Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
899
 

Android şarkılar -I

Android şarkılar -I
 

Bazı müzikler vardır...İnsana bir rahat vermez.Oturduğun yerde iki dakika oturtmaz...Ya elin oynar ya ayağın.Hatta bazen vapurun ortasında “dans edeyim de rahatlayayım”dedirtir..Vardır böyle şarkılar hepimiz biliriz..Benim de var haliyle ....

Müzik zevkim değişkendir benim...Hele yaş ilerledikçe kendime de şaşırır oldum ve beğendiğim şarkıları beğenmeme artık şaşırmamaya karar verdim...Her türden müziğin iyisine “eyvallahım”...”Ben türkçe pop kesinlikle dinlemem” diyenden korkacaksın..İçlerinde o kadar iyileri çıkabiliyor ki hakikaten kıpraşmadan duramıyorsunuz...Şahsım adına söyleyebilirim ki Serdar Ortaç’ı gözümde canlandırmadan, sesini de çeşitli sample’larla bilgisayarda yarattıklarını hayal edip Garez şarkısı eşliğinde gayet de güzel hoplayıp zıplayabilirim... Kaldı ki , Kemancı’nın ortasında iki dakika önce kafa sallayan rockçı kızlar iki dakika sonra Erkin Koray’ın Fesupanallah’ı eşliğinde değme dansözlere taş çıkarırcasına göbek atabiliyorlar...O yüzden, müzik konusunda esnek olmak lazım gelir, derim ben!

Türlere biraz önyargısız yaklaşmak lazım.Neticede artık her tür müzik elektoronik ortamlarda yaratılsa da altyapısı sağlam olan müziklerin de hakkını vermek lazım...Tekdüze de olsa kafa patlatıldığı belli olan şarkılar da yok değil...

Fakat ben bu yazıda, bu elektronik altyapılı dans müziklerinden değil hakikaten davulu davulcunun çaldığı, basçının terlerinin tellere damladığı, vokalin bir nefeste çıktığı, (ya da öyle sandığımız)gitarın çalanı tarafından zorlandığı, sözlerinin birbirini tekrar eden 2 paragraftan değil film gibi hikayesi olan şarkılardan bahsetmek istiyorum...

Şarkıyı dinlediğinizde hiç bitmeyen ve o an biteceğine de ihtimal vermediğiniz, mümkün olsa duyduğunuz her enstrümanı sizin çalmak istediğiniz, ”yarabbim!böyle birşey nasıl çıkar bir insanoğlundan” diye düşünüp sonunda bunu yapanın bu dünyaya ait olmayan bir android olduğuna karar verdiğiniz şarkılar var...

Klasik müzik için zaten artık düşünmüyorum bunu...Bach ve Mozart’ın bu dünyaya ait olmadığına eminim çünkü...Ama kimi Rock şarkıları var ki insanı hakikaten kendinden geçiriyor...

AC/DC – Thunderstuck bunlardan biri örneğin... Dinlendiğinde, boğazının yırtıldığını düşündüğünüz ama hiç de yırtılıyormuş gibi davranmayan Brian Johnson, tek ayağını sürüklemek ve diğerinin üzerinde zıplamak suretiyle o harika melodiyi çıkaran kısa pantollu Angus Young, küçük yüzölçümlü bir ülkeyi andıran davul güruhunun arasında nereye vurduğunu takip edemediğiniz Phil Rudd, aralarında kardeş anlaşmazlığı olmadığı için şükrettiğimiz, 1973 yılında şahane bir kararla AC/DC’yi kurmaya karar vermiş Young kardeşlerden Malcom’un mütevaziliği ama bir o kadar da hakimiyeti, çalarken fazla bir şey duymadığımızı sandığımız ama aslında ritm denen şeyin babası olan bas gitarı ağlatan Cliff Williams...

Tribün sesiyle THUNDER diye bağıran binlerce kişinin loca tipi yerlerden sarkmak suretiyle headbang yapmasını, Angus’un alt açı zıplayışını seyredebileceğiniz, “Ahan da şimdi boğazı yırtılmadıysa bi daha yırtılmaz”paranoyasına düştüğünüz Brian Amca’nın, tır şoförü haline bir yandan güldüğünüz bir yandan kendinizi kınadığınız bir kliptir Thunderstruck’ın klibi de..

Bir de The Who / Won't Get Fooled Again var ki bir çoğumuz CSI:Miami dizisinin jenerik müziği olarak kısa versiyonunu 7 sezondur dinlemekteyiz.Şarkı 8 dakika 33 saniye..Dinle dinle bitmiyor ve sözleri de birbirini tekrarlamıyor...Haliyle biraz sonlarına doğru “e hadi!” desek de yine de bittiğinde bir buruk acı bırakıyor...

Eagles’ın Hotel California’sı , bahsettiğimiz müziklerdeki gaza getirme potansiyeline sahip olmasa da şarkı sözleri su gibi akıp giderken şarkı hiç bitmesin dediğimiz türdendir...80’li yılların ilk yarılarında yazlıklarda yaşanan aşk’ların bir numaralı “slow dans” parçası olan bu şarkının öte yandan Aşk’ı gazlama gibi bir özelliği de yok değil...

CD’de durdurduğu gibi durmayan şarkılardan oluşan bir listeyi bir sonraki blog’da ele alacağız..O zamana kadar şen ve esen kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Müzikten pek anlamam, sadece dinler geçerim. Ama bu yazı bir müzik yazısının nasıl olması gerektiğinin ipuçlarını veriyor insana. Eline sağlık. (Bu arada sanırım ilk defa bir yazara aynı günde ikinci yorumu gönderiyorum ve bu eforuma da şaşırmadan edemiyorum!)

Murakami 
 03.07.2007 16:58
Cevap :
muvaffakiyetlerinin devamını diliyorum:)(muvaffakiyet'i doğru mu yazdım ben:)  03.07.2007 17:18
 

Evet.. zaman değiştikçe değişir beğeniler. Ama yine de ilk gençlik yıllarımızdan bir kaç hit içimizdedir hala... Mersindeyim, yılda iki kez Kurtuluşu dinlerim. Bir zzaman tünelinde gezdirir beni. Şarkıların zaman tünelindeki güzellik ne biliyormusun... İstediğin durakta inebilmek:-) teşekkürler yazın için...

yeşilsoğan 
 03.07.2007 16:47
Cevap :
rica ederim yeşil!devamı gelecek yazının..o yarın ama:)  03.07.2007 17:30
 

elizabethtown filmini izleyene kadar bu şarkıdan haberim yoktu benim de. gerçekten de kopuk bir şarkı. hele ki o solo yok mu o solo. ibadet etmek, dedim kendime böyle bir şey olsa gerek. K.

Kerem Oğuz 
 03.07.2007 16:38
Cevap :
liste yarın kerem'im...geliyoorrr:)  03.07.2007 17:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 473
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 1177
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

İstanbul'da yaşanan tüm aşkların, tüm ayrılıkların, tüm özlemlerin, tüm nefretlerin, tüm eğlenceleri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster