Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1854
 

Angela Merkel imtiyazlı ortaklık öneriyor, ama…

Angela Merkel imtiyazlı ortaklık öneriyor, ama…
 

AB, Türkiye ile evlenmeli mi yoksa sevgili gibi mi yaşamalı?

Alman Şansölyesi Angela Merkel’in Türkiye ziyareti, AB ile “imtiyazlı ortaklık” konusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye’nin imtiyazlı bir sevgili olmaya niyeti yok…Başbakan’ın AB ile ilişkilerde “Türkiye’yi şamar oğlanı yaptırmam” deyişi de temelde Şansölye Merkel’in bu imtiyazlı sevgililik tezine karşı bir duruştu…

Peki bizzat Angela Merkel tarafından önerilen bu imtiyazlı ortaklık nedir? İşte bu sorunun yanıtı ya da imtiyazlı ortaklığın içeriğinin neler olacağı konusunda Merkel’in bile net bir görüşü yok… sadece “ucu açık bir üyelik süreci” yürütülsün diyor, ama sonuçta tam üye olunacak mı, bir garantisi yok. Öyle ya, imzalanan anlaşmalara göre gelecekte ya tam üye olunur, ya da olunmaz.

Biz, AB’ye tam üye olacağız diye canla başla çalışırken, iyi niyetli, yapıcı siyasi ve ekonomik reformlar sergilerken, böyle imtiyazlı ortaklık önerisi getirilince bu duruma haklı olarak bozuluyoruz. Avrupa’nın mali lideri Almanya ile siyasi lideri Fransa’nın , üyelik öncesi anlaşmalara imza atmış Türkiye’ye “ahde vefasızlık” yapmış olmalarına ve yan çizmelerine de anlam veremiyoruz.

Yıllardır sürüncemede giden Türkiye-AB ilişkilerinde Almanya veya Fransa artık “mış” gibi yapmaktan sıkılmış ve bir müddet için “imtiyazlı ortaklık” oyalamasını tercih etmiş gibi görünüyorlar. Yani Türkiye, AB üyesiymiş gibi olacak ama AB’nin kurumlarına resmen temsilci sokamayacak ve de karar mekanizmalarında etkisi olamayacak. Ya ne olacak? Türkiye’den beklenen nedir? Ekonomik çıkarlar için birlikte hareket edilecek, Türkiye AB’nin politik ve siyasi çıkarları doğrultusunda doğu ile aradaki dengeleri oluşturacak, buna karşılık AB Türkiye’nin ekonomik ve soyal gelişmesine katkı ağlayacak…

Son ekonomik krizde Almanya’nın ve diğer AB üyesi ülkelerin ne denli bocaladıkları bu kadar aşikarken, “imtiyazlı ortaklık” önerisinin hukuki, siyasi, ekonomik altyapısını hazırlamaları oldukça sancılı ve zor görünüyor. Ama diğer yandan her geçen gün, dünyadaki etkisini artıran Türkiye’den vaz geçmekte işlerine gelmiyor. Tam üye yapıp başlarına bela etmektense , sevgili olacakmış gibi davranmayı tercih ediyorlar.

Aslında finansal kriz sürecinde; ak koyun kara koyun belli oldu…Merkel’in ani Türkiye ziyareti, bunun farkındalığından kaynaklanıyor olsa gerek…yoksa İran’ın nükleer gücüne karşı Türkiye’den yaptırım uygulaması talebi biraz hafif bir ziyaret nedeni kalıyor, keza aynı şekilde Başbakan’ın Almanya’da Türk liseleri açılsın söyleminin de bu ziyaretin ana konuları olmadığı açık.

Akıllara Yunanistan’dan sonra yerine konulabilecek başka bir alternatif mi aranıyor sorusunu da getirmiyor değil! Zira Almanya’nın en büyük iki silah ithalatçısından biri biziz, diğeri de Yunanistan. Ayrıca Türkiye, son yıllarda yabancı yatırımcılar için oldukça cazip hale geldi. Kendinden emin bir dış siyaset yürütüyor. Demokratikleşme süreci biraz sancılı gidiyor olsa da bir takım çalışmalar var. Bunlar yabana atılacak gelişmeler değil. Belki de Almanya ve diğer AB üyeleri, artık Türkiye’ye karşı ketum ve kibirli tavırlarından vaz geçiyor ama bunu da birden bire övgü ile dile getirmek istemiyorlardır. Müzakereler yavaşladıkça, yeniden “imtiyazlı ortaklık” ana gündemi altında gerçekleşen bir ziyaretin kokusu yayılıyor.

Bu değerlendirmeler bağlamında; Merkel’in bize verdiği mesajlar kadar tabii ki Türkiye’nin vereceği mesajlar da önem kazanıyor…

Ortadoğu ve Kafkaslar ile Avrupa arasındaki enerji köprüsü oluşumuzdan tutun da ihracatımızı artırıp, dış ticaret açığımızı kapatmaya kadar pek çok ekonomik uygulama ve işlemler için Avrupa’ya imtiyazlı ortaklık şartı olarak verilebilecek mesajlar var…

Yunanistan 300 milyar Euro borç batağında, keza İspanya, Portekiz’in de durumu iç açıcı görünmüyor. Almanya’nın 2010 bütçesi 80 milyar Euro borç üzerine planlandı, Fransa ile ticaret savaşı son hızla sürüyor…Zamanında Türkiye’ye burun kıvırdıkları için belki de pişmandırlar.

İmtiyazlı sevgili olmak bizim işimize gelmez, zira karşılarında artık boynu bükük bir Türkiye yok!

Bu nedenle şu mesaj üzerinde özellikle durulması gerektiği kanısındayım; Türkiye AB’ye tam üyelik için hızla hazırlanıyor ama bakalım AB aynı derecede hazır mı? AB genişlemenin üstesinden gelebilecek mi? Son görüntüleri pek iç açıcı değil de…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence artık anlamamız gerekir. Sanırım Türkiye'de yapılmış en büyük yanlış TAM ORTAKLIĞIN RET edilmiş olmasıdır. Çok doğru hazırlanacak İMTİYAZLI ORTAKLIK neden olmasın. Olmayacaksa artık yollar ayrılsın ve Türkiye kendi yoluna koyulsun, boşuna zaman kaybedilmesin, güzellikler diliyorum.

Kadri KANPAK 
 31.03.2010 23:30
Cevap :
Tam ortaklık red edildi diye bir şey yok henüz, sadece dans ediyorlar,dansı hakkı ile yapan kazanır!..teşekkürler,sevgiler  31.03.2010 23:39
 

Turkiye ile ilgili gercek haber ve bilgileri okumaktan geri kalmiyorum. Bu yaziniz da digerleri gibi beni aydinlatti. Cok rahat okunan bir uslubunuz var, tesekkurler.

Lisa 
 30.03.2010 1:00
Cevap :
Merhaba Lisa,epeydir görünmüyorsun,umarım herşey yolundadır...okuduğun ve paylaştığın için ben teşekkür ederim...sevgiyle  30.03.2010 20:46
 

aslında getirecekleri ve götürecekleri önemli bu bağlamda. AB üyesi olmanın Sosyal refah ve demokratikleşme avantajı var. Bunu kendimiz de yapabilir miyiz? Ekonomik olarak güçlenirsek tabi ki kendiliğinden gelir bunlar. Bunun dışında AB ye girmemiz belki askeri yatırımlarımızı azaltır. Askeri yatırımlar Yunanistanla ilgili de değildir aslında. AB'nin değişime ihtiyacı var. Bence ve bağımsız bir orduya ihtiyacı var. Bu gerçekleşirse Türkiye'nin askeri alandaki harcamaları dengelenir. Hepsinden ziyade ortak para Türkiye'nin gelişen uluslararası dalganın getirdiği avantajları elinin tersiyle itmesi anmalına gelir. Bu aşamada Türkiye AB'yi unutmalıdır, belki 10 yıl. Bu Türkiye'yi çoğu AB ülkesinin önüne atar zaten. Kanımca sevgili kalmak akıllıca. Evlenince aşkın büyüsü bozulur:)) Sevgiler.

Ayhan ÖZTÜRK 
 29.03.2010 23:21
Cevap :
Ekonomik özgürlükler olmadan,demokrasi de olmaz, Türkiye'nin bu anlamda daha kırk fırın ekmek yemesi gerekir ancak ekonomik olarak güçlenme,ivme kazanma dönemindeyiz ve AB de bunun son derece farkında...AB'nin değişime ihtiyacı olduğu görüşüne katılııyorum,en azından şu son kriz,onlara nerede durması gerektiğini iyi öğretti...Türkiye'nin askeri harcamalarının azaltılması da çok önemli ve gerekli. Türkiye, AB yi unutmasın,içe kapanık ekonomik ve siyasi sistemler devletçiliği ve aşırı milliyetçi yapılanmaları iyice palazlandırır...önemli olan kolunu kaptırmadan el sıkışacak hale getirebilmektir...ister evlensin isterse birlikte yaşasın sonuçta hiç biri,diğeri için mecburi istikamet değildir...teşekkürler, sevgiler  30.03.2010 20:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2300
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster