Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
916
 

Aşk üzerine

Aşk üzerine
 

Zaman zaman kendime de inanamadıgım harika yazılar dökülü veriyor kalemimden kağıda… Anlatmak istediğimiz ama bir türlü anlatamadığımız sözcükler vardır da bir türlü toparlayıp anlatamayız karşımızdaki insana ..
Bu yazımın aslında anlatmak isteyipte toparlayamadığım yazının özünü anlatıyor. Ben de köşe yazıma koymak istedim. Geçenlerde bir kitap okudum. Belki birkaç saatte okunabilen kitaplardan biri. Çok güzel bir adı var : AŞKIN ÖMRÜ ÜÇ YILDIR ( Frederic Beigbeder) Kitaptaki bir bölüm çok dikkatimi çekti :
İlk yıl ‘Beni terk edersen kendimi öldürürüm ‘denir.
İkinci yıl ‘Beni terk edersen acı çekerim ama kendimi toparlarım ‘ denir.
Üçüncü yıl ‘Beni terk edersen şampanya patlatacağım ‘denir.
Bazılarınızın bıyık altından güldüğünüzü görüyorum beyler. Hadi saklamayın, itiraf edin. Yazar pek de haksız sayılmaz, değil mi?
 

Ne kolay harcarız aşkları biz. Bir kalemde sileriz. Çok kolay bulur, aynı hızla da kaybederiz. Bir hata var ama nedir bilemiyorum?
Aşkın tarifini henüz yapabilmiş değilim. En beğendiğim aşk tarifi sevgili Mevlana’ya ait : Aşk sayıya sığmaz, ölçüye gelmez sevgidir.
Ne deriz hep : Seni çoook seviyorum. Çok nedir, sayabilir misin? Ölçebilir misin?
On gram buğday bir karıncaya göre çoktur. Bir kamyon buğday da benim için çoktur. Çok’u ölçebilir misiniz? Çok, kaç santimdir, kaç gramdır?
Demek ki ölçülemeyen, tartılamayan ve sayılamayan sevgiler aşktır. Ama karıştırılan bir şey var : Beğeni, tutku, cinsel istek, cazibe, bir anlık hoşlanma, elektrik, felsefe uyuşması, vs. vs. = Aşk. Olabilir mi? Olamaz.
İnsan aşık olduğunu nasıl anlar, nasıl hisseder ? Vazgeçilmez hislerin, vazgeçilmez insanın o, olduğunu nasıl anlar ? Çok iyi mi düşünmek gerek .
Yoksa balıklama, ne olursa olsun diye ilişkiye dalmak mı gerekir ? Balıklama dalarsanız , su yüzüne çıkışınız kadar sürer aşkınız.
Vazgeçilmez olmalı… Kızdığınız halde vazgeçilmez… Küstüğünüz halde vazgeçilmez… Sabah uyandığınızda ağzı koktuğunda bile vazgeçilmez… Çırılçıplak, makyajsız, cici elbiselersiz olduğu zaman bile vazgeçilmez… Eleştirirken bile vazgeçilmez… Hayır dediği halde vazgeçilmez… Sizi unutsa da vazgeçilmez.... Dedim ya vazgeçilmez olmalı !
Hangimiz ilk aşkımızı hatırlayıp of, off, offff demedik. Demediniz mi ? Hadi hep beraber düşünelim.
Ne o deprem mi oluyor, karşıki dağlar yıkılmaya başladı?
Siz beyefendi 50 yaşındasınız. İlk aşkınızı 15 yaşında mı yaşadınız? Demek ki aşkınızın yaşı 35. Üç yıl değil yani… Hani o ağacın altında onu ne kadar da öpmek istemiştiniz de olmamıştı.
Siz güzel bayan yaşınız 35 olsun. İlk aşkı 17 yaşında tattınız. Yani tam 18 yıl önce. Unutamadınız değil mi? Hatta o sebeple ona benzeyen biriyle evlenmediniz mi?
Ahh, ahhh, hatta of, offf…
Aşkı yaşatmak için… Çaba gerek… Gayret gerek… Karşılıklı çalışmak gerek… İtina gerek… İncitmemek gerek… Gerek, gerek, gerek. Yani ne yapılması lazımsa onun yapılması gerek.
Aşkı kaybetmek içinse bir acı söz yeter. Unutmayın verdiğiniz acıları hiç bir şey mazur gösteremez ve silemez.
Bir de aşkı asla ama asla eleştirmeyin. Çünkü aşkı eleştirenler ona en çok ihtiyacı olanlardır… 

Aşk, buğday başağı gibi sizi kendi içinde toplar. Fakat buğdayları seçmek ve ayırmak için harman eder, kabuklarınızı atmak için kalburdan geçirir, beyazlatmak için değirmende öğütür.
Sonra sizi yumuşatmak için yoğurur. Sonra da kendi mukaddes ateşine atar ki hayatın kalbinden bir parça olasınız.
Aşk, sabahleyin kanatlanmış bir kalp ile uyanmak ve akşam sevgi sözcüklerini terennüm ederek uykuya dalmaktır…
Sevgili can dost
Evet aşkın tarifi her insana göre çok farklı
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Aşk"ın anatomisini o kadar güzel anlatmışsınız ki... Değerli arkadaşım, aşk fedakarlık ister. Hem de sonsuz bir fedakarlık. Ve sorumluluğunu acısıyla tatlısıyla ömür boyu taşıyacak mangal gibi bir yürekle, kapı gibi bir omuz ister. Üç yıl süren aşka aşk mı denirmiş!? Şimdilerde üç gün bile sür(e)meyen aşkların devrindeyiz. Güzel olan herşey gibi o romantik aşklar da romantik şarkılar gibi tarihe karıştı ne yazık ki... Sağlıcakla.

hazandagüzeldir 
 06.01.2011 15:04
Cevap :
haklısın degerli arkadaşım. Eskiden aşk vardı . Şimdi sadece çıkarlar var. ''şunu yaparsan seni severim '' ler başladı. ne acı..hayat çıkarlar üzerine kuruldu. Evliliklerde bile dikkat ediyorum evlilik sözleşmeleri var.biz nereye gidiyoruz...  07.01.2011 13:11
 

Ne güzel anlatmışsın canım aşkı... Kavuşamayınca Aşk olur aslında kavuşunca ve aradan yıllar geçince aşkın yerini sevgi alır ve birçok kişi gibi bende aşkın kalıcı olmayan geçici bir duygu olduğuna inananlardanım. Yani aşk var ama öyle tutkuyla ömür boyu sürecek bir aşk olabilmesi için o aşıkların kavuşmaması lazım... Aşk niye mi bitiyor(?)... Sorumluluk aşkın önüne geçiyor... iş ti, para kazanmay dı, faturay dı, çocuk tu derken birbirine ayıracak vakit kalmıyor ve aşkı yaşıyamıyoruz belki de(!) belki bu yüzden de gittikçe külleniyor sonunda aşktan küçük bir kırıntı bile kalmıyor. Bu güzel yazını bizlerle paylaştığın için teşekkürler aşk kadını, senin kadar aşkı güzel anlatan azdır, anlatmaya devam:)) Aşkın devamı içinse romantizm şart, romantik eşler olursa belkide ömür boyu sürer kim bilir(?).. sevgilerimle...

Selma GÜRBEY TAŞDELEN 
 05.01.2011 12:43
Cevap :
son satırın çok güzel evet aşkı taze tutmak için ronamtik olmak gerek zaman zaman  05.01.2011 15:25
 

Selam canım, aşk tanımlamalarını çooook sevdim. Ne kadar duru, içten, doğru ve tatlı bir anlatım, aşka aşık oluyor insan... Aşkı sadece karşı cinse karşı değil tutkuyla bağlanabileceğin herşeye uyarlamak mümkün tabii ama klasik anlamıyla aşkın yükü, anlamı, değeri gerçekten ağır, her bünyeyi kaldırmaz. Yüksek dozajda başlayıp yavaş yavaş sindirmek lazım ama genellikle dediğin gibi aşka balıklama dalar, sonra da sırılsıklam çıkarız. Ahhh çekmeden okuyan var mı merak ettim... Başarılarının devamını dilerim, aferin sana, ne mutlu bana...

FATMA KILIÇ 
 04.01.2011 19:51
Cevap :
canım teşekkür ederim.ve ne mutlu bana sizler yanımdasınız sevgiyle.  05.01.2011 15:27
 

Aşkı harmanlarken, hoşa gitmeyenleri temizlerken dikkat etmek gerek. Önce kendi kalbimizi yumuşatmalıyız. Sevgiyi çoğaltmalıyız ki aşk derin sevgiye dönüşsün. Ancak kor ateş kalpte kalır. Ben aşkın geçici tutku olduğuna inananlardanım, Sevgi yürekte sonsuza kadar kalır. Gençlikte de olgun yaşlarda da birçok kişiyi beğenebilirsiniz, yüreğinizde o çırpıntıyı hissedebilirsiniz. Ama hepsini değil, sadece size özel geleni hatırlarsınız.

Bosnalı 
 04.01.2011 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 127
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1921
Kayıt tarihi
: 15.01.10
 
 

Emine Zaimoğlu 21/12/1971 doğumlu. Nişantaşı Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi resim bölümünü okudu. R..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster