Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
74
 

Baba-Oğul Davaları!

Dünyanın pek alışmadığı ama artık alışmaya başlayacağı bir haber Japonya'dan geldi: Bir Japon çocuk, beni niye dünyaya getirdiniz, diye ailesine dava açıyor.

Dava nasıl sonuçlanıyor, bilmiyorum ama çocukların aileleri ile cedelleşme devrine girdiğimizin tuhaf bir örneğini teşkil ediyor.

Bir Dava da İzmir'de görülüyor...Bu davada, ayrılmış eşlerin vesayeti anneye verilmiş çocukları, 18 yaşına kadar babasından 1300 TL. nafaka alıyor.

Çocuk, 18 yaşını geçmesine rağmen, özel bir üniversiteye devam ettiği için, babanın verdiği nafaka da devam ediyor.

Ancak, Baba 1300 TL'lik nafakayı ödemeyeceği için azaltılmasını istiyor ve mahkeme 1000 TL'ye düşürüyor. Bunun üzerine baba, daha önce verdiği 300 TL farkı oğlundan almak için yeniden dava açıyor.

Baba, davayı kazanıyor ve biriken On Bin TL'lik parayı, oğlundan icra yoluyla tahsil etmek istiyor.

Bu iki örnekten hareket ederek, aile kavramının ne hallere geldiğini yorumlayabiliriz.

Elbette bunlar yaygın örnekler değil..Ancak, günümüzün giderek daha fazla sekülerleşen toplumunda aile yapısının maddiyatı esas alan "şirkete" dönüştüğünü de inkar edemeyiz.

Çocukların, babayı para kaynağı olarak gördüğü, babanın bir noktadan sonra bu "yükü" taşımak istemediği bir zamandayız.

Aile yapısı çok güçlü olarak bilinen Japonlarda ve Türklerde bunlar oluyorsa, diğer toplumlarda neler oluyor, diye sormaya gerek yok..Batı, aileyi çoktan bitirdi!

Kuran'ın evrelsel hakikatini görmeyen ya da uymayan toplumların bu hale gelmesi kaçınılmazdı... Eğer, çocuklarınız Kurani ifadeyle "göz aydınlığı" olmuyorsa, "baş belası" olacaktır...

Baba'ya anneye "üf" bile demeyen evlat değil, yakasından toplayıp silkeleyen evlatlar yetişecektir..

“Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl( Furkan74)

"Rabbin, kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, ana babaya iyilik edin.. Onlardan birisi veya ikisi yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme, onları azarlama... İkisine de tatlı ve güzel söz söyle"(İsra23)

Şu iki ayet İlahi ilke'yi ortaya koyuyor..Birincisi: Allaha kulluktan sonra, ana-babaya itaat...İkincisi; baş belası değil, göz aydınlığı olarak görülmesi gereken eşler ve çocuklar!

Ne var ki, anne-baba, Allaha itaati çocuğuna veremediyse, ikinciyi, yani kendilerine itaati bulamıyor çocuklarından.

Eğer, şu İlahi esası Japonlar bilseydi, eminim Anayasalarında kanun haline getirirlerdi.

Allaha itaat eden ve yanında yaşlanan anne-babasına "üf" bile demeyen evlat...

Evladı bir lütf-u ilahi, bir göz aydınlığı ve bir Allah emaneti gören anne-baba!

İşte, dünyada ve ahirette ebedi saadeti yakalayacak aile formülü...

Yukardaki iki aile vakası ve Kuran'daki iki ayet...Eğer, Alemlerin Rabbinin insana verdiği hayat programını uygulamazsak, aklımıza gelmeyen "belalara" duçar olacağımız kesin!

Cennet güzelliklerinin dünyada yaşatan ailemizin Cehennem azabının yaşanma yeri olmaması için, kendimizi toparlamamız şart..

Daha önce de yazdığım gibi, düşmanın bizi topuyla tüfeğiyle yıkamaz; ama ailemezi yıkarlarsa bizi de yıkarlar...

Bunu onlar da bildiği için, her "kanal"dan ailemize saldırıyorlar...

Allah şerlerinden muhafaza eylesin!

Amin!

 
Abdülkadir Güler, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Ali AÇIKGÖZ Bey, Gündelik yaşama dair bir güzel anlatmışsınız. Hayata ayna tutuyorsunuz. Dilinize .yüreğinize sağlık, ömrünüze bereket. Selam ve sevgilerimle.

Abdülkadir Güler 
 11.02.2019 5:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1601
Toplam yorum
: 4180
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 767
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster