşmeyebilirdi. Faaliyet boyunca gökyüzü açık ve güneşli idi. Ne bir sis nede aşırı bir rüzğar. Geceleride ayın ışığı doğrusu işimizi bayağı hafifletmişti. Tamam soğuk olmasına soğuktu lakin yazın bile koşullar irtifada aynı. Sanki hava bozacaktı da bir an önce bizim inmemizi bekliyordu...

    Öyle de oldu. Doğubeyazıt'ı terk ederken dağın yarısını sis ve kara bulutlar kaplamıştı. Kaç gündür güneşli hava yerini artık yurt genelinde kar yağışına bırakmıştı. Zirve dönüşünde bayağı zorlandık. 4200m. kampına vardığımızda(saat 16:00) hepimiz çok bitkindik ve daha önümüzde daha çok uzun yol vardı. İki saatlik bir kestirmeden sonra saat 20:30'da toparlanıp yola koyulduk. Ayışığı kapandığında ovaya inmiştik. Fakat dönüşü geldiğimiz rotadan değil, kolay olsun diye klasikten denedik. Bu da sürenin uzamasına yol açtı. Saatler gece yarısını çoktan geçtiği halde bir türlü bizi Cuma'yla buluşturacak yolu bulamıyorduk. Tam çadırımızı kurmuştuk ki Cuma yola çıktığını dereyi takip etmemizi aşşağıda bir yerlerde kavuşabileceğimizi söyledi. Tekrar yola koyulduğumuzda cep telefonunun her yerde çekmesi doğrusu çok hoştu. Keşke Aladağlar'da bu da mümkün olabilse... 05 gibi aracın farlarını farkettiğimizde(24 saat yoldaydık, bir kaç saat kestirmesek vay halimize) yeniden kendimize geldik. Yine uçakla döneceğimiz için yerlerimiz ayrılmış ve ben işime yetişebilmek için bir an önce Kars'a varmalıydım. Evet Van'dan gelmiş Kars'tan gidecektik. Çünkü kışın Van-Ağrı(2saat) arası yol kapalı oluyordu. Nitekim gelirken uzun bir araç konvoyu oluşmuştu. Bizde Ağrı-Kars(2saat) daha uygun bulmuştuk. Bu defa da 20 dk.bir askeri çevirme vardı. Eğer Ağrı'ya kışın direk gelme olanağınız yoksa, Erzurum-Ağrı (3 saat) arasını tercih edin. Hem yollar açık, araç devamlı var hem de çevirme sık yok.


    Cuma bizi yoldan topladıktan sonra evinde ağırladı. Gün ışımıştı iki saat bir zamanımız vardı. Cuma'nın evinde su ve çay takviyesiyle hayat bulduk. Sıcacık odaya girdiğimizde vücutlar tepki göstermesine rağmen birazdan mayıştık. Yer yatağında 4-5 çocuk koyun koyuna yatıyordu. Ben birisinin yanına kıvrıldım. Ufaklık bana şaşkın bakıyordu. Eşi de Türkçe bilmediği halde sağolsun elinden gelen desteği gösterdi. Lakin Ahmet'in ısrarla su istemesine aldırmıyor ha bire önüne çayı uzatıyorlardı. Püf noktayı öğrenen Ahmet önce çayı içmiş sonra suyuna kavuşmuştu.

    Sabiha Gökçen Havalimanına indiğimde;arkadaşların vakti olduğundan en son uçakla döneceklerdi, bu etkinliğin kazasız- belasız noktalanmasıyla huzurla işime döndüm(akıbetimi bekliyorum). Bu arada biz faaliyeti bitirmeden gelen kutlamalar iyi moral oldu doğrusu. Neyse biz ekip olarak bu kutlamayı kuru yapmama kararı aldık.

    Sönmez Erkaya 

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 1070
    Kayıt tarihi
    : 20.05.11
     
     

    Uzun yıllardır doğasporlarının içersindeyim. Özellikle kaya tırmanışı ve dağcılığı paralel bir düzle..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster