Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2670
 

Babamın Penguenleri

Babamın Penguenleri
 

Cuma günlerini seviyorum. Hafta sonu tatilinin habercisi olmasından çok, yeni filmlerin vizyona girecek olmasından dolayı bu sevgim:-) Her ne hikmetse bazı filmler sessiz sedasız giriveriyor vizyona. Kimileri ise neredeyse bir mevsim önceden adını duyurmaya başlıyor. ' Babamın Penguenleri ' sessizce vizyona girenlerden...

Dün Nickelodeon'da çizgi film seyreden torunum ' Babaanne bak, penguen filmi geliyormuş ' demese, doğrusu ya, hiç haberim olmayacaktı bu filmden. Ya da hangi filmler var bu hafta, diye internetten araştırana kadar bilmeyecektim.

Cehennem sıcaklarının hâlâ mola vermemesi yüzünden eve kapanıp kaldığımız için, sinemaya gitmek hoş bir soluklanma olacaktı, torunumla benim için. Seans bilgilerine bakarken konusuna da üstünkörü göz attım ister istemez. Baş rolde Jim Carrey'in olduğunu televizyonda görmüştüm zaten. Bir zamanlar Carrey'i neden sevmediğime şimdilerde hiç anlam veremiyorum. O zamanların aksine uzun zamandır hayranlıkla seyrediyorum filmlerini.

Film hakkında kısacık bir bilgi vermek istiyorum;
Mark Waters'ın yönettiği ve Jim Carrey, Carla Gugino, Angela Lansbury ile Ophelia Lovibond'un oynadığı 'Babamın Penguenleri” (Mr. Popper's Penguins) filminde, eşinden boşandıktan sonra hayatına son derece rutin bir şekilde devam eden iş adamı Tom Popper'in hayatı, babasından kendisine miras kalan 6 penguenle değişir. Önce penguenleri bir hayvanat bahçesine vermeyi düşünen Tom, çocukları penguenlere bayılınca, evini bir kış parkına çevirmeye karar verir.

Şirinler filminin gelmesini dört gözle beklemiştim ve çok da zevk alarak seyretmiştim. Ama bu film bence Şirinler'den çok çok daha güzeldi. Birkaç kez gözlerimin dolduğunu itiraf ederim:-) Bir kere gerçek bir sevgi filmiydi bu.( Seyretmek isteyenlere haksızlık olmasın diye detay yazmaktan özellikle kaçınıyorum.) Tabii ki bu tür filmlerde kullanılan şablon hep aynı. Ama çekim teknikleri, mekânlar; özleri benzer olsa da, bir anda farklı kılıyor her birini. Babamın Penguenlerinin kamera arkasını seyretmeyi de çok isterdim doğrusu.

Şirinler filminde sürekli tekrarlanan bir replik vardı, şirinlemek üzerine. Bu filmde de hoş bir replik var, daha doğrusu bir tamamlama sözcüğü; ...maz mıyım? Örnekse, birisi ' Şunu yapalım mı? ' dediği zaman Carrey ' maz mıyım? ' diyor:-)

Gölgede 38 dereceyi yaşadığımız bir günde; karla, buzla, penguenlerle ve sevgiyle dolu bir filme gittiğimiz için gerçekten çok mutluyum. Koca bir haftanın ruhumda bıraktığı bütün olumsuz tortular uçup gitmişti sinemadan eve dönerken:-) Hepinize öneriyorum, beğenmezseniz gazozlarınız ve patlamış mısırlarınız benden:-)

İç sesim yoldayken bana sormuştu; Şimdi sen bu filmi Milliyet / Blog'da yazacak mısın? diye. Ben de dedim ki iç sesime; maz mıyım?:-)



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İç sesiniz de, siz de çok yaşayın e mi Tülin Hanım :) Şirinler'i ben de izlemiştim sinemada ve çok sevmiştim.. Babamın Penguenleri filmi ise, sizin blogunuzu okuduktan sonra çok ilgimi çektim, hiç kuşkum yok bunu da çok severek izleyeceğim :) Bazen çocukların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmek, onların yaptıkları şeylere ortak olmak, onlar gibi hissetmek, öyle büyülü ki :) Mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim Tülin Hanım, sevdiklerinizle birlikte. Sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 29.08.2011 17:34
 

İtiraf edeyim,benim için en büyük sürpriz Angela Lansbury'i görmek oldu! Carrey artık yaşlanmış ve bence ciddi filmlere dönmeli.Çizdiği emlakçı profili harikaydı. 92 rekolte şampanyayı kulağından içiyormuş gibi yapıp ağzından çıkarması iyi numaraydı.Kızıyla negatif olan ilişkisini düzeltmesi ve hatta ex-eşiyle aralarının yeniden ısınması hep Kaptan ve arkadaşları sayesinde oldu. Ben evimi o hale getirir miydim emin değilim ama en çok Kaptan'ı, Kokuşuk'u ve Beyinsiz'i sevdim:) Buzdolabının soğutucusunu yuva sanmaları, sırayla tuvaletlerini yapmaları, Kaptan'ın Hayvanat bahçesinden uçarak kaçması, parkta yürümeleri-top oynamaları müthişti.Yavruların yumurtadan çıkması ne sevimliydi ama dişi Kaptan'ın yavrusunu kaybetmesi üzücüydü. HB görevlisinin stetoskopla yumurtayı dinlemesi de pek komikti. Antarktika'ya döndükten sonra akrabalarıyla kucaklaşmaları,Kaptan'ın yeniden yumurtlaması bizi de mutlu etti. Yine bana gülümseme hediye ettiğiniz için sana ve kankama teşekkür ederim Tülin. Slmlr

Ata Kemal Şahin 
 27.08.2011 21:24
 

"Tüçük" yaşamımıza girdiğinden beri ise herşey çok değişti, ama hiç şikayetçi değilim. Çocuk dediğimiz varlık gerçek bir sevgi yolculuğu çünkü. Hiçbir anını kaçırmak istemiyorum. Söz nereye geldi Yarabbim :-) Eve kocaman LCD ve ev sinema sistemi aldık ama aklımız sinemada. Onun tadı bambaşka. Kola ve patlamış mısırla küçük (!) bir lezzet kaçamağı da yaptık mı tamamdır. İyi ki anımsattınız, bu filme gicektik imi aklımızdan çıkmış. Ben de "İlk Aşk - Flipped" öneriyorum. Hem gözleriniz dolacak hem de kahkaha atacaksınız :-) Selam ve saygıyla.

Güz Özlemi 
 27.08.2011 12:14
 

Bir babaanne ve torun.Sizi filmi izlerken düşündüm bir an ve çok güzel bir fotoğraf karesi canlandı gözlerimin önünde :)) Gidemesem de film hakkında fikir edindim sayenizde.Sevgiler...

Naz Avcı 
 26.08.2011 23:02
Cevap :
Darısı başınıza diyeyim:-) İnanın bana, kızınız da çok sevecektir bu filmi. Çünkü gençler de vardı sinemada, çok mutlu ayrıldılar salondan:-) Sevgilerimle...  26.08.2011 23:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2075
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster