Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2208
 

Anılar - Hatıralar

Anılar - Hatıralar
 

Uzun zamandır ilk kez sokakta misket oynayan çocuklar gördüm bu hafta sonu. Uzun uzun onları seyrettim, doyasıya. Çocukluk yıllarım geldi gözümün önüne. O günleri düşündükçe her şey daha da belirginleşti, solgun hatıralar parlak renklere büründü. Unutulan ayrıntılar döküldü bir bir ortalığa. Unutulan demek pek doğru değil aslında. Hiçbir şey unutulmuyor gerçekte. Tüm hatıralar belleğin kuytularında gizli raflar içinde saklanıyor. Siz oralardan bir raf açınca diğerleri de peşi sıra açılıyor. Her şey sanki dün gibi canlanıyor yeniden. Kaybolduğunu sandığınız dünyalar ve onların gizli kahramanları çıkıyor teker teker saklandıkları köşelerinden.

Hatıralarda kalanlar, anılarda yaşananlar, bazı şeylerin ne kadar farkında olmadan yaşanıp geçtiğini anlatıyor sessizce. Yıllar önce yaşanan yerlerin ne kadar çok değiştiğini, bazı şeylerin kayıplara karıştığını hatırlatıyor. Sokaklarda kuka, misket oynayan çocukların artık olmadığının farkına varıyorsunuz. Her zaman yürüdüğünüz caddenin eski cadde, sokağın eski sokak olmadığının da. Ankara Kavaklıdere şarap fabrikasının üzüm bahçesini çevreleyen çitte açtıkları delikten içeri sızıp, bahçede dolaşan köpeklere sezdirmeden üzüm alan çocukları görüyorsunuz, o çocuklar o bahçelerin yerini alan Karum alışveriş merkezi ile Sheraton otelinin bahçelerinde mi acaba şimdi diyerek merakla bakınıyorsunuz aranan gözlerle. Eski hatıralar, kaybolmuş görüntüler önce parlayıp sonra sönüyor benliğinizde.

Bu yazdıklarım geçmişe ağıt yazmak değil. Nostalji hiç değil. Geçmişe özlem de. Bunlar bir derleme. Bazı şeylerin unutulmaması için yapılan bir eylem. Söz uçar yazı kalır babından.

Keşke resim yapma yeteneğim olsaydı. Yaşadıklarımdan aklımda kalanları kâğıda aktarır unutulmaz kılabilirdim. Ya da iyi bir anı yazarı olmak isterdim, o günleri kâğıda aktarabilmek için.

Anı yazmak kendi başına bir iş hem de zor bir iş. Çünkü yazmak bir paylaşım. Sizinle aynı dönemi yaşamışlarla konuşuyorsunuz yazdığınız satırlarda. O dönemleri görememiş olanlara da o döneme ilişkin bilgiler veriyorsunuz. Bu bir paylaşım bu bir bilgilendirme. Anlatacak, paylaşacak bir şeyleri olanlar, özellikle devletin kilit noktalarında görev yapanlar, mutlaka anılarını yazmalı, günlüklerini paylaşmalı. Geçmişin daha iyi anlaşılması, tek başına garip gelen olayların açıklanması bu anı ve günlüklerle olur ancak.

B. Sıtkı Gürler 28.11.2007

Fotograf : http://sibelergun.blogspot.com/2005_12_01_archive.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sıtkı Bey, güzel yazınız için teşekkürler. Tevafuk, dün akşam oğlum yaptığı bir ödevle ilgili "baba sizin zamanınızda sokakta hangi oyunları oynardınız?" diye sordu. Ben de misket, seksek, saklanbaç, yakan top vs. den bahsettim. Benim en sevdiğim oyunlardan biri de "çivi" idi. Bilmem hatırlayanınız var mı bu oyunu? Selamlar...

ZekzeK 
 28.11.2007 11:44
Cevap :
Sokaklarda büyük bir neşeyle oynanan o oyunlar artık , maalesef , kalmadı sayın Zekzek. Belki sadece hatıralarda... Selamlar  28.11.2007 11:52
 

Belki inanmayacaksınız ama, misketlerimden bazılarını saklıyorum :) Erkek çocuklar bile saklamayı akıl edememişlerdir belki de. Büyük bir cam fanusum var. İçinde çakıl taşları, deniz kabukları ve misketlerim var. Arada suyunu tazeliyorum berrak olsun diye. İyi ki hatırlattınız misketli yılları...Saygılar.

Tülin Aksoy 
 28.11.2007 10:28
Cevap :
Katkınız ve yorumunuz için teşekkür ederim sayın Aksoy.  28.11.2007 10:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 88
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 12623
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

1960 Tefenni doğumluyum.Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü 1..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster