Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
154
 

Anlatmaya Çalıştıklarımız

Yıllardır anlatmaya çalışıp da anlatamadığımız şeyler var ve bunların yekününü ülkemin kalkınması, gelişmesi ve bireylerinin özgürleşmeleri ile ilgili.

Öte yandan önemli diğer bir konu da sanatın nasıl yapılacağı ile ilgili; toplum için mi, sanat için mi, bireysellik için mi? Örneğin geçen bloğumda şiirimi yazmadan evvel konu olarak cinselliği seçmiştim. Biliyorsunuz bu konu her daim bizim toplumda olay olan bir konu. Ve her karşı çıkışa rağmen bu konuda bir hayli eser verdim kulaklarımı insanlara tıkayarak. Takiye yapmadım diyemeyeceğim çünkü bu konu da eğitsel olmayı bilinç edinmiş biri olarak, bazen istatistiklere sığınmadım değil. Bazen de son derece yumuşatarak bir viagra hapı gibi verdim; derinliğini yadsırayarak. Oysa o kadar önemli bir konu ki bu toplumda veya herhangi bir toplumda, mutluluğun esansını oluşturuyor. Ve birey olarak kendimize en çok yalan söylediğimiz bir konu bu. (Toplumsal mı? Daha da beter)

Şiirimi yazarken bir aşka özendiğim gerçeği aslında şunu anlatmak içindi: Cinsellik için aşk önemli değildir ama aşk için cinsellik çok önemlidir. Ve evet, bunu size duygularıyla verebilmek adına, geçmişteki bir kadına duyduğum hisleri kullanmam kadar doğal bir şey olamaz. Var olan ve gerçek olan bir duyguyu yaşamışken, onu hayal edip kendimleştirerek sizlere veremem. Bu durum her sanatçı için de böyledir. Öykünmek, duygunun gerçekliğiyle ilgilidir. Ve beni yazar olarak farklı kılan hayata dair tüm duyguları çıplaklığıyla verebilme cesaretini gösterebilmemdir. Bakın aslında çok kolay olarak böyle kişisel bir şiir yazmak yerine bir öykü ya da fabıl üzerine bu duyguları vererek sizleri avlayabilirim ki yıllarca yaptım bunu. Ama son bir yıldır, kendime dahi, yalan söylemekten vazgeçtim. Çünkü mutluluğun birinci şartı, öz ve öz kendin olabilmek. İnsan kendi hayatında bir sığıntı gibi yaşamamalı. Duygular pozitif veya negatif fark etmez yaşandığı sürece birey hayatta yaşadığının farkına varabiliyor.

Cinsellik konusunda benim aksine sevgili büyüğüm Kerim Korkut cesurca fikrini açıkça beyan eden bir blog yazarı. Ve hatta bu konuda mutlu olmanız için geçerli formüllürden de bahsedebiliyor. Biz yaklaşık 3 yıldır telefonda bu ve benzeri konularda mütaala ediyoruz. İkimiz de anlatırken bir Ertuğrul Özkök misali, toplumdaki konumumuza yakışmayacak şekilde limitleri zorluyoruz çünkü bu hayatı mutlu yaşamak konusunda ikimiz de arsızız. Ve öyle oluyor ki bazen o benden öğreniyor, bazen de ben ondan. Hayat uzun bir öğrenme süreci değil mi? Herkesin herkese öğreteceği şeyler var. Ben her şeye rağmen cesaretimi tam toplayamadığım için konuyu bir taraflarından çekiştirerek anlatıyorum. Ve eskisine göre daha net ve berrak ama her şeye rağmen işin içine sanat bulaştırmadan mümkün değil. Toplum olarak cinsellik konusundabir mesafe kat edebildik mi? Evet. Bizim bu çorbada tuzumuz olmuş mudur? Keşke...

Kendimizi önemsediğimiz kanısı bir yanılgıdır aslında. Kimseye bir şey ispatlama veya onanma ihtiyacında kesinlikle değiliz. Günahlarımızla yüzleşecek kadar, HİÇLİĞİ oynayacak kadar, hayat oyununda hevesliyiz. Bunun temel sebebi bu hayatta KURTULUŞ olduğunu görmüşüz. Zaten sadece biz değil ki Jale Kasap da bir kadın olarak benzer şeyleri anlatma ihtiyacını hissediyor. Ve bizler de ona destek olmayı sürdürüyoruz.

Şunu da son olarak belirtmek isterim; bir insanın anlatacak hikayelerinin olması, geçmişte yaşadığı eksikliklerin bugünkü görüntüsüdür aslında. Mükemmel insan olmadığı gibi, geçmişinde, bugününde hayal kırıklığına uğramamış bir insan da yoktur. Ama zaten insan olmak bununla ilgilidir; eksikliklerimizi düzeltmekle... Açık mı konuşayım? Bugün çok seven bir insanın geçmişinde kesinlikle bir sevilmemişlik veya az sevilmişlik sendromu vardır. Freud’a ne kadar kızsam da, duygu haritasındaki temel bozuklukların çocukluk ve cinsellikle ilgili olduğunu doğru olarak resmileştirmiştir.

Denize gidiyorum bugün; bir balık olup açılmaya. Suyla yüzleşip topraktan dirilmeye yine söz verdim kendime. Ve evet, nefret ettiğim bir şey olsa, kendimi anlatmak için niyet açıklamaya devam ediyorum çünkü her bir kişiyi ve dünyayı çok önemserim.

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım...

Saygılar, sevgiler...

 

Kerim Korkut, jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlığını kaybetmeden insanlıktan çıkmak... Utangaç arsız... Hem utanıyor hem de saygısızca sokuluyor... Ama yapmacık değil.

Kerim Korkut 
 16.06.2019 20:38
Cevap :
Ne kadar öylesine biz...  05.07.2019 11:02
 

Aslında anlatmaya çalışmıyoruz, herkes bir şekilde ayni tecrübeden geçiyor. Kimi erken kimi geç. Bazen neden yazdığımı bile sorguluyorum bu yüzden. Kerim abi gerçekten çok açık sözlü bir insan. Beni de o değerde gördüğünüz için teşekkür derim...Saygılarımla..

jale kasap 
 09.06.2019 23:01
Cevap :
Benim için en büyük öneminiz; örnek bir Türk kadını olabilecek olan hayata karşı tavrınız... Mutlu ve umutlu olmayı esas edinmişsiniz ve bunu yaparken yargısız ve bireysiniz. Ve dolayısıyla korkusuzsunuz. Umarım kadınlar sizin yaşadıklarınızı örnek alıp gerçekten mutlu olmaya hakları olduğunu öğrenebilirler. Niye mi yazıyorsunuz? Öğrenmek, bilmek ve paylaşmak, yaşamanın temel kuralları... Selamlar  11.06.2019 8:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 274
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster