Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
807
 

Ay-Yıldız ve duaların gücü

Ay-Yıldız ve duaların gücü
 

Evet. A Milli Futbol takımmız hiçbirimizin hayal edemediği büyük mucizeleri gerçekleştirdi ve yarı finale yükseldi. Kimisi bu durumu futbol mucizesi, kimisi inancın zaferi, kimisi de sonuna kadar mücadelenin eseri olarak yorumladı. Şüphesiz bunların hepsinde gerçek payı var. Ama en büyük gerçek "duaların gücüdür".

İyi oynadığımız ancak kaybettiğimiz Portekiz maçından sonra İsviçre'ye karşı son dakikalarda gelen gollerimiz ile gerçekleşen başarıdan sonra Çekoslavaklara karşı 2-0'dan yine son dakikalarda 3-2'ye getirirken herkes yine mucize demişti. Sizce bu mucizeyi dünyanın en iyi 3 kalecisinden biri olarak gösterilen Peter Cech sayesinde mi gerçekleştirdik? Cech, durum 2-1 iken Hamit'in antremanlarda yapılan orta türünden bir ortayı nasıl elinden kaçırdı? Hem de çok rahat bir durumdayken! İşte o golden sonra kendime şöyle demiştim;

" Belki çok özel birilerinin, belki de 70 milyonun duaları sayesinde bu hata oluştu ve beraberliği yakaladık. Bu maçı kesinlikle biz alacağız, çünkü allah öyle istiyor."
Evet o maçı yine son saniyelerde attığımız golle kazandık ve çeyrek finalde Hırvatların rakibi olduk. Hırvatlar çok zor bir rakipti. İngiltere'yi deplasmanda yenerek turnuva dışına itmiş, turnuvada ise Almanya'yı yenerek gruptan birinci sırada çıkmıştı. 90 dakika boyunca gol olmazken ilk yarıda bomboş pozisyonda topu önce direğe, sonra dışarı gönderen Hırvatları görünce yine aynı şeyi söyledim.

Bunu aynı ortamda maç seyrettiğim birçok insandan da duydum. Hatta bazılarının söylediği sözler hala kulaklarımda. "Bizim kalenin önünde yatır var herhalde, top bizim kaleye girmek istemiyor" diyorlardı. Görünmez kalecilerimiz vardı sanyorum kalemizin önünde. Ben meleklerin bizim kalemizi koruduğuna inanıyorum maç boyunca.

Uzatmanın son dakikasında ilahi güç şöyle dedi herhalde. "Ben kullarımı çok ama çok sevindireyim"

119'ncu dakikada golü kalemizde gördüğümüzde televizyona doğru yürüdüm, düğmeyi kapatmak için. Moraller bozulmuştu. Evdeki konuklarımız söylene söylene evi terketmeye hazırlanırlarlarken içimden bir ses şunu söyledi.

"Dur televizyonu kapatma, bekle!.."

O sırada dakikalar 120'yi gösteriyordu. Hatta 121'e girmiştik. Yani aslında maç bitmişti. Hiçbir duraklama dakikası yaşanmamasına rağmen hakem nasıl olmuştu da son düdüğü çalmıyordu?

Sebebini söyleyeyim. Hakemin basiretleri bağlanmıştı. O son düdüğü çalamıyordu.
İnanın turnuva boyunca yaşadığımız mucizeleri gördükten sonra buraya kadar mı diye kendime soruyordum o son 1 dakika içinde. Elim düğmeye gitmedi. Sanki yaradan allahımız "bekle, yeni bir mucize göstereyim" size diyordu.

Hani Nasrettin Hoca'nın kaybettiği eşşeği bulduğu zaman nasıl sevindiği konusundaki hikayeyi hepiniz bilirsiniz.

Allah (c.c) hepimizi bir kez daha sevindirdi.

Televizyonu kapatmaya parmağım gitmezsen Semih'in kendi ifadesi ile "yaradana sığınıp vurduğu" şutu ağlarda gördüğümde "tamam artık, bu maç yine bizim" dedim. Penaltılara giderken inanın kafamda en küçük bir şüphe yoktu maçı alacağımıza dair.

Hırvat futbolcuların penaltı atışı yapmaya giderken yüz ifadelerinde "ben bu penaltıyı atamayacağım" ifadesi vardı. Zaten nasıl olmazdı ki? Düşünsenize 119'ncu dakikada galip duruma yükselmişsiniz ancak son dakikada golü kalenizde görmüşsünüz.

Penaltıları seyretmeye başlamadan önce evdeki tüm misafirlerde aynı düşünce vardı.

"Rüştü hayatı boyunca penaltı kurtarmadı. Yine kurtaramaz. Ama onlar topu dışarı atacaklar"

Evet Hırvatların dünyaca ünlü 2 yıldızı topu dışarı göndermeyi "başardı"
Herhalde goldeki hatası nedeniyle yüzbinlerce, belki de milyonlarca kişiden "bela" alan Rüştü'ye Allah acımış olacak ki ona da kahraman olma fırsatı verdi. Son penaltıyı Rüştü kurtardı ve hatasını affettirdi. Rüştü şimdi bir kahraman olarak anılıyor.

Hayatım boyunca yaşamadığım heyecanı son 15 gün içinde yaşadım. Düşünün ki 90'ar dakikadan oynandığını düşünürsek 4 maçta toplam 360 dakika, son maçtaki uzatmayı da 30 dakika düşünürsek toplam 390 dakika boyunca sadece 9 dakika galip duruma geçmişsiniz. Turnuvada yarı final oynayacaksınız.

Bundan büyük mucize olur mu?

Evet olur. Artık herşey olur. Turnuvanın favorisi olan ekiplerden Almanya'ya karşı Tuncay, Servet, Arda, Nihat, Emre, Volkan gibi as oyuncularınızdan yoksun çıkacaksınız. Yorgunluktan bitmiş bir takıma sahipsiniz. Ama yüreklerinde inanmışlık, arkalarında milyonların duası ve allahın yardımıyla biz sahada 11 kişi değil, manevi güçlerin desteğinde oynuyoruz.

Almanları da yenersek hiç mi hiç şaşırmayın. Ben şaşırmayacağım.

Çarşamba günü bir "mucize" daha ümidiyle!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2747
Kayıt tarihi
: 09.04.07
 
 

On yıldan fazla süredir reklam ve halkla ilişkiler sektörü ile internet ortamında medya sektöründe h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster