Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
689
 

Utanmayın

Utanmayın
 

Başın öne eğilmesin, daima yukarıya doğru...


Günlerimiz tekdüze hep mutlu geçmiyor  veya her zaman mutsuz olmuyoruz. Genel olarak yaşantımızda haz elemi, elem de hazzı takip ediyor...

Beklenmedik bir zamanda kötü bir sürpriz sonucu yoğun üzüntülerin altında kalırsınız  ve boğulacak gibi olursunuz ya... İşte bu sıkıntılı anda hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyorsa içinizden, saklamayın gözyaşlarınızı ve ağlamaktan utanmayın.  (Kadın erkek farketmez, ağlamak bazen güzeldir.)

Ağlamak faydalıdır, gözyaşlarıyla vücuda zarar veren kötü hormonlar atılır, gevşeme ve rahatlık sağlar varsa tansiyonun düşmesinde bile etkendir.

Yaşamsal ihtiyaçlar için çalışmak şart. Ama ne var ki, işiniz, hayallerinizdeki iş değil. Gençlik yaşlarınızda neler düşlemiştiniz... Ama sonra, işsiz kalmaktansa bulduğunuz işe sahiplendiniz ve uyum sağlayarak işin hakkını vermeye gayret ediyorsunuz. Bu aşamada, işinizi  gözünüzde küçük  görüyorsunuz ve yakın çevrenizden gizlemeye çalışıyorsunuz. (Bloglarda bile işini gizleyeni gördük.)

İş, iştir, küçüğü büyüğü olmaz işin, şereflisi veya şerefsizi vardır. O yüzden, işinizden utanmayın.

Ülkemizin doğu veya Güneydoğu bölgelerinde, farklı etnik guruptan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişsiniz. Bu sizin seçiminiz değil. Kötü bir olaya karışmadıktan sonra etnik kimliğinizi gizlemeyiniz. İnsan gibi insan olmak yeterlidir. Bu yüzden etnik kimliğinizden utanmayın...

Doğuştan veya sonradan olan kazalarla, görünen veya görünmeyen bedensel  bir özrünüz var. Bu özür, bu kusur, sizin kusurunuz değil, kader deyip geçin ama asla özürlü oluşunuzdan utanmayın.

Yaşam, nimetlerini size biraz cimri olarak sunmuş olabilir. Yoksul kalmışsınızdır. Gayret ediyorsunuz, çalışıyorsunuz, bu durumu aşmak için harcamalarda kısıntılar yapıyorsunuz. Gayet normaldir ama sakın ola ki, yoksulluğunuzdan utanmayın...

Öncelikle kendinizce bile kabul görmeyen bir hata işlemişsiniz.... Hatalar insanlar içindir. Başkalarının zararlarına ve kayıplarına sebep olmayan hatalarınız için... Yürekli olun,  itiraf edin ve özür dilemekten utanmayın. Özür dilemek, karşıdaki kabul etsin veya etmesin sizi küçültmez, bilakis yücelen siz olursunuz.

Buraya kadar yazdığım bir kaç örnek, utanılmaması gereken istem dışı olaylardır. Benim aklıma gelmemiş başka örnekler de olabilir.

Utanılması gerekenler ise, toplumca kabul edilmediği bilindiği halde, bilerek ve isteyerek ve hatta kasıtlı olarak yapılan geri dönüşü mümkün olmayan  büyük hatalardır. Ve asla telâfisi mümkün değildir. Ölünceye kadar kişisiyle anılırlar. İşte o hatalar utandırıcıdır... Örnekleri siz de biliyorsunuz.

Demek isterim ki; Yaşantımızda her türlü hareketlerimize, verdiğimiz sözlere, genel ahlak kurallarına, borcumuza, harcımıza, ilişkilerimize, konuşmalarımıza, yazışmalarımıza öz olarak her şeyimize dikkat etmek zorundayız.

Hani derler ya, adam gibi adam olmak... (birazcık gayretle)

Ben de ilave edeyim; kadın gibi kadın olmak... (birazcık itinayla)

İkisinin ortak noktası, "insan gibi insan olmak" buna özen göstermeliyiz. (Kişi isterse kolay)

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatımın tek ve en büyük amacı adam olmak... Ne kadar adam olduğumuysa, ben değil, ancak karşımdaki insanlar söyleyebilir. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 03.12.2011 0:20
Cevap :
Şimdiki takip ettiğiniz rota gösterecektir amacınızdaki erişimi...Kendi iç dünyanızla yapacağınız sorgulamada, varsa negatif yönlerinizi kendiniz göreceksiniz ...Biz artılarınızı görüyoruz. Teşekkürler, çok selamlar...   03.12.2011 14:26
 

İç huzuruyla, onurlu ve dürüst bir kişilikle yaşadıktan sonra hiç bir şeyden "utanmamalı" insan! Bu durumu yazınızda güzelce dile getirmişsiniz değerli yazarım. Bu anlamda da erişilen noktada (buradan, MB'dan çok değerli bir yazar arkadaşımızın -bir vesileyle- ifadesiyle) "...iç huzuru korumak ve çevremizdeki insanlara da huzur vermek, onların da kendi öz'lerine dokunmalarına bir nebze de olsa katkıda bulunmak..." önemli olsa gerek! Bu değerli paylaşımınıza da içten teşekkürler ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 10.11.2011 14:28
Cevap :
Utanç duyulacak veya utanılmayacak durumlarımızı çok net olarak ayrıştırdığımda şu sonuca varıyorum değerli yazarım: Kişinin iradesi dışında oluşanlar "utanılmaması" gerekenler...Ama iradesiyle yaptığı ayıplı davranışlar" utanılası" olanlar...Yani, iradeyi ön planda tutuyorum ki, dediğiniz gibi, onurlu, dürüst bir kişilikle yaşamamızı sağlayan da irademizdir. Onu iyi yönde kullanmayı bilirsek, sanırım yetecektir. Teşekkür ederim selam ve saygılarla...  10.11.2011 18:24
 

Yok be canım kardeşim!Erkek adam çocuk gibi ağlar mıymış?Millet olmayandan,eksiklikten utanır Allah ne varsa vermiş bana.Kara kaş kara göz,sırma gibi saçlar,boy pos,göbek balina,alın tos...Şimcik birader ablacığım ben de hani garibanların yanında işte bu fazlalıklarımdan utanıyorum.Elimi cebime atamıyorum.Ne zaman bunu yapsam parmak aralarıma yurolar dolarlar sıkışıyor.Asgari ücretli Türkişlerin yanında ayıp oluyor icabında!Saçlarımı tarayamıyorum etraf kel dolu.Geçen fito Kazımda bir artizlik çektirem dedim çirkinin biri bana baktı baktı yakışıklılığıma dayanamadı kahrından öldü. Yaaaaa ablası...Bi de utanma diyon.Gel de utanma!

Kerim Korkut 
 08.11.2011 17:45
Cevap :
Kerim beyden, esprilerle dolu bayramlık bir yorum. Teşekkür ederim. Bazen eksiklikler utandırır insanı ama fazlalıkların utandırıcı olup olmayacağı hiç aklıma gelmemişti. Bunu düşünmem lazım. :-))) Huzurlu ve mutlu bayramlar dilerim, selam ve saygılarla...  09.11.2011 12:42
 

Merhabalar sevgili Yurdagül Ablacığım, yazınız hem konu olarak hem de üslup bakımından çok güzel. Sizi kutlarım, elinize ve yüreğinize sağlık. Ablacığım ben de bir doktor olarak "Hastalıktan utanmayın, onu tanıyın, öğrenin ve altedin..." diyorum...Şen ve esen kalın...

Dr Atanur Yıldız 
 30.10.2011 16:04
Cevap :
Atanur kardeşim, hastalıktan utanılır mı? Duyarız bazıları saklar, sır gibi söylemezler rahatsızlıklarını...Söylesinler ki, karşıdaki hareketlerini, tavırlarını ona göre ayarlar mesela, şeker veya tansiyon hastasının sinirlenmemesi lazım. Mesela yemekli bir görüşmede ona göre menü hazırlanır vs...Yazımı beğenmene sevindim, sağolasın. Esenlikler hepimizin olsun ablam...  30.10.2011 20:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 341
Toplam yorum
: 5795
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1660
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster