Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
362
 

Ahh İstanbul...

Bu aralar İstanbul ile bozdum kafamı. Ben niye bu şehirdeyim, acaba burada mı olmalıyım? İstanbul gerçekten çok güzel bir şehirmiş hala da direniyor zavallı. Ama ben bu şehirde mi olmalıyım bilmiyorum. Daha doğru ifade etmem gerekirse, vücudum bu şehirde yaşıyor ama ruhum bu şehirde yaşıyor mu bilmiyorum? Hafta içi standart yaşamın şöyle oluyor:

Sabah erken kalkıyorum, oğlanı okul için hazırlıyorum. Bir yandan da kendim giyiniyorum. Genelde koşturarak işe yetişiyorum. En son işyerinin kapısından giren ben oluyorum. Akşam saat 18.00’e kadar çalışıyor ve yılın büyük bir kısmı hava karardıktan sonra işten çıkıyorum. 15-20 dakika minibüs bekleyip; trafik de eve gidiyorum. İşten eve gitmem 45 dakikayı buluyor. Eve gidip yemek yemek, etrafı toplamak, biraz oglumla ilgilenmek ve televizyon seyretmek. Ve saat gece yarısını buluyor. Evet gün bitti. Ve aşağı yukarı hafta içi hergün boyle geçiyor. Hafta sonu uyumak, ev temizlemek, ütü yapmak, yemek yapmak vb. dışında biraz güzel İstanbul’u gezmek istiyoruz. Ama pek de dinlenemiyoruz. Çünkü nereye gitsek trafik. Maltepe’ye bir çay içmeye gidelim diyoruz, 1 saatte eve dönebiliyoruz.

Yani demem ona İstanbul’da yaşıyoruz. Dünyanın en büyük metropolerinden İstanbul’da. Geçen cumartesi sabah erkenden devamlı gelip gittiğim (işyerim burada) Kadıköy’ e yolum düştü. Rıhtım Caddesi’nde yürümeye başladım. Herzaman karınca yuvası gibi olan bu caddede tek tük insan vardı ve burnuma deniz kokusu geliyordu. İlk defa Kadıköy bu kadar güzel gelmişti gözüme sanki. Birkez daha bu hissi Harem’den Üsküdar’a yürüken hissettiği hatırlayı verdim. Hemen Kadıköy Saray’a girip bir sabah çorbası içtim, denizi soludum buram buram. Sonra yürüyerek Acıbadem’e geldim.

Maalesef dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’da sadece yaşıyorduk ama İstanbul’u o kadar nadir yaşıyabiliyorduk ki... Ah güzel İstanbul senin için o kadar hayat yaşanıyor ki. Senin uğruna o kadar çok insan ömründen alınıyorki... Değer mi diye soruyorum kendime. Tabii ki böyle bir şehir için her şeye değer ama biz bu güzel şehre çirkinlikten başka ne veriyoruz. Her geçen gün onun o temiz havasını, denizlerini biraz daha kirletiyoruz. Her geçen gün onun tarihi eserlerini bir bir yakiyoruz. Peki diyorum kendime o zaman ne diye buradayım? Ne diye güzelliklerini göremediğim, kibrit kutusu evimden, işyerime gidip gelerek geçirdiğim, denizinin kokusunu bile soluyamadığım İstanbul’da ne işim var. Biraz para, biraz sevdiklerim ama en çok da alışkanlıklardan dolayı senin için yaşamımı tüketiyorum güzel İstanbul...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Canım arkadaşım ne güzel yazmışsın. İstanbul'da yaşayan anlar seni. Kalemine sağlık. Daha nice bloglar yazman dileğiyle. Sevgilerle.

Gülün içinden 
 25.12.2006 22:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 801
Kayıt tarihi
: 25.12.06
 
 

1974 Yalova dogumluyum. Evliyim ve 1 çocuk annesiyim. Mesleğim bankacılık... Konuşmayı, dinlemeyi,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster