Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '11

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
308
 

Atatürk diyor ki;

Atatürk diyor ki;
 

Eğitim, sanayi, finans gibi büyük kurumların ön cephelerinde,  koskocaman harflerle yazılmış, Atatürk'ün şu vecizi göze çarpar  "TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN"...

Bunun söylendiği tarihlerde  güven duyguları içinde  ulusca çalışılıyormuş...Sonrasında tabii hak olan öğünme...

Bugünlerimizi, özgürlüğümüzü, dünya coğrafyasındaki varlığımızı, önderliğindeki harekete borçlu olduğumuzu akıllardan çıkarmamak  kaydıyla,   Atatürk'ü sevmek içimizden gelmeli, ilkelerine bağlılık ise vazife olmalıdır.

Atatürk'ü seviyorum, seviyoruz demek yetiyor mu? Meydanlarda, mitinglerde, söylevlerde, yazılarda  sevdiğimizi ifade etmek ne kadar gerçekçidir ve ne kadar anlam ifade eder?...Bence sözle  değil, söylediklerini yapmakla, sözlerini fiili olarak uygulamakla sevdiğimizi ispatlamalıyız...

Hepimizin bildiği gerçekler vardır, sevgi, iştir, emektir...Emeğin olmadığı sevgi bir şey ifade etmez...

Peki biz ne yapıyoruz? Sorgulayalım kendimizi ama  tarafsız  olarak...

Her sene  10 kasımlarda özlemlerle Atatürk'ümüzü  anarız, onun ötesinde...Yok bir şey...

Pek çok kişinin hoşuna gitmeyecek biliyorum ama;

Kahvehanelerde pinekleriz,  okey, kız-papaz oyunlarıyla zamanımızı öldürürüz... 

Bilgisayar başında  chat-sohbet odalarında laklaka...Yine zamanımızın  katili oluruz....

Gençlerimiz  vakitlerinin çoğunu   sevgililerine ayırırlar... 

Bitmeyen, sonu gelmez sohbetler, cep telefonlarıyla yapılır...

Harcamalar, hesapsızca...

Bütün bunlar için gereken maddiyat, anne-baba veya birilerinden sağlanır...

Çalışmak mı?  O konuya girmeyelim isterseniz.

Öz olarak, iş  beğenmezler. Masa başı,  9.00-18.00 saatlerinde, kolay iş, çok para...Bunun dışında ı-ıh...Ağır  ve zor işlere gelemezler efendim...

Peki Atatürk şöyle mi demiş?  "Çalışma, ananın-babanın kazandıklarını ye, yan gel yat...Öyleye doğru kalk"...

Kim ki, "ATATÜRK'Ü SEVİYORUM"   diyor, sözlerine değil, yaptıklarına bakarım...

Atatürk'ü sevmek, her 10 kasımlarda özlemlerle anmak değil,

Atatürk'ü sevmek şiirler methiyeler yazmak değil,

Atatürk'ü sevmek, O'nun gösterdiği yolda  yürümektir, ama bizzat, hakkını vererek...

Sonrasında sevdiğinizi söyleyin veya söylemeyin,  yaptıklarınız  zaten söyleyecektir Atatürk sevgisini...

Yurdagül Alkan

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aramızdan yeni bir Atatürk çıkarabiliriz. Çıkarmamız da gerekiyor. Yoksa düzlüğe çıkmamız imkansız. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 17.11.2011 18:38
Cevap :
Sevgili Asi Güvercin, düzlüğe çıkmamız yakındır Allah'ın izniyle...Her bir vatan evladında ATATÜRK RUHU bulunduğuna göre, ÖZÜMÜZE DÖNERSEK, kolay...Bu ruh yetecektir...Selamlar ablacım...  17.11.2011 21:05
 

Güneşle birlikte başladı muhteşem buluşmaların kavimler göçü. Zafer kıtaları gibi bölük bölük, yumak yumak, dalga dalga aktılar Türkiye’nin kalbine doğru. Onları ellerinde ayyıldızlı bayraklar, omuzlarında Anafartalar kahramanı ve kalplerinde Cumhuriyet mührü, ayağa kalkmış bir ulus bekliyordu.

Kerim Korkut 
 17.11.2011 16:52
Cevap :
Kurtuluşumuz için, bizler için canlarını feda eden aziz ve kahraman şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekânları cennet olur inşaAllah...Selamlarımla...  17.11.2011 21:00
 

Soruyorlardı kimi cahiller ”Nerelisiniz? Amasyalı, Uşaklı, Vanlı mısınız?” Dumlupınar’ı gösteriyordu en öndeki. Conk Bayırı’nı, Kocatepe’yi, Sakarya’yı, İnönü’yü. ”Biz oralardan geldik.”

Kerim Korkut 
 17.11.2011 16:51
Cevap :
Evet, o günlerde, tek vücut, tek kimlik, ülkü birliği içinde tek yürek...İşte o ruh, bugünleri oluşturdu...Nurlar içinde yatsınlar aziz şehitlerimiz...Selamlarla...  17.11.2011 20:57
 

Biz de yürüdük, bilirim, Kalahari Çölü’nün kumları gibi yakar bu günlerde Tandoğan Meydanı’nın kaldırımları. Eski zaman çarıkları gibi incecik çıplak ayaklarda, burma burma örgülü beyaz yazlıkların içinde yanar kavrulur ayacıkları. Sanki Cahit Külebi’nin şiirinde Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı taşıyan Elif’e özenmişler. Alınları terli, gözleri mahmur. Sanki Mustafa Kemal’in kağnısını kara geceden geceden onlar yeldirmişler.

Kerim Korkut 
 17.11.2011 16:50
Cevap :
Ne zor günlermiş o günler...İmkansızlıklar içinde, imkan yaratmak...Her babayiğidin harcı değil...Selamlarla...  17.11.2011 20:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 343
Toplam yorum
: 5799
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster