Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
719
 

Azrail'i öldürmek.....

Azrail'i öldürmek.....
 

spiderfight-clanmember.webs.com


Merhaba Mert, nasılsın?"

"Oooo, Onur hoşgeldin. Ne zaman döndün İran'dan?"

"Birkaç günlüğüne geldim. Hafta başı dönüyorum. Sen neler yapıyorsun?"

"Hiç sorma ya...Biliyorsun hükümet Kanun Hükmünde Kararname ile Tam gün yasası çıkardı. Burada boş boş oturuyoruz."

"Nasıl yani?"

"KHK 26 Ağustos'da yürürlüğe girdi. Öyle bir madde var ki orada, "Mesai saatleri dışında Yüksek Öğretim Kurumları'dan başka yerlerde mesleki faaliyetlerde bulunan meslek ve sanatlarını serbest olarak icra eden öğretim üyelerimiz, fakültelerimizde döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde eden hizmetlerde çalışamamakta sadece eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunabileceklermiş." Biliyorsun ben özel hastanede de ameliyat yapıyorum ama bu yasa gereği burada sadece eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunabilecekmişim, ameliyat için sırada bekleyenler var, ama benim ve benim gibilerin elleri kolları bağlı."

"Sen iyi bir cerrahsın Mert. Çok yanlış yapıyorlar bence."

"Bence de yanlış yapıyorlar. Bu tam gün yasası daha önce yasalaşmış, fakat Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi aynı şeyi KHK ile yapıyorlar."

"Eee, iktidar ellerinde, istedikleri gibi at oynatıyorlar."

"Valla Onur, hiçbir tadı kalmadı buranın artık."

"Bak ne diyeceğim Mert, sen de İran'a gelsene, benim çalıştığım hastanede cerraha ihtiyaç var. Üstelik burada kazandığının dört mislini kazanabilirsin."

"Neşe hayatta kabul etmez. Ne işimiz var İran'da der?"

"Ya... 2 yıl çalışsan, burada 8 yıl çalışmış gibi gelir elde edersin. Baktın olmuyor, geri dönersin. Bu akşam size geleyim, Neşe'yle de bu durumu konuşalım."

"Gelmesine gel de, Neşe'yi ikna etmek zor olur bence."

"Bir deneyelim, senin aklın yattı mı bu işe?"

"Valla, bilmem ki...Onur."

******

Mert ile Onur İstanbul Tıp Fakültesinin birinci sınıfından beri samimi arkadaşlardır. Mert Üniversite'nin tıp fakültesinde çalışırken, Onur İran'da müteahhitlik yapan kayınpederinin ısrarıyla, Tahran'da bir hastanede çalışmaya başlamış, eşiyle birlikte de 3 yıldır orada yaşamaktadırlar.

"Ne diyorsun Onur'un teklifine Neşe?"

"Git...Mert ya....Ben İran'da nasıl yaşarım?"

"Öyle deme Neşe, İran buradan görüldüğü gibi değil. Bizim bulunduğumuz bölgeye ne devrim muhafızları, ne de din polisi giremiyor bile. Tahran'ın en sosyetik semtinde oturuyoruz."

"Ben başımı falan örtemem Onur."

"Yok, ya. oradakiler, formaliteden başlarına bir örtü koyuyorlar. Saçlarının sadece arka tarafı kapalı. Bizim buradaki türbanlılar çok daha fazla kapalı. Varoş semtlere bakma orada çarşaf giyenler de var. Esas baskı fakir semtlerde oturanlara. Bizim bölgede kimse kimseye karışmıyor. Hem sana bir örnek vereyim. Bizim first lady'miz, İran'ın first lady'sinden çok daha kapalı."

"Valla, first lady'ler beni hiç ilgilendirmiyor Onur."

"Sen ne diyorsun Mert?"

"Valla, eğer dediğin gibiyse, maddi bakımdan avantajlı görünüyor. Yine de son kararı Neşe verir. Oraya yalnız gidecek halim yok.."

"Git istersen, orada Muta dedikleri, günlük aylık nikahlar varmış. Alırsın bir tane İran'lı, onunla yaşarsın."

"Olur mu hayatım? Ben senin üzerine gül koklar mıyım?"

"Bak Mert, aslında senin Farsça'n da fena değil."

"Evet okul döneminde nereden aklımıza gelmişse Farsça ders almıştık seninle. Sonradan öğrendim ki Aynur'un babasının gözüne girmek için beni zorla Farsça dersine götürmüştün. "

"İnan Mert, Farsça öğrenmemin çok yararı olmuştu. Kayınpeder beni çok kültürlü bulmuş, kızı da hemen vermişti.

"İyi işte ben Farsça bilmiyorum, Siz birlikte iyi anlaşırsınız."

"Sitem etme Neşe, orada İngilizce de çok geçerli. Zaten Aynur orada. Seni yalnız bırakmaz. Sonra birkaç tane daha Türk aile var. Onlarla da çok iyi anlaşıyoruz."

"Bilmiyorum Onur, bilmediğim ülkede nasıl yaşarım ki....Hemen karar verilecek bir durum değil bu durum."

"Siz aranızda düşünün. Eğer gelmek isterseniz bana haber verirsiniz. Ben orada gereği ne ise yaparım. Tamam mı Mert?"

"Tamam Onur'cuğum. Bir durumumuza bakalım. Hayırlısı ne ise o olsun."

"Oldu o zaman. Geç oldu. Ben kaçtım. Yemek için teşekkürler Neşe. Eline sağlık hepsi çok güzel olmuş. İran'a geldiğinizde Aynur da sana Acem köftesi yapar. Çok lezzetlidir, onu da söyleyeyim."

"İyi geceler, gitmeden konuşuruz yine."

"Tamam, ararım seni Mert."

******

"Bu ay evin taksidi ödemekte zorlanacağız Neşe. 3 ay sonra da yüklü bir ara ödememiz var biliyorsun."

"Bizim şirket de kapandı. Ben de uzun zamandır iş bulamıyorum."

"Öyle ama, bu Tam gün yasası elimizi kolumuzu bağladı. Eğer Üniversite'de ameliyat yapabilsem bu kadar sıkışmazdık, ama şimdi bayağı zorlanacağız gibi gözüküyor."

"Bir çıkar yol olmalı."

"Burada akşama kadar boş boş oturuyoruz. KHK  eğitim ve araştırma yapmamızı istiyor ama hasta olmayınca neyin araştırmasını yapacağız. Çok sıkılıyorum Neşe çok..."

"Üzülme Mert'çiğim. İstersen Onur'un teklifini düşünelim diyorum."

"Sen İran'a gitmek istemiyordun ama."

"Öyle ama, Onur'un dediği gibiyse en azından maddi sorunlarımız olmaz. Evin taksitlerini rahatlıkla öderiz. Baktık olmuyor, borcumuz bittikten sonra döneriz."

"Sen ciddisin."

"Evet, ilk başta çok yadırgamıştım ama, Onur ve Aynur orada hayatlarından memnunlarmış. Yalan söyleyecek halleri yok ya. İstersen ara Onur'u işlemlere başlasın."

"Canım...benim......"

******

"Bugün kaçıncı ameliyata giriyorsun Mert?"

"Bu üçüncü. Saat 16.00 da son bir ameliyat daha var."

"Nasıl memnun musun İran'dan"

"Valla iş çok. Ona göre parası da çok iyi. Geleli 6 ay oldu. Evin ara taksidini de diğer taksitleri de ödedik. Elimizde de hayli yüklü para kaldı."

"İnsanın doğduğu yer değil, doyduğu yer önemlidir Mert."

"Öyle gerçekten,"

"Dün akşam Neşe'yi neşesiz buldum. O memnun değil mi buradan? Aynur'a da biraz şikayette bulunmuş ."

"Televizyonlarda suçluların canlı yayında infazını gösteriyorlar ya, sinirleri bozulmuş. Aslında onları  izleyince   benim de moralim bozuluyor."

"Ya, adam üç çocuğa tecavüz etmiş, sonra da öldürmüş. İbret olsun diye bunları vinçlere asarak afişe ediyorlar."

"Geçen gün de PJAK'lı iki teröristin infazını yayınladılar."

"Ama İran bu şekilde PJAK'ı bitirdi gibi."

"Darısı bizimkilerin başına. Biz de PKK yı bitirsek, de ülke rahata erse"

"Tamam Mert, birazdan bir hastam gelecek. Akşama görüşürüz."

"Tamam Onur, kolay gelsin."

******

"Erken kalkmışsın Mert, Bugün Cuma tatili. Biraz daha yatsaydın."

"Bak televizyon yine infazları yayınlıyor."

"İzleme şunları ya,,,Haydi, gel kahvaltı edelim."

"Biz ameliyatlarla hayat kurtarırken, diğer taraftan sağlam adamlar, öldürülüyor. Bir taraftan insan olarak utanıyorum, diğer taraftan da hakettikleri cezayı aldıklarını düşünüyorum."

"İran kanallarını izlemeyi bırak artık, istiyorsan bizim Türk kanallarını izle."

"Ülkede değişen bir şey yok. Yine şehitler, yine teröristler, her gün ya polisler ya askerler ölüp gidiyor. Şu terörü bir türlü önleyemediler."

"Allah cezalarını versin, canlı bombalar, beyinleri yıkanmış bunların."

"Öğleyin biz Onur'la Cuma namazına gideceğiz.  Sonra Onur'lara gideriz. Giderken seni Aynur'a bırakayım."

"Tamam, biraz oyun oynayıp açılırız orada."

******

"Merhaba Mert."

"Sen de kimsin?"

"Tanımadın mı beni? Ben Azrail'im."

"Ne istiyorsun benden?"

"Senin canını almaya geldim"

"Şaka yapıyorsun. Senin orağın bile yok."

"Ha,,ha,.,,haa.... Sizler beni elinde orak, kapişonlu iskelet gibi sanıyorsunuz değil mi?"

"Evet."

"Ben her kılığa girerim. İşte şimdi insan kılığındayım ve senin canını alacağım."

"Hayır, dur bir dakika, ben hasta değilim, bir şeyim yok benim."

"Şimdi ruhun bedeninden ayrılıyor Mert."

" Hayır, hayır, daha değil....Hayıııııır...."

"Mert Uyan, uyan, kabus görüyorsun herhalde...Mert....Sana söylüyorum...."

"Oh...oh...neredeyim ben?"

"Nerede olacaksın? Yataktasın işte. Ben de senin sesine uyandım. Neden bağırıyordun?"

"Sorma Neşe bir kabus gördüm. Rüyamda Azrail'i gördüm. Bizim gibi insandı. Senin canını almaya geldim diyordu bana."

"Tabii, televizyonda devamlı idamları izlersen olacağı buydu..Sinirlerin bozulmuş senin."

"Haklısın kaç gündür, doğru dürüst uyuyamıyorum. Gözümü kapıyorum, bir taraftan hastalar, ameliyatlar, diğer taraftan infazlar gözümün önüne geliyor. Bunların birikimi oldu galiba. Kalkıp bir su içeyim."

"Sen yat, ben getiririm."

"Sağol canım."

******

"Doktor Mert bey, Dr. Mert bey lütfen acile geliniz"

"Doktor Mert bey, acile lüften!"

******

"Ne oldu Abbas?"

"Bir trafik kazası, durumu ağır Mert bey"

"Siz ameliyathaneyi hazırlayın. Ben bir muayene edeyim"

"Doktor bey, babam kurtulacak mı?"

"Babanızı ameliyata alacağız. İç kanama gözüküyor. Umarım geç kalmayız"

"Lütfen kurtarın babamı doktor bey!"

"Babanızın adı neydi?"

"Azrail"

"Siz ciddi misiniz?"

"Bu durumda şaka yapacak halim mi var doktor bey"

"Peki babanız ne iş yapıyor"

"İnsanların canını alıyor"

"La havle!"

******

Ameliyat sırasında Mert'in aklından karışık düşünceler geçmektedir.

"Bu gece rüyamda Azrail'i gördüm. Senin canını alacağım diyordu."

"Şu an ameliyat ettiğim hastanın adı Azrail."

"Oğlu şaka mı yapıyordu? Yok canım...Bu bir şaka değildir herhalde"

"Acaba oğlu zeka özürlü mü? Ama hiç de öyle birine benzemiyor."

"Ama babam insanların canını alıyor diyordu."

"Gerçekten Azrail olabilir mi?"

"Onu kurtarırsam, benim de canımı alır mı?"

"Aorta bağlanan damarda fazla kanama var. Onu durdurabilirim, ama durdurmasam mı acaba?"

"Hipokrat yemini?"

"Boşver hipokrat yeminini. Adam Azrail'miş işte."

"Rüya tesadüf müydü acaba?"

"Onu ben öldürmüyorum ki, trafik kazası geçirmiş işte."

"Beni kimse suçlayamaz ki!"

******

"Başınız sağolsun. Babanızı maalesef kurtaramadık. Çok fazla kan kaybetmiş hastaneye gelene kadar."

"Olsun doktor bey. Ben kadere inanırım. Siz elinizden geleni yaptınız. Yine de sağolun"

"Peki siz  ne yapacaksınız?"

"Bundan sonra mı?"

"Evet"

"Babamın işini sürdüreceğim."

******

"Ne oldu Mert? Yüzün sapsarı olmuş"

"Gel otur Onur. Biraz önce bir ameliyata girdim. Ama başarılı olamadım. Yaralı EX oldu."

"Duydum, trafik kazasıymış. Kazalarda ne yazık ki hastaneye geç ulaşınca kurtarma ümidi de azalıyor."

"Ölen adamın adı Azrail'miş."

"Bunda şaşılacak bir şey yok Mert. Burada Melek isimlerine çok rastlarsın. Azrail, Cebrail, İsrafil çok rastlanan isimlerdendir."

"Tamam ama, oğluna babasının mesleğini sordum"

"Neymiş mesleği"

"Babam insanların canını alıyor dedi"

"İlginç"

"Mert bey!"

"Buyrun hemşire hanım"

"Ameliyat raporunu hazırladım. Ölüm nedenini sizin yazıp, imzalamanız gerekiyor."

"Tamam verin yazayım"

"Kan kaybından ölüm"

"Bir dakika Mert"

"Ne oldu Onur?"

"Rapora bakabilir miyim?"

"Al bak."

"Çok ilginç. Ölen adamın mesleğini okudun mu?"

"Yok okumadım. Neymiş mesleği?"

"Cellat"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erol Bey, size bir kere daha şapka çıkardım ! :) İnanın çok imreniyorum şu yazım tekniğinize :) Özellikle diyaloglarda çok başarılısınız.. Konuşmalar son derece doğal ve sanki kurgusuzmuş gibi akıp gidiyor.. Sinema filmi izler gibi okuyorum.. Erol Bey daha sık öykü yazın lütfen.. Behzat Ç. serinizi de büyük bir keyifle takip etmiştim.. Yeni öykülerinizi /kurgularınızı merakla bekleyeceğim :) Yürekten tebrikler, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 17.10.2011 11:43
Cevap :
Son zamanlarda güncel olaylar beni öykü yazmaya sanki mecbur ediyor. Daha şimdi MB ile aksaklıkları içeren mizahi tarzda bir öykü yazdım. Umarım beğenirsiniz. :) İlginize çok teşekkürler Sibel hanım. Sevgiler.....  17.10.2011 11:45
 

:)) Harika kurgular yapıyorsunuz Erol Bey. Türk filmlerindeki gibi sonunu kestiremiyoruz. Bu da öykünün değerini artırıyor. İnşallah meyvelerini tez zamanda toplarsınız. :))

Ayrıntıda gezinmek 
 15.10.2011 23:30
Cevap :
Merhaba Aynur hanım.
MB de yazmaya başladıktan sonra aklıma ani bir konu geldiğinde onu öyküye dönüştürmeye çalışıyorum. Bir çeşit hobi diyelim buna.:) Beğeniniz için teşekkürler. Saygı ve selamlarımla.   16.10.2011 12:16
 

Öykü kurgu veya gerçek fark etmez, korkunç ve ürkütücü geldi bana...Şükür ki biz televizyon izlemiyoruz. Nedenine gelince; kromozom kırılmasına sebep olmamak için...Malum henüz bir yaşındaki Mehmet Burak'ı elektro-manyetik şualardan korumak gerekiyormuş iki yaşını tamamlayıncaya kadar...Aksi halde, kromozom kırılmasına sebep olurmuşuz bu da narin bünyesinin kaldıramayacağı en kötü rahatsızlıklara kapı aralarmış...Şayet TV izliyor olsaydık, bizim de sinirlerimizin sağlam kalması galiba mümkün değildi...Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 15.10.2011 22:26
Cevap :
Haklısınız Yurdagül hanım. Çocuklara 2 yaşına kadar televizyon seyrettirmemek, hatta çikolata bile yedirmemek gerektiğini bir çocuk doktoru söylemişti. Aslında biz de haberleri izlerken hergün şehit haberleri görmekten, büyük üzüntü duyuyoruz. Bir taraftan kadın cinayetleri, diğer taraftan birçok sinir bozucu haberler psikolojimizi olumsuz etkiliyor. Bence siz en iyisini yapıyorsunuz. Saygılar, selamlar....  16.10.2011 12:13
 

Merhabalar...Sevgili DOST EROL beyciğim..! :-)) Vah zavallı gariban AZRAİL insanoğluna.. Çok enteresan gerçekten... Ben İsrafil,Cebrail ve Melek isimlerine çok rastladım, fakat inanırmısınız Azrail'e ilk defa bu öyküde rastaldım şimdi. Bence eceli ile vefat etmiş, Dr. beyin bir hatası yok.! Yalnız Doktor deyince, gerçekten her meslekte kendine has özellikler ve zorluklar var elbetde... İnsan hayatına çok önem veren hekimlerimiz olduğu gibi PARAGÖZ doktorlarda var tabii ki bunların arasında... İnanırmısınız halklar arasında hiç bir problem yok... PKK ve REJAK gibi soysuz ve katilleri yaratan siyaset ve politikalar utansın..! Sonsuz sevgiler,selamlar ve saygılar size...:-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 15.10.2011 21:31
Cevap :
Aslında ben de Azrail ismine pek rastlamadım Necip bey. O ismi kurgunun bir parçası olarak kullandım. Öykü yazarken, öykünün içine güncel olayları da katmaya çalışıyorum. Bu durum okuyanları öykünün gerçek mi, kurgumu olduğu hakkında ikilemde bırakıyor. Bu şekilde yazmak nedense hoşuma gidiyor. Ülkemizde halklar arasında ben de bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Birbirleriyle evlilik bile yapabilen halklar arasında ne sorun olabilir ki! PKK ve PEJAK'ı destekleyen bazı odaklar menfaatleri doğrultusunda bu senaryoları ortaya koyuyarlar. Ne yazık ki olan masumlara oluyor. Teşekkürler. Saygı ve segilerimle...  16.10.2011 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7878
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3110
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster