Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1137
 

Ahirete inanan Müslümanlar neden dünyaya bu kadar düşkün oluyor!!

Ahirete inanan Müslümanlar neden dünyaya bu kadar düşkün oluyor!!
 

internetten alınmıştır.


Dünya fanidir...Dünyadaki tüm mal mülk; makam mevki; zevk eğlence geçicidir...En büyük gerçek ölümdür..Şair dediği gibi; "Çok yaşayan yüze kadar yaşar" bu fani dünyada...

Bunları bilmeyen yoktur...Kiminle konuşsanız şu yukardaki sözlerin daha alasını duyarsınız...Ne  var ki, bunları bilmek, bunlara inanmayı gerektirmiyor.

Diyeceksiniz ki, Müslümanlar Ahirete inanmıyor mu, Ahiret inancı İslamın-ve tüm diğer semavi dinlerin elbette- temel akidelerinden biri değil mi...Nihayet Amentü'nün bir maddesi de "ba'su ba'del-mevt" yani öldükten sonra dirilme inancı değil mi!...

Elbette öyle...Ancak, bunun böyle olduğunu bilmek ve ikrar etmek  bu inancın gereği gibi yaşatmıyorsa, bir kıymeti harbiyesi var mıdır?...

Bakıyorsunuz, dünyanın geçiciliğinden, malın mülkün kısa hayatın oyun ve oyuncağı olduğundan dem vuran hoca efendi, mal biriktirmek için paralıyor kendini...

Allah, dünyada mal mülk, para altın biriktirenleri zemmederken, bakıyorsunuz bizim hacı, yığıyor paraları altınları...

Buna karşılık, Ahirete inancı sağlam olmayan; hatta bazen hiç inanmayan insanlar, daha rindçe davranabiliyor; dünya malı biriktirme peşinde koşmuyor.

Nasıl oluyorda, kendini ebedi cennetlere hazırlayan Müslüman aynı zamanda geçici dünyanın ve içindekilerin kölesi olabiliyor??

Çevremdeki insanları gözlemliyorum, genel olarak manzara anlattığım gibi...Elbette, kazandıklarını biriktirmek yerine hayra hizmet yolunda harcayanlar da var...Ama bunların sayısı hiç de fazla değil...

Başka bir şey daha...Allah kul hakkı konusunda Müslümanları uyar mıyor mu?...Hem de nasıl!...Her günahın affı olabilir ama kul hakkının olmaz!...Özellikle de komşu hakkı olursa, çok daha başka...

Hal böyleyken bakıyorsunuz, namazlı niyazlı adamlar kul hakkı, komşu hakkı tanımıyor...Öte yanda, dinle pek de alakası olmayan insan, komşuya daha ilgili, komşusunun hakkına daha saygılı olabiliyor.

Bu "Müslümanların" Allahın sosyal manadaki emirlerini yerine getirmemek konusundaki israrı nedendir??

Diyanet İşleri Başkanı anlatıyor; adam Kabede tavaf yaparken bir yandan da cep telefonuyla Brezilya'ya iş bağlıyor...Güya ahirete dönüyor ama aslında aklı fikri dünyada...Tavaf Kabe'nin etrafında gibi görünüyor ama aslında paranın yörüngesinde...

Bence bu sorunun temelinde, babadan tevarüs edilmiş Müslümanlığın  kendini "imtiyazlı kul" zannetme yanılgısı yatıyor...Bu sözüme dikkat edin: Camiye giden, oruç tutan, Hac yapan Müslüman kendini (benzetmek gibi olmasın tıpkı Beni İsrail gibi) imtiyazlı kul yerine koyuyor ki büyük yanılgıdır her kul için...

Bunlar olmayacak demiyorum elbette...Bizi burada okuyanlar az çok tanırlar...Ama, namaz da oruç da Hac da, şu söylediklerimiz olmadan fazla bir şey ifade etmiyor...

Komşunun tepesine tuvaletinden su kaçırıp da yaptırmamak için bin dereden su getiriyor, kaçacak delik arıyorsan, anlının secdelerde eskitmenin sana fazla yararı yok...Üstelik, eşin hanımefendi istedi diye, eski mutfağı kırıp binlerce liralık yeni mutfak yaptırmışken...

Altını, parayı istifleyip de "bu ümmetin fakir fukarası nerdedir, arayıp bulayım da açı doyurayım, açığı giydireyim" diye dert edinmiyorsan, o istiflediklerinin altında ezilir gidersin...Bırak aramayı bulmayı, karşına gelen bir "dilenci"ye de, "bunlara verip alıştırmamak lazım" diye, bir liranla vedalaşamıyorsan sana ne diyim?...

İslamın şartı beştir; imanın şartı altıdır...Amenna!...İnandık, iman ettik...Ne var ki, şu zamanın Müslümanlarına yeni şartlar koymak mecburiyeti var...Daha doğrusu, İslamın emirlerindeki öncelikleri yeniden hatırlatmak...

Namaz, Oruç, Hac, Şehadet Allah'ın hakkıdır...Allahın hakkını Allah'a vereceksin...Ancak...

Kul'un hakkını, komşunun hakkını, akrabanın hakkının, fukaranın hakkını, ağacın kuşun hakkını, evinde, apartmanında, yolda, trafikte, kamu alanlarında, parkta bahçede göstermedikten sonra...

Tam burada her Cuma namazında, imamın Hutbeden inerken söylediği  Kuran ayetini hatırlayalım:

"Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya bakmayı emreder; her türlü kötülükten fuhşiyattan, hakka tecavüzden men eder...Tutasınız diye size böylece öğüt verir" NAHL 90

Dikkat edelim, burada namaz, oruç, hac değil  adalet, iyilik ve yakınlara yardım etmek emrediliyor...Sosyal hayatı bozacak her türlü aşırılık da nehyediliyor(yasaklanıyor)

Açı doyurmayan Allah'ı aç bırakır, garibin halini sormayan Allah'ı anmamış olur...Komşuyu rahatsız eden Rabbini rahatsız eder...Kalp kıran Allahı kırar, gönül yıkan Kabe'yi yıkmış olur...

O halde, dünyada Allah'ı aç bırakanı Allah ebedi alemde aç bırakmaz mı!...Kalp kıranı kırıp, gönül yıkanı yıkmaz mı!

Gelin hep birlikte yeniden iman edelim!!...

 

 

E Ruhi YALÇIN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize, yüreğinize sağlık.Saygılarımla

Berrakça 
 27.10.2013 13:01
Cevap :
Teşekkür ederim....Cümlemizin eline yüreğine sağlık olsun...Selamlarımla  27.10.2013 19:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 4200
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 779
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster