Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
106
 

Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı anlar..

Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı anlar..
 

Elime geçirdiğim gazeteyi, yelpaze niyetine yüzüme yüzüme savururken balkonda hava alacak bir yer arıyorum.

- Kepenkler inik yine anneanne?

-Sırtıma yel vurdu da. Dur, şu arkandakini açayım da sana ceryan yapsın.

Yaz kış kapalıdır, anneannenin panjurları. Balkonda sadece iki kanat açık. Ya yelden, ya yağmurdan, ya güneşten, ya da karşıdan gelecek kem gözden dördüncü kata rağmen kapanır panjurlar. Panjurla uğraşırken söylenir

-  Bu ne sıcak? Allah afattan korusun. Müstehak bize, kudurdu insanlar.

 Güldürüyor beni. "Ne kudurukluğumuzu gördün anneanne, aşk olsun?"

- Plajda, sahilde koca adamlar, kadınlar ne haldeler görmüyor musun sen?

- Aaaa! Sen de düne kadar giriyordun denize, yapma şimdi anneanne!

- Kızım bunlar oturup kalkmayı bilmiyorlar ki, bir yayılıyorlar maazallah.

Orhan Veli'nin sözlerini getiriyor o an aklıma.  "Böyle de yatılmaz ki," diyorsun öylemi anneanne?

Yeşil yeşil gülüyor gözleri. "Hadi anneanne, akşamüstü birlikte inelim denize."

- Bana dokunma, sıcak çarpıyor gece çıkarız seninle.

Anneanne, annemin annesi değil. O, onu tanıyan herkesin annesi, anneannesi. Kendimi bildiğimden beri anneanneyi de bilirim. Bİr kere sesinin yükseldiğini, öfkeyle hareketlendiğini görmemişimdir. Usul usul sakin bir kadındır anneanne, gülmeyi de çok sever. Ama kırk yılda bir bi laf söyler mıh gibi de çakar insanı o da ayrı.

Üzüldüğü zamanlarda gözlerinde çocuksu haleler yakalarım. Sırf bu yüzden onu üzmekten korkarım.

Balkondan mutfağa geçiyor bir ara, tekrar geri geliyor.

- "Ben mutfağa neden gitmiştim? Unuttum bak..."Eliyle kafasına vuruyor "Hay aptal kafam, sigaramı alacaktım ya.

- Ooo! anneanne sen takma dişlerini unuturdun genelde, sigaranı unutmazdın hiç.

" Unutmam ben canımıııı!" Elinde ki paketi okşayarak, sandalyesine oturuyor.

Bir akranıma gider gibi giderim ona. Aramızda ki yaş farkı uçar, gider. Şakalaşırız, gülüşürüz, dertleşiriz, gündüz alışverişe, geceleri de sahile çıkar usul usul şarkılar söyleriz.

- Haylaz, hiç aramıyor beni.

- Haylaz?

- Anlamamazlıktan gelme şimdi. Seni arıyor mu?

O an anlıyorum, kimden bahsettiğini. " Fırsat bulamamıştır anneanne" diyerek geçiştirmeye çalışıyorum.

 "Seni aramıştır o" Israrla sorunca merakta bırakmak istemiyorum. Gücenecek olsa da gerçeği söylemek zorunda kalıyorum.

 "Dün aradı anneanne." Tabi daha öncekileri söyleyemiyorum.

" Beni niye aramıyor bu haylaz, sana bir şey demedi mi?" Yüzü asılıyor, içerliyor bana da.

-"Seni sordu anneanne" Diyorum. " Seni de arayacaktı, bir işi çıktı herhalde"( Son cümle, yalan.)

Sen benim gözlerime baksana bakışları

- Aramasın bakalım. Neyse seni arıyor da haberdar oluyoruz. Zaten sen olmasan buralara da gelmeye kalkmaz ya!

Yazıyorum aklıma buradan çıkar çıkmaz "haylaz" aranacak, kulağı çekilecek.

 "Yahu! Sen neden aramıyorsun anneanneni?" 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 76
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 23.06.11
 
 

Çocukken en çok gökyüzünü merak ederdim. Sürekli sorular sorardım, o kadar bıktırırdım ki, "çok faz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster