Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
333
 

Askere muhaliflik meselesi

Ülkemizde bir asker/ordu düşmanlığı, muhalefeti oldukça yaygınlaştı.

AKP'nin ya da o tandanstaki gizli ya da açık güçlerin askeri yıpratmaya çalıştığı ileri sürülen bir düşünce.

Bu düşüncenin AKP'nin konumuyla uyuştuğunu söyleyebiliriz. Çünkü, geçmişte AKP benzeri RP, FP gibi partilere karşı askerin ya da yargı organların tutumundan dolayı, AKP ve onun ideolojisine hizmet eden alt güçler aynı duruma düşmemek için önlem almış görünüyor. Bu önlem de, askerin müdahele gücünü azaltma stratejisidir. Askeri çeşitli vesilelerle zorlayarak, meta bir güç olma psikolojisi kırmak isteniyor. Böylece, askerin belki geçmişte tepki göstereceği çeşitli siyasal girişimlerde, sesini kısmanın, konuşsa bile, halk nezdinde itibar görmemesinin imkanı kazanılmış olacak.

AKP'nin askere yönelik tutumunda temel bir nokta budur.

Oysa asker sadece, ekabir bir şekilde siyasete müdahil olmaktan uzak tutulması bir yana geçmişiyle de hesap sorulacak bir konumdadır. Bunlar askeri darbelerdir. Ama AKP'nin derdinin bu olmadığı açıktır. Çünkü onun, askerin yetkisini aşmasına itirazı, kendi uygulamalarına engel olmasını engellemek düzeyindedir, kendi darbesinin önünü kesmek istemektedir. Ama bu işin bir yönüdür.

AKP'nin askere yönelik tutumundaki temel ikinci nokta ise şudur:

Asker, ülkenin kurucu ideolojisi olan Atatürkçülük anlayışının görevlendirdiği bir koruyucu güçtür. Bu yasallaştırılmış koruyucu güç, yalan da olsa doğru da olsa, siyasete müdahil olmasının gerekçesini burada buluyor.

Mesele de buradan çıkıyor, asker, bu koruyucu güç olma misyonunu doğru olarak yerine getirmekten de alıkonmak isteniyor. Ya da bunun başka ülkelerde olmadığı, anti demokrat olduğu söyleniyor.

Ülkenin temel ilkelerinden biri olan laiklik anlayışını, asker kendi güvencesine aldığını rahatlıkla deklare ettiği için, AKP tandansı orduya antileşiyor.

Bu nokta, AKP'nin başka muhaliflerle de kesiştiği bir nokta oluyor.

İlginçtir bu öyle bir durum yaratıyor ki, askeri darbelerle ve siyasi müdahalelerle dolu geçmişi olan askere, bundan dolayı karşı gelmiş ve en büyük eziyetini çekmiş sol kesim destek çıkma durumuna düşüyor.

Çünkü askere karşı tutulan hasımlık, onların hasımlığından farklı. Burada çapraz bir durum var. Askerin darbeci niteliğini reddeden ama ülkenin Kemalist denilen çizgisindeki yerini benimseyen bir hat ile, askerin darbeci niteliğini es geçen ama Kemalist çizgisine karşı olan diğer bir hat, bir çarpı işareti oluştuyorlar.

Birbirlerinin askerde karşı geldikleri şeye diğeri ses çıkarmıyor.

Asker bir bakıma kıskaca alınmış durumda, çünkü her iki hat, birbiriyle çatışırken askere de, arada, bir iki çakıyorlar. Deyim yerindeyse, asker şamaroğluna dönmüş durumda.

Asker ülkeye müdahaleleriyle büyük yanlışlıklar yapmıştır, ancak şunu unutmamak gerekir ki, askerler uzaylı değildir, bu ülkenin kültürel psikolojik ve siyasal yapısının ürünüdür, onun uzantısıdır, kimi zaman nedeniyse, kimi zaman sonucudur. Yanlış yoldan gidilen doğru hiçbir zaman doğru olamaz, doğruya uzun da olsa zor da olsa doğru yoldan gidildiğinde, doğruluğunu kazanır. O nedenle ülkenin tüm sorunlarını askere yüklemek, onun hakettiğinden fazlasıdır ve yanlıştır. Ülkenin kendi kör dinamiğidir tüm yaşadıklarına sebep. Şu an için gelecek adına bir ümit görünmüyor, çünkü güya muhalif bir iktidar sözkonusu gibi ama o da ülkeyi başka bir kör yapıya sürüklüyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızda vurgulamış olduğunuz düşüncelerinize katılmıyorum, zira ileri sürmüş olduğunuz TSK eleştirilerinde sizin kimi saptamalarınız yanlış. Türkiye’de kendisini Özgürlükçü ve demokrat sol olarak tanımlayan kesimin şüphesizki TSK’ya yönelik eleştirileri vardır. Bu eleştiriler TSK’yı yıpratmaz. Aksine TSK kendi asli görev alanına yani sınırları koruma pozisyonuna geçerse hak ettiği itibarı toplumun tüm kesimlerinden görür. Asli görevinin dışına çıkmış bir TSK’nın eleştirilmesi ve bu eleştiriler sonrasında yıpranması, dolayısı ile AKP bu durumdan bir şekilde nemalanıyor Olabilir. Ama TSK’yı eleştiriye tabi tutan güçlerin hepsini top yekün AKP’nin alt gücüdür diye bir saptama yapmak tümü ile yanlıştır. Ayrıca Mor Lale’nin hatırlatmış olduğu bir noktaya bende vurgu yapayım. MGK 1960 Anayasası ile oluşturulmuştur. Bu noktayı atlamayalım. TSK hemen her gün ülkenin siyasal gündemine yönelik açıklamalar yapmaktan imtina göstermezse bu eleştiriler devam edecek ve TSK dahada yıpranacak.

Yıldız Nihat 
 07.11.2009 13:49
Cevap :
Nihat bey yazıma ilginiz için sağolun da, yazımda, 'TSK'yı eleştiriye tabi tutan güçlerin hepsi AKP'nin alt gücüdür' diye bir ifade yok ki, bu, satır arasında da yok. Hatta tersine zaten TSK yı eleştiren en az iki farklı kesim olduğunu ve bunların neyi neden eleştirdiğini ve neyi neden fazla eleştirmediğinin ayrımını yapmaya çalışıyorum. Yorumunuzdaki bu yanlış anlamayı kaldırırsak, söylediklerinizi destekliyorum.  08.11.2009 17:59
 

Saptamalarınıza katılıyorum, küçük bir katkı ile. O kesişim noktasında ise kendisini sol diye tanımlayıp emperyalistlerin uşaklığını yapan maskeli bir kesim de var. Özellikle hiç söylenmeyen ve dillendirilmeyeni açıklamışsınız. teşekkürler.

Ezgi Umut 
 02.11.2009 3:59
Cevap :
Merhaba Ezgi hanım, Türkiye'nin temel dinamiği, MM sağcılığının, solculuğun ülkedeki gelişimini engellemek çabasıdır. Türkiye'nin siyasal tarihi bunun üzerine kuruludur. ABD buna yardımcı olarak sağı desteklemiş sağ da ülkeyi ABD'nin çıkarları için oyuncağı yapmasına izin vermiştir. Alanı ele geçiren ABD kanlı kansız istediği gibi oynamıştır. Bu süreç halen devam ediyor.. PKK'yi ABD'nin düşmanı ilan etmesi ve Türkiye'nin PKK ile işbirliğine girmesi ABD'nin planıdır. Çünkü istese örgütü düşman ilan etmez, uzaktan korur ve kollardı. PKK anlaşmak için, Türkiye'ye dönmek için niye bu kadar acele ediyor, kendisi açısından değişen ne? Yorumunuzda söylediğiniz doğrudur, AKP'nin belli politikalarına destek vermek, bu kırılmamış zinciri perçinlemek anlamına gelir, kimileri bunu bilerek yapabilir, çünkü onlara göre (güçlü abd güçlü türkiye'dir) bazıları ise farkında olmadan yapar, yaptırılır, yani bir atmosfer yaratılır ve insanlar o alana sokulur. İnsan da soluduğunu üfürürür ağzından burnundan  09.11.2009 13:03
 

Yekta Güngör ÖZDEN'in bir kitabında okumuştum;_"Konuşması gerekenler susunca, susması gerekenler konuşur." Ne kadar doğru bir söz. Sonra da "Vay konuştu" diye yaygara koparıyorlar. TSK'nın anayasal görevleri var;rejimi korumak ve kollamak. Bunu nasıl yorumlayacağız peki? Bu saatten sonra bu ülkede darbe marbe olmaz, olmasın da zaten.O zaman da şimdiki gibi köpeksiz köyde değneksiz gezmeye devam edecekler. Ulusal Kanal, ART, BizTV gibi muhalif kanallara bile tahammülleri yok. Hepsinin başındaki adamlar içerde. Bunun adı da demokrasi öyle mi? Hamdolsun(!)

Uguristanbul 
 30.10.2009 10:13
Cevap :
Askerizm, sol ve çağdaş bir düşünce için, siyasal mücadele gerektirecek bir konudur. Ancak bu siyasal mücadele gerektiriyor diye, haksız ve hukuksuz mücadele meşru olamaz. Adil bir insan, düşmanına dahi haksızlık yapıldığında, düşmanının yanında yer alabilecek insandır. Bizim bugünkü gündemimizde ise, bazı kesimler, her ne olursa olsun siyasal rakibinin yere düşmesi ve sonra da onu tekmelemek için can atıyor. Ortamda buna imkan veren bir siyasal atmosfer var.  30.10.2009 14:21
 

ilgi çekici yazınızı okudum . özellikle sol kesimle ilgili söylediklerinize tam katılmadığımı belirtmek isterim. daha çok kafa karışıklığı olan kesim chp kesimidir. bunda da esas olarak ergenekon sürecinin başlangıcında özen gösterilmemesinin payı çoktur sanırım . yani silahlı operasyon zanlısı ile yazarı çizeri aynı kefeye koymaktan gelen bir tepki .. ne yazık ki akp bu sürece en azından başlangıçta siyasi muhaliflerini susturma amaçlı yaklaşmıştır. karşılıklı savrulmalar işte. asıl söylemek istediğim MGK 1960 anayasası ile oluşturulmuştur. Atatürk döneminde ve sonrasında yoktur. teşekkürler, selamlar

mor lale 
 30.10.2009 0:56
Cevap :
Sol kesimle ilgili eleştirinizde haklısınız, tabiki tek bir sol yoktur, burada, solu tek bir sol gibi geçmemin nedeni, solun içinde hakim olan genel eğilimin bu olduğunu düşünmemdir, bunun içinde merkez sol da vardır, sosyalist sol da vardır, ancak bu hakim düşünceye zıt başka sol yapılar da vardır, bunlar da doğaldır. Yorumunuzda, chp kesimi derken sanki örtük bir şekilde sol olmayan bir düşünceyi kastediyor iseniz, bu düşüncenizi savunabilirsiniz, ancak onun tek sol olmadığını başka sollar da olduğunu söylemeniz gerekir. Beğenmeseniz de o sol bir partidir. Anlatabiliyor muyum?  30.10.2009 14:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 977
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster