Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1602
 

Ahlat ağacı

Ahlat ağacı
 

Çiçeklenmiş, bahara hazırlanmış yalnız bir ahlat ağacının gövdesine sırtımı verip oturuyorum, gözlerim kim bilir kime, niye kızmış darılmış da denize bitişik küçücük dört duvar arasında insandan uzak yaşamayı seçmiş ademoğlunda...

Barakanın önüne yaptığı sundurma bozmasının gölgesinde eski bir gazetenin üzerine eğilmiş, elinde kalem bulmaca çözüyor besbelli, arada aklına ne geliyorsa artık gülümsüyor arada maviliğe sabitliyor gözlerini dalıyor, nerelere gidiyorsa dönmesi uzun sürmüyor.

Öyle dökük, öyle viran, öyle vazgeçmiş...

Bir kefal atlıyor, bir yarasa geçiyor burnumun dibinden, bir baykuş ötüyor ormanın içinde,bir balıkçı teknesi yanaşıyor dalyana, bir köpek kıvrılıyor barakanın kuytusuna, yaşlı bir karga konuyor üzerimdeki dala, perdeler çekiliyor, köyün sırt sırta vermiş, kiremitleri yosuna kesmiş evlerinin sarı ışıkları yanmaya başlıyor, babalar evlere dönüyordur şimdi, sofra bezleri serilmiş, siniler donanmıştır, ille de kuru fasulye pişmiştir, yanına lahana turşusu konmuştur kütür kütür, ellerini yıkamamıştır çocuklar, baba kahveye, anne komşuya geçecektir yemekten sonra...

Gece, üşümesin diye üzerini örtüyor ahlat ağacının.

Sessizlik başlıyor... Ademoğlu bağırıyor uzaktan; " gel de iki lafın belini kıralım!" Duymazdan geliyorum.

Karanlığı dinliyor, ahlat ağacının köklerini hissetmeye çalışıyorum oysa, derme çatma yuvasında yumurtalarının üzerine yatan kumruda aklım..."Kumrunun güleni olur" diye okumuştum bir kitapta da inanmamıştım sonra Antalya'da Kaleiçi'nde bir otelde sabahın kör vakti uyanınca portakal çiçeklerinin arasında tanışmıştım kumrunun güleniyle, uyku tutmayınca vurmuştum kendimi dar sokaklara, küf kokusu, yaşanmışlık kokusu en çok da portakal çiçeği kokusu...

İçimin geçtiği, çayımın soğuduğu bir gündü. Denizi tepeden gören bir kır kahvesinde çayımı içemeden uyuya kalmıştım da garson hanidiyse şimdiye kadar uyuduğum en güzel uykudan dürterek uyandırmıştı; " çayın soğuyacak ağabey..."

Önce kumru sonra ahlat ağacı uyuyunca, vedalaşmadan ayrıldık.

İki lafın belini kırdık Ademoğlu'yla...

 

Her adama bir ahlat ağacı

Her adama bir liman

Her adama bir baraka lazım...

Artık gölgesine mi oturursun, sığınır, saklanır mısın , sana kalmış...

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Gece, üşümesin diye üzerini örtüyor ahlat ağacının."...veee ahlat ağacı da bizim üzerimizi örttü...yine de üşüyoruz...daha da çok...:))...düz!yazının şiire durmasını izledim...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 15.04.2016 11:07
Cevap :
Eyvallah Sayın Üstün Eyvallah...  18.04.2016 22:40
 

Uyanmasaydım mı diyorsun derindeki uykudan? Uyku derinde, uyanmak kolay da ayılmak zor. Bir nefeste okunuyor. En azından, hiç değilse iki nefeslik olsun o yazan düşüncene söyle bence kitaplık olsun. Saygı ve muhabbetlerimle.

E Ruhi YALÇIN 
 11.04.2016 7:11
Cevap :
Deniz büyük, testi küçük olunca yazılar bir nefeslik oluyor,Saygılar Sayın Yalçın :)  11.04.2016 21:32
 

Heee! Havalanma! En ufak bir açığında ensene binerim. Ama işi biliyorsun. Bana fırsat vermiyorsun. Bu da ayrı bir mevzu! Güzel yazıyorsun be, güzel yazıyorsun!

Ümit Culduz  
 10.04.2016 22:40
Cevap :
Açık olduğunda bin sen tepemize, ondan seviyoruz seni :)  10.04.2016 22:51
 

Ben gördüm, editörler de görsün. Boş iş deme. Önemlidir. Enstantaneler önemlidir, yürek işidir. Ali Gülcü bi tanedir. Aynen devam:)

Ümit Culduz  
 10.04.2016 22:18
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ümit Ağabey, yerin başka bende, Saygılar  10.04.2016 22:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 7729
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster