Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1747
 

Anti romantik

Anti romantik
 

İtiraf ediyorum ben bir anti romantiğim. Bunu kabullenmem oldukça uzun bir zamanımı almış olsa da, artık eminim ve itiraf ediyorum ben bir anti romantiğim.

Romantik duyguları ön planda tutan kişi olarak tanımlanıyor. Özellikle ilişkilerde adı geçen romantizm ve romantik davranışlar, beni güldürmekten ve sinirlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor.

En bilinen ve kalıplaşmış romantik davranışlar nelerdir?

Sevgilinizin size çiçek getirmesi: Bu benim başıma gelmesinden en çok korktuğum şeydir. Özellikle sokakta elinde çiçekle geliyorsa bende bir panik hali oluşur. Allahım ben ne yapacağım bu çiçeği şimdi diye kara kara düşünürüm. Hemen akabinde sağa sola bakıp kimse görmesin diye çaktırmadan çantama tıkıştırırım. Tabı bu arada kişiyi de kırmamaya çalışarak. Çok yorucu bir süreç.

Yağmurda beraber ıslanmak: Nefret ederim ıslanmaktan. Hem saçlarım bozulur, hem bütün kıyafetlerim bozulur, üstüne üstlük fare gibi dolaşmanın neresi güzeldir bir türlü anlam veremem. Ayrıca üşütüp hasta olma olasılığım da çok yüksek. Çok sinir bir durum yani bana göre.

Mum ışığında yemek yemek: Bu da kâbus gibidir. Niye mum ışığında yiyoruz ki, elektrik icat edileli çok olmuşken. Edison ampulü boşuna mı buldu yani. Emeğe saygısızlık olarak düşünüyorum. Mum ışığında insanlar daha güzel görünürmüş bence kocaman bir yalan. Yüzünü görmek istemiyorum anlamına geliyor benim için, o yüzden hiç sevmem.

Gözlerine bakıp şiir okunması: En korkunçlarından birisi de budur. Adam havaya girmiş gözlerine bakıp şiir okumaya çalışırken, insan nasıl gülmeden durabiliyor anlamıyorum. Bu konuda biraz çalışmam lazım, zira çok ayıp oluyor.

Deniz kenarında oturup konuşmadan denizi seyretmek: Canım sıkılıyor. Niye konuşmuyoruz? Benim anlatmak istediğim bir sürü şey varken, romantik olacağım diye susmak zor geliyor.

Dans etmek: Herhangi bir eğlence yerinde değilken, tek başınızayken hele de müzik de yoksa insan neden dans eder ki? Tamamen erkeklerin kandırmacası diye düşünüyorum. Niyetleri kötüdür, şüphe duymamak elde değil.

Sarılarak yürümek: Ben kendimi zor taşıyorken, bir de onun kolunun ağırlığını taşımak zorunda kalmak anlamına geliyor benim için. Çok yorucu ve yine şüphe uyandırıcı. Adam yorulmuştur, dayanacak bir yer arıyordur o nedenle elini omzunuza koyar. Kanmamak lazım.

Güneşin doğuşunu izlemek: Sabahın köründe ve ayazında kalkıp güneşin doğuşunu izlemek de hiç romantik gelmiyor bana. Zaten uykumu alamamış olduğumdan oldukça gergin ve sinirli olurum.

Sevgi sözcükleri ile hitap etmek: Balım, sevgilim, aşkım, canım çiçeğim, böceğim vs.diye hitap edilmesi de insanın aklına türlü çeşit şeyler getiriyor. Bu adam benim ismimi unutuyor da mı bunları söylüyor acaba? Veya başka sevgilileri var da, karıştırmamak için mi böyle hitap ediyor? Annem babam bana bir isim vermişken neden onu kullanmayayım ki? Çok saçma.

Bütün bunlara bakış açıma bakarak kesinlikle bir anti romantik olduğuma karar verdim. Yaşasın realizm.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2352
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster