Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '21

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
41
 

Aşk

Aşk
 
İnsanoğlunun fıtratı gereği sevgiye muhtaçtır. Çeşitli izahatlara rağmen varlığı kabul edilsede mahiyeti hakkında pek fazla bir şeyler söylenmemiştir.
 
Dünya hayatında sevgiler yanı muhabbet sınıflandırıla bilmektedir. Bunu yapmak kaçınılmazdır. Dünyada en zalim insan dahi kendisini bu duygudan azad edemez ve belkide kendiside farkına varmadan bir şekilde kandisi yaptırabilir.
 
Genellikle günümüz dünyasında karşı cislerin birbirlerine karşı olan tutumları ile ön plana çıkan aşk olgusu bununla sınırlandırılmaması gerekir. Tabiki göz ardı yapılması beklenmeyecek ve muhabbet konusu olduğu da bir muhakkaktır.
 
Tarihte aşk tutkusuna kapılmış pek çok kişiden bahsedilmektedir. Mesela eski Yunan filozoflarından Eflatun hocası olan Sokrates'e karşı beslediği aşktır. Bunların arasındaki aşk ne derece olduğu bilmiyoruz ama bunların arasında ki aşkın bir talebe ve hoca sevgisi olduğu, daha ziyade talebenin hocasına karşı beslediği bir aşk olduğunu da unutmamak gerekir.
 
İslam tarihinde pek çok aşktan bahsedilmektedir. Ashabın Hz. Muhammed'e karşı tutumu yapılan bazı rivayetlerde “Biz seni görünce kendimizi çok güzel hissediyoruz ya Resulullah” gibi hitaplarla dile getirmişlerdir. Daha çok Tasavvufta görülen aşk kamil manada insanlar arasında bir muhabbetin tahsis edildiği tarih tarafında kabul edilmiştir.
 
Mesela örnek gerekirse Şemsi Tebrizi’ye karşı olan Mevlana Celaleddin-ni Rumi gerçek şahsiyetini hocasına karşı olan derin muhabbeti sayesinde kazanmıştır. Kendinden sonraki olan kişilerde aşk babından bir örnek teşkil ettiğini kabul etmek lazım.
 
Tabi bu konuyuda göz ardı etmemek lazım insanda şehvet, karşı cinslerin birbirlerine karşı beslemiş olduğu birbirlerinden faydalanmak gibi duyguları muhabbetle karıştırmamak lazım hiç bir şkilde şeytani duyguların aşk konusu olmamalıdır. En azından bu kadar hafife almamak lazım. İnsanların bu kadar yozlaştığı günümüz dünyasında belkide kapitalist bir sistemin insanlara karşı sürdürmüş olduğu nefret propagandalarına yol açan insanlara güvenmeme, yalnız bırakmak, cemiyetten toplumda tecrit bir şekilde hayat sürmelerine zemin hazırlamaları insanları dünya hayatında muhabbetsiz ve yalnız bıraktığını söylemek mümkündür. Mesela Hollanda da bu olguyu sadece çiftlerin birbirlerinden faydalanmak gibi algılanmaktadır. Aralarındaki muhabbet çıkar ilişkisine dayalı bir yaşam tarzıdır. Bu örnek aynı zamanda belkide diğer uluslarada yaymak mümkündür. Sosyal şartlar insanın hayatı üzerinde önemli etkileri vardır. Günlük hayatımızda karşılaştığımız problemler yaşamın getirmiş olduğu sıkıntılar insanları sistematik bir şekilde yanlızlaştırdıklarına şahit oluyoruz.
 
Lüks duygusunun insanlarda bırakmış olduğu etkiler tamamen materyalist bir duygudan başka bir şey değildir. Adeta insanları insanlardan arındırıp dünya metasına bağımlı kılmıştır. İnsanların kendi aralarında konuştukları bunlarda “zenginin malı züğürdün çenesini yorar” maldan ibarettir. Materyalist tutkular hem öyle insanları etkilemiş ki adeta kişilerin duyguları da buna göre şekil almıştır. Aşkı ve duyguları tezahür eden lugattaki kelimeler ezaryona uğruyor ya tamamen unutturulup yada anlam kaymasına yol açtırılmıştır. Sağda solda kalmış bir kaç kişi duygularına tercüman olacak terminolojiyi bulamıyor lugatta.
 
Aşktan soyutlanan daha çok günümüzde batıda görülen hastalıklar insanları tedavisi adeta kabil olmayan hastalıklara düccar kılmıştır. Örnek verilmesi gerekirse Psikolojik “ruh hastalıkları” gibi hastalıklar. Yalnızlığın vermiş olduğu sıkıntıların beraberinde getirmiş olduğu vahim durumlar batıda daha pek çoktur. Son zamanlarda Fransa'da en lüks hayat yaşayan yüz kişi üzerinde yapılan araştırma ve buna mukabil Etiyopya'da Dünyanın en fakir ülkelerinden, benzer bir şekilde yapılan araştırmanın sonucu Etiyopya'daki fakir insanların Fransa'da lüks hayatı yaşayan elitlerden daha iyi beslendiği ve iyi bir hayat sürdüğünü ortaya koymuştur. İslam Tarihinde insanları hayatta yalnız bırakma politikalarına rağbet edilmemiştir. İslam Teolojisine yalnız bırakmaya karşı insanlara serbestiyet vermemiştir. Kamil manada aşkların yaşamış olduğu islam toplumlarında belkide insanların birbirlerine karşı beslemiş olduğu derin saygıdan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Haya “utanma duygusu” insan hayatı üzerinde önemli etkileri vardır. İnsanları hem öyle hayata ve insanlara karşı mesul kılar ki adeta toplumda suç işleme oranlarını’da en askari seviyelere indirir.
 
Nesrin Saldıran bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 72
Kayıt tarihi
: 10.09.20
 
 

Bilimsel olarak yaklaşan, Tarihte ve günümüzde yaşananları kanaatine ve vicdanına uyarak yorumlayan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster