Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '08

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2447
 

Ahhh dost. Dostluk…. En zor bulunan şey bu alemde

Ahhh dost. Dostluk…. En zor bulunan şey bu alemde
 

_132__by_rainris.


Dostluk zor bir kavram, aşılması gereken zor bir süreçtir. Dostluğa giden o yolda bir hayli zaman tüketmiş, düşmüş kalkmış, tökezlemiş olmanız gerekir.

Gün olur tartışırsınız dostunuzla. Gün olur kavga eder, dövüşür, eleştirirsiniz birbirinizi kıyasıya. Gün de olur çeker gidersiniz arkanıza bakmadan sesizce ve nedensizce. Uzun ayrılık dönemleri, uzun yollar, yıllar girebilir araya. Öyle olsa bile…

Yaslanacak bir omuz aradığınızda ilk onun siması düşüyorsa eğer aklınıza, ilk onun adını anıyorsa dudaklarınız, sizden ayrı, sizden bağımsız, gayri ihtiyari ilk onun numarasını tuşluyorsa parmaklarınız ve her ne yaşanmış olursa olsun aranızda, o sanki hiçbir şey olmamış gibi her zamanki yumuşacık ses tonuyla çıkıyorsa karşınıza sıkı sarılın ona. Çünkü o sizin gerçek dostunuz, gerçek arkadaşınız, gönüldeşiniz, sırdaşınızdır. Hatalarınızla, günahlarınızla, sevaplarınızla sizi gerçekten seven, sizi düşünen, bağışlayandır o. Sizinle gülen, sizinle ağlayan, yüreğinize batan kıymıkları sizinle beraber hatta sizden önce hissedendir o.

Kendi adıma dostlarımı üzmemek için beni acıtan çoğu şeyi paylaşmamaya gayret ederim onlarla ama onlar anlar. Hele ki bir de küsmüşsek öncesinde. Biraz çekinerek, ürkerekten de olsa hemen gelir kıvrılıverirler yanıma. Kedi gibi… İzin almayı unutmadan! Bilirler bazen ters yanlarımın olduğunu.:) Ya da yaptığı bir haksızlığın farkına varmış bir edadır bu. İşte o zaman daha o sormadan siz anlatmaya başlamışsınızdır bile. Anlatır… anlatır… anlatırsınız.

Anlatır rahatlarsınız.

Olur ya asılmış suratınızın nedenini kendi üstüne alınır diye. Olurda canınızın sıkısını kendine yorar diye. Bunu istemezsiniz. Sonra oturup üzülürsünüz çünkü. Hay dilimi eşek arısı soksaydı da anlatmaz olsaydım dersiniz. Bilirsiniz böylesi durumlarda dostunuzun takınacağı tavrı. Paylaştığınız acınızın ve hüznünüzün dostunuzun gözlerine yansımış esamisini görmek istemezsiniz çünkü.

Dostluk böyle bir şey işte!.. Derin bir saygı, sevgi ve bağlılığı gerektirir. Birlikte uzun süreçler geçirmiş olmanızı gerektirir. Sessiz konuşmayı keşfetmiş olmanızı gerektirir. Bu öylesi bir şeydir ki kilometrelerce yolda olsa aranızda, dostunuzun canını sıkan, canını yakan şey ince bir sızı gibi gelip yerleşiverir ansızın sol yanınıza. Hissedersiniz.

İşte bu kişi veya kişiler gerçekten çok çok önemli, çok az bulunan kişi veya kişiliklerdir hayatımızda. Özeldir. Kıymetlidir. Derindir. Değerlidir. Yıllarcadır. Dosttur. Dostumuzdur kısaca.

Birçok şairin, yazarın ve sanatçının kalemine, sazına, sözüne de konuk olmuş, dile gelmiş, getirilmiş olan dostluk konuşunda kim ne demiş bakalım.

Mesela…

Şu yalan dünyaya geldim giderim

Gönül senden özge yar bulamadım

Yaralandı sinem al kanlara belendim

Elimin kanını yur bulamadım

Güzellerin zülfü destedir deste

Erenler hak için oturmuş posta

Bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta

Hasta halın nedir der bulamadım

Pir Sultan Abdalım dağlar ben olsam

Üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam

Alem çiçek olsa arı ben olsam

Dost dilinden tatlı bal bulamadım

***

Ötme bülbül ötme şen değil bağım

Dost senin derdinden ben yana yana

Tükendi fitilim eridi yağım

Dost senin derdinden ben yana yana

***

Bin cefalar etsen almam üstüme oy

Gayet şirin geldi dillerin dostum oy

Varıp yadellere meyil verirsen oy

Gış ola bağlana yolların dostum dostum

Pir Sultan Abdal`ım gülüm dermişler oy

Bu şirin canıma nasıl kıymışlar oy

İster isem dünya malın vermişler oy

Sensiz dünya malı neylerim dostum dost

***

Şu kanlı zalimin ettiği işler,

Garip bülbül gibi zareler beni,

Yağmur gibi yağar başıma taşlar,

İlle dostun gülü yareler beni!!!

Bir derdim var idi şimdi elli oldu,

Dar günümde dost, düşmanım belli oldu,

Ecel fermanı boynuma takıldı,

İlle dostun bir fiskesi yareler beni!!!

Pir Sultan Abdal'ım can göğe ağmaz,

Haktan emrolmayınca rahmet yağmaz,

Şu elin attığı taş bana değmez,

İlle dostun attığı gül pareler beni!!!

Gördüğünüz gibi dostluk en çok acıtandır aynı zamanda.


Bir başka aşığımız Veysel’in dizelerinde ise bir dost bulamamanın vermiş olduğu kırgınlık, küskünlük ve isyan haykırıyor.

Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Nice Güzellere Bağlandım Kaldım

Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım

Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi

Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi

Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Karnin Yardim Kazma İle Bel İle

Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle

Yine Beni Karşıladı Gül İle

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi

Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü

Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Havaya Bakarsam Hava Alırım

Toprağa Bakarsam Dua Alırım

Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor

Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor

Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar

Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser

Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

***

Aşkımın temeli sen bir alemsin

Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın

Merhabasın dosttan gelen selamsın

Duyarak alırım sen varsın orda

Saklarım gözümde güzelliğini

Her neye bakarsam sen varsın orda

Kalbimde gizlerim muhabbetini

Koymam yabancıyı sen varsın orda

***

Beni Hor Görme Gardaşım

Sen Altındın Ben Tunç Muyum

Aynı Vardan Var Olmuşuz

Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım

Ne Var İse Sende Bende

Aynı Varlık Her Bedende

Yarin Mezara Girende

Sen Toksun Da Be Aç Miyim

Kimi Molla Kimi Derviş

Allah Bize Neler Vermiş

Kimi Arı Çiçek Dermiş

Sen Balsın Da Ben Cec Miyim

Topraktandır Cümle Beden

Nefsini Öldür Ölmeden

Böyle Emretmiş Yaradan

Sen Kalemsin Ben Uç Muyum

Tabiata Veysel Aşık

Topraktan Olduk Kardaşık

Aynı Yolcuyuz Yoldaşık

Sen Yolcusun Ben Bac mıyım

Bir başka dost canlısı yüreği güzel, kendi güzel insan Haluk Levent ise zor aşk şarkısında aşkın dostluğa uzanan yolculuğunda dostluğun ne denli zor bulunur bir şey olduğundan ve öneminden söz etmiyor mu sizce de. Aradan geçen yıllar geçmiş olsa da…!

Haber saldım

Dört bir yana

Karanfiller susuz kalmış

Muhabbete dost aradım

Bu şehri periler sarmış

Bitip tükenmez sigaram

Ciğerim nefessiz kalmış

Her şey yalan olsa bile

En güzel aşk zor olanmış

Söyle bana güzel kadın

Her şey yerli yerinde mi?

Bırakıp gittiğin gibi

Deniz mavi gök yeşil mi?

Gördüğünüz gibi dostluk öyle zor bulunan bir şey ki bulunca dört elle sarılmak ve kaybetmemek için elimizden geleni yapmak gerekiyor cidden. Biz insanoğulları dostun susan dudağına bile muhtaç varlıklarız çünkü. Dostsuz, arkadaşsız yaşayamayız. Dostluklarınızın uzun soluklu ve kalıcı ve sahici olması temennisi ile. Dostlarınızın kıymetini bilin. Hele ki günümüzde…

Sağlıcakla…

 

murat ertaş bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi olur, yazın bence de...

Birkan Can 
 17.12.2008 16:16
Cevap :
Teşekkür ederim. Siz de...:)  17.12.2008 17:19
 

Belkide en anlaşılmaz, yeri geldiğinde ulaşılmaz ama , çoğu kez hakettiği ilgiden yoksun bırakılan bir yakınlaşma duygusu, bir gönül köprüsü, en çok kullanılan ama kapalı kapılarının ardı çoğu kez bilinemeyen ilişki biçimi...Değerler küpü. Gülü düşmanın hançerinden daha keskindir, yüreği severken hep veren. Gözleri konuşurken aklıyla görendir. Dimağı güneşiniz olur karanlıkta, dili laldır. Rastlarsanız böyle birine, o "DOST" tur. O, sadece yaranızı görmek isteyen değil, yarasını size göstermek isteyendir. Giderken bir parça alan yüreğinizden, bir parça bırakan kendisinden. Gelirken sizi de getiren size terkisinde... Saygı ve sevgiler...

Birkan Can 
 17.12.2008 12:57
Cevap :
Birkan Bey. Sizden böylesine güzel, böylesine gönülden kopup gelen, "şairane" yorumlar alacaksam hep yazarım ben.:) Çok teşekkür ederim. Yorumlarınız yazıyı bile aşar nitelikte. Sevgiler  17.12.2008 13:20
 

Pardon,bir düzeltme yapmama müsaade edin."AYKIRI BİR YORUM" da alıntı yapılan YALOM adlı yazar'...hep kendi yaralarımı yaladım,iyi yalarım' derken, KENDİ DERTLERTİNİ, SIKINTILARINI KASTETMİŞTİR. Yani, bir problemi olduğunda kendisi çözebiliyor.

sezar pan 
 01.08.2008 23:32
Cevap :
Ne güzel. Teşekkür ederim açıklama için.  02.08.2008 12:30
 

Tesadüfün bu kadarına ne denir bilmiyorum.Yazınızı okumadan 45 dk önce bu konuyu konuşuyorduk. O arada, Irvin D. Yalom'un Divan adlı kitabından, konumuzla ilgili şu bölümü paylaştık."...şimdiye dek hep kendi yaralarımı yaladım ve iyi yalarım doğrusu" Bu bence güzel söz,dahada güzeli"HİÇ YARALANMAMAK" ,inanıyorumki çok itiraz eden olacak mümkün değil diye.İNANIN DOSTLARIM MÜMKÜN. Yeterki istensin. SİZE, AYIP ,YASAK vede GÜNAH yaftalamalarından uzak DOSTLUKLAR DİLERİM. Yanında sesli düşünebildiğin kişidir aslında DOST.

sezar pan 
 29.07.2008 15:20
Cevap :
Evet oldukça aykırı bir yorum olmuş bu. Türkçe oldukça elastikiyetli bir dil olduğundan yalamak kelimesi direkt yaranmak için yaltaklanmak, yalakanlanmak veya cinsel anlamlar çağrıştırdığı için dostluğu tanımlayabilecek kelimeler arasına koyabilmek oldukça güç. Teşekkürler  29.07.2008 22:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1487
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster