Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '12

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
2851
 

Akciğer (toraks) bilgisayarlı tomografisi - 1. bölüm

Tıp fakültesinde öğretilen ilk kural “primum non nocere” yani “önce zarar verme” olduğu için hastalara yaklaşımda çok dikkatli ve duyarlı olmak gerekir. İstenecek tahlil ve tetkiklerde daima özenli olunmalı ve potansiyel fayda/zarar hesaplaması yapılarak abartıya  kaçılmamalıdır.

Bilgisayarlı tomografi (BT) günümüzde radyolojik yöntemler içinde en çok kullanılanlardan biridir. Bilgisayarlı tomografi hele hele en ciddi hastalıkların [akciğer kanseri, KOAH (kronik bronşit, amfizem), akciğere pıhtı atması (pulmoner emboli), akciğer damar hastalıkları, mesleki/çevresel akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen solunum yetmezliği, akciğerlerin patlaması (pnömotoraks), akciğer zarı (plevra) hastalıkları, akciğer kanaması, hava yolu darlıkları, pnömoni (zatürre), tüberküloz (verem), bronşiektazi (hava yollarının kalıcı genişlemesi), mediasten (göğüs kemiğinin altında iki akciğer arasında kalan ve en büyük damarların yer aldığı bölge) hastalıkları, intertisyel (akciğerlerin oksijen ve karbon dioksit değişimi yaptığı bölgesi) hastalıklar, sarkoidoz vb] yer aldığı göğüs hastalıkları branşında en sık istenen radyolojik yöntemler içinde akciğer grafisi ile birlikte yeralır. Bunun nedenleri; biz klinisyenlere çok kıymetli bilgiler sunması, pek çok kez tanıya ulaşma süresini hızlandırması ve neticede tedaviye bir an önce başlanmasını sağlamasıdır. Bundan dolayıdır ki özellikle “American College of Chest Physicians” başta olmak üzere dünyanın en önemli göğüs hastalıkları dernekleri yaptıkları seminerler, kurslar, toplantılar ve kongreler içine akciğer BT’yi kesinlikle dahil etmektedirler. Böylelikle BT göğüs hastalıkları eğitiminin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Özellikle teknolojinin tıp ta çok yaygın olarak kullanılması ile bir yandan BT’nin çekim süresi (günümüzde 3-5 dakikaya inmiştir) kısalırken bir yandan görüntü kalitesi artmış diğer yandan da işlem için bazen kullanılan ilaç (kontrast olarak bilinir ve işlem esnasında damar yolundan uygulanır) daha düşük dozda verilmeye başlanmıştır. Tüm bunlar hem hastanın karşı karşıya kaldığı radyasyon miktarını ve uygulanan kontrast ilacı mümkün olan en az doza indirmekte yani potansiyel zararı azaltmakta hem de tanı değerini yükseltmektedir yani potansiyel faydası artmaktadır.       

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1591
Kayıt tarihi
: 26.08.12
 
 

PROF.DR.SERHAT FINDIK,MD,FCCP 1986-1993-   Hacettepe Tıp (İngilizce) Fakültesi, Ankara ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster