Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3400
 

AKP’den kurtulmanın reçetesi ... (yazılmaya mı başladı acaba?)

AKP’den kurtulmanın reçetesi ... (yazılmaya mı başladı acaba?)
 

Bunlardan nasıl kurutulacağız?

Bu yakınmayı her yerde duyabilirsiniz. Buna karşın, AKP’nin oyu her yerde/ seçimde artıyor. O zaman ortada bir terslik, ikiyüzlülük var demek.  Yakınanlardan kimileri, belki de renk vermemek, iktidarın yanlışlarının hesabı kendinden sorulacağı sanısıyla iktidar yanlısı damgası yememek için, öyle konuşuyor.

Yakınana bakmayacak, sandıktan çıkana bakacaksınız.

AKP, her seçimden daha güçlü çıkıyor, oyunu artırıyor. Ancak, AKP’nin oyu artarken milletvekili sayısı azalıyor:

2002‘de 365 milletvekili,  % 34,28 oy
2007‘de 341 milletvekili, %  46,56  oy
2011‘de 326 milletvekili, % 49,89 oy

Ayrıca, her seçim sonrası “oy, oy” çekenlerin sayısı da artıyor. Buna karşın, anketlere bakılırsa, AKP’nin oyu da artıyor.

Demek ki, AKP’de geriye gidiş ya da yerinde sayma yok!.

O kadar “yok”, yok ki!...

Sağ cenahta Selametçi yok!

(SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak,  bir zamanlar, "CMK 250. maddesi değişirse milletimiz AK Parti'ye olan yüzde 50'lik desteği geri çeker." diyebilmişti. Aslında, AKP’nin güç yitirmesi SP’nin işine gelmez mi? Demek ki, “yok” demekte haklıyız.)

Yazıcıoğlu’nun bıraktığı partinin arkasında koşan/lar var mı yok mu?

Numan Kurtuluş, “kurtuluş”u partisinde görmediği için “has” partisini kapattı, AKP’ye katıldı.

12 Eylül ürünü olan, “4 eğilim”i barındırdığı söylenen ANAP; DP geleneğinden gelen DYP de yok. Eski genel başkanlardan Süleyman Soylu da soluğu AKP’de aldı. Bu gidişle, kendi partilerinden umudu kesen yöneticilere AKP yolu açık. Sağ cenahta adı var, kendi yok başkaları da var! Onların da yolu AKP’de biter mi?

*****

Siyasi ortam, gidiş, öyle bir gidişe götürüyor ki...

AKP, “yeni yüzler”le yola devam etmek istiyor. Bu nedenle AKP’nin kapıları “yeni yüzler”e açılıyor. Amaç, AKP’nin büyümesi...

Yerlerini “yeni yüzler”e bırakmak zorunda kalacaklar, “eski yüzler”, kaderlerine razı olup kenara çekilecekler mi?

Bilinmez, ama...

Her telden çalanlar, geçmişleriyle AKP’de olacakları için, hafif bir yelle dağılacak havada olabilirler. Havalar dönmeye görsün bir. Hele, rakip denenler de ortada kalmayınca, kurdun meyveyi içten içe kemirmesi gibi bir durum olabilir.

Dışı parlak, albenisi olan meyve, içten kemirildiği için, hiç beklenmeyen bir durumda, kendiliğinden dalından düşer.

AKP, ancak, herkes AKP’li olunca gider, yoksa kalıcıdır kalıcı!

(Ha, kalıcılık, ölümsüzlük destan kahramanlarına bile kalmamıştır. Destan kahramanları ne ölçüde güçlü, olağanüstü olursa olsun, sonunda “ölüm”ü tadar. Bu, sadece bizim destanlara özgü değildir, evrenseldir.

Dede Korkut’ta “Tepegöz”, gözünden; İlya’da Akhulius, topuğundan aldığı bir darbeyle ölümü tadar.

Destanlarda vurgulanan, ölümsüzlüğün Tanrı’ya özgü oluşudur.)


*****

Siyasi ortam, gidiş, öyle bir gidişe götürüyor ki...

AKP’ye gerçekten karşı olanlar, üzülmesin AKP’nin büyümesine, sevinsin serpilmesine!

Bırakın, açın yolunu, seçmenler akın akın gitsin AKP’ye!

Gidenlerin “eski defterler”i, nasıl olsa bir gün, sayfa sayfa karıştırılır/ çevrilir. İyi duygularla AKP’ye gidenler, bakarsanız, gün gelir heyecansız kalır, yeni heyecanlar ararlar.

Giden, nasıl olsa, geri dönecektir!

Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”sindeki gidenlerin dışında...

Herkes AKP’li olunca, kim, kimle mücadele edecek?

AKP’li, bu kez başka AKP’li olacak; eskisinden çok farklı olacaktır.

ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ) nasıl ÖSYM (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi) olduysa, işte öyle!

Öyleyse...

Herkes AKP’li olmalı ki, AKP içindeki muhalefet güçlensin.

AKP’yi  ancak, güçlü muhalefet, güçsüz kılar.

Ama parti içi muhalefet!...

Sonrası Allah kerim!...

Son gelişmeler, "getiren götürenler"in arayışları, “güç savaşları” bir yerlere gittiğimizi işaret ediyor olmalı:

Kurtulmak!

Ne güzel bir sözcük!.

Son söz:

Bir hareket/ işaret/ kımıldama bekleyen bizim milletin sağı solu belli olmaz; olsaydı zaten, bir zamanların güçlü partileri tarih olmazdı.


http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Turgut bey...Kültürümüzde bir deyiş vardır: "Koyunun olamadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler"...Aynen öyle, Meclis'te iktidara alternatif bir siyasi parti olmadığı için AKP iktidarını sürdürüyor...Artık yoruldu...Sanırım CHP'nin olmasa bile, üç partinin kuracağı bir koalisyon hükümetinin iktidara gelmesi de Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasıyla mümkün olacaktır...Bunun için muhalefet, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına sıcak bakmak ve "kerhen" de olsa desteklemek zorundalar...Yoksa, bu muhalefet yöntemi ile sittinsene iktidar yüzü göremezler...Selamlar.

cdenizkent 
 15.12.2013 18:36
Cevap :
Değerli denizkent... Muhalefet bizde yıllarca muhalefete mı-uhalefet olark yürütüldü. Kendilerine "liberal solcu" denen kesim, "Yetmez ama evet"çiler, hizmette kusuru etmediler. Onlardan kimileri kendilerini kapı önünde buldular. Muhalefet, iktidara karşı yapılır. Bizim partiler de bir alem. Muhalefet etmede bir türlü "ortak nokta" bulamıyorlar. Önümüzdeki seçimler bir fırsat... Kimi liderlere karşın, muhalif taban, güçlü olandan yana tavır koyarsa... Ok yaydan çıkmışa benziyor; köprüler atılmış..Saygılar, selamlar.  17.12.2013 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2222
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster